Gözlerinin önünde eşinin yaşadıklarına şahit olan Yelena, üzüntü ve acıdan düşük yaparak bebeğini kaybeder.
Böylece
Çar, hem en yetenekli varisi oğlunu, hem de geleceğin varisi doğmamış torununu
kaybeder.
Bu
olay Rusya’nın da kaderini değiştirir.
Çar’ın
hayattaki diğer oğlu Vasili İvanoviç, zihinsel engelli olduğu için tahta çıkamaz.
Öfkesine
yenilen ve korkunç bir sona imza atan Çar ise yaşattığı trajedi sonrası tüm
enerjisini kaybeder. Yaşadığı suçluluk
duygusu içinde kıvranır. Devlet işlerinden giderek uzaklaşır. Kendini dine verir.
Giderek
ülke yönetimi zayıflar.
Kısa
süre sonra da iç savaş ve kargaşa dolu günler başlar.
Çar
1584 yılında öldüğünde, geride parçalanmaya yüz tutmuş bir imparatorluk bırakmıştır.
İşte
bir anlık öfkenin yarattığı dalgalar silsilesi.
Yaşanan
onca trajedi, dökülen gözyaşları, kaybolan canlar ve hatta çöken bir
imparatorlukla beraber, zorluklar içinde kalan bir halk topluluğu.
Söz
konusu tabloda ünlü ressam bu olayı öylesine güzel işler ki bir yandan tarihe
not düşülürken, öte yandan insan psikolojisinin yaşamda ne denli önemli olduğu
gözler önüne serilir.
Şimdi
tabloya yeniden baktığımızda; babanın ve oğlun gözlerine odaklandığımızda,
orada varılan sonucun ağırlığı daha çok hissedilir netlikte değil mi?
Öfke, trajedi, acı, kızgınlık, kırgınlık, şaşkınlık, pişmanlık, kontrolden çıkmış bir hiddet, dehşet, geri dönülemez kararın ağırlığı.
Hepsi
ressamın fırça darbeleri ile yerini bulmuş.
Moskova’da
Tretyakov Galerisi’nde sergilenen ünlü tablo, 1883-1885 yılları arasında
yapılmış.
Tarihi
kaynaklar Repin’in tabloyu yaparken; yaşadığı dönemde ülke genelinde yaşanan
şiddet dolu olaylardan, duyduğu huzursuzluktan; Rus besteci Nikolai
Rimsky-Korsakov'un intikam, güç ve aşk dolu müziğinin içinde kopardığı
fırtınadan ve 1883 yılında Batı Avrupa'ya yaptığı bir seyahat sırasında tanık
olduğu boğa güreşlerinden fazlasıyla etkilendiğini belirtiyor.
Repin,
tablo üzerinde çalışmaya Moskova'da başlar.
Bu
yürek burkan tabloyu yaparken duyguları o kadar yoğundur ki; yeri gelir gözyaşı
döker, yeri gelir kendine eziyet eder. Yaptıklarını defalarca düzeltir; ta ki
içine sinip duyguları yerine oturana değin.
Peki kimdir bu özel tabloyu yapan İlya Repin?
Asker
bir baba ile öğretmen bir annenin oğlu olarak Ukrayna’da doğar İlya Repin.
İmparatorluk
Sanatlar Akademisi öğrencisi iken kazandığı burs ve madalyalar ile ismini
duyurmaya başlar.
Hatta
ilk tablo siparişini okuldayken alır.
Çalışkan
ve başarılıdır.
Eserlerinde
renk ve ışık oyunlarını ustaca kullanır.
İtalya
ve Fransa'da altı yıllık inceleme gezisi yapmasını sağlayacak bir burs elde
eder.
İlerleyen
yıllarda izleyiciler ve eleştirmenler tarafından takdirle karşılanan pek çok
esere imza atar. Ayrıca dünyayı gezmeye ve bu arada ruhunu doyurmaya devam
eder.
Viyana,
Paris, Berlin, Venedik ve Roma başta olmak üzere pek çok sanat şehrinde sergilere
katılır.
Gerçekçi
eserlerinin çoğunda büyük bir psikolojik derinlik olan sanatçı, 86 yaşında
hayata veda edene kadar çalışır.
İçindeki
boşluğu, duygusal fırtınayı ve en derin hislerini eserlerinde nakış gibi işlemeyi
başaran İlya Yefimoviç Repin, "Olağanüstü Rus ressam" tanımlamasıyla ismini
unutulmaz sanatçılar arasına yazdırır.
Bizlere
hayatın ve duyguların önemini hatırlatan, yaşamın renklerini keşfederken yol
gösteren, düşündüren, duygulandıran tüm sanatçılara saygıyla…
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
03.09.2025
Kaynaklar: https://tr.wikipedia.org; https://en.wikipedia.org.



Buna benzer bir tiyatro oyunu da okumuştum. Belki de buydu bilmiyorum. İsmini hatırladığımda buraya not düşmek için yeniden geleceğim.
YanıtlaSilNe güzel olur, sayenizde ben de öğrenirim)) teşekkürler...
YanıtlaSil