Tarihe mal olmuş şahane bir tablonun ismi ‘Kakımlı Kadın- Lady with an Ermine.’
Yine
hiç bilinmedik ve aşina olmadığımız bir sözcük.
Kakım.
Kakım
(Mustela erminea); sansargiller familyasından, gelinciğe benzeyen küçük ve ince
gövdeli bir memeli hayvan türü aslında.
İlginç
olan özelliği ise yazın sıcakta kahverengi olan kürkünün, kışın soğukta kuyruk
ucu hariç tamamen beyaz bir renge bürünmesi. Karla
kaplı ortamlarda kamufle olmak için.
Kürkü
oldukça değerli.
Bu
nedenle tarih boyunca lüks giyimde kullanılmış.
Özellikle kralların ve soyluların gücünü, masumiyetini ve asaletini simgelemiş.
İtalya
Floransa’da başlayıp tüm Avrupa'ya yayılan; 14. yüzyılın sonlarından 17.
yüzyılın başlarına kadar yaklaşık 300 yıl süren; kültürel ve sanatsal yenilenme
döneminde pek çok sanatçı tarafından sembolik olarak kullanılmış.
Rönesans döneminin en ünlü İtalyan sanatçılarından Leonardo da Vinci tarafından, 1489-1490 yılları arasında yapılan meşhur ‘Kakımlı Kadın’ tablosu da bu duruma en güzel örneklerden bir tanesi.
Ünlü
tablo, dönemin Milano Dükü Ludovico Sforza’nın genç sevgilisi Cecilia
Gallerani'yi tasvir eder.
"İtalya'nın hakimi" olarak ünlenen Ludovico Maria Sforza; 1494 yılından 1499 yılına kadar; Milano Dükü olarak hüküm süren bir İtalyan soylusudur.
Hırslı,
çalışkan, cömert ve barışsever olarak kabul edilen dük, sanatçıların ve
yazarların hamisi olur.
Ayrıca
Milano'daki sarayı, İtalyan Rönesansı sırasında Avrupa'nın en önemli ve zengin saraylarından
biri haline gelir.
Tabloya
modellik yapan kakımlı genç kadın ise Ludovico Sforza'nın gözdesi Cecilia
Gallerani’dir.
Cecilia,
1473 yılının başlarında İtalya'nın orta kesimindeki Toskana bölgesinde yer alan
Siena'da doğar.
Asil
bir aileden gelmemesine rağmen altı erkek kardeşiyle birlikte Latince ve
edebiyat eğitimi alır.
Henüz on yaşındayken Stefano Visconti ile nişanlanır, ancak bilinmeyen nedenlerle nişan bozulur.
Sanata
ve şiire olan tutkusuyla tanınan Cecilia, 1489 yılında Emilia-Romagna bölgesi Ravenna şehrinde yer
alan Monastero Nuovo (Nuovo Bazilikası) 'nı ziyerete gider.
Dük
Ludovico ile tanışmaları burada olur.
Zekası
ve sanata olan düşkünlüğü sayesinde dönemin önde gelen entelektüelleri arasında
yer alır. Kısa sürede Milano Dük’ünün dikkatini çeker.
Geçen
zaman içinde Ludovico Sforza'nın
sarayına taşınır.
Dük’ün
en sevdiği gözdelerinden biri haline gelir.
Bu
arada Milano entelektüellerinin felsefe ağırlıklı toplantılarını hiç kaçırmaz.
1489
yılında Sforza için saray ressamı ve mühendisi olarak çalışan Leonardo da
Vinci'ye poz verir.
Tablo
bir yılda tamamlanır.
Sanat
eleştirmenleri tablonun detaylarında, ünlü ressamın her zamanki ustalığını
fazlasıyla kullandığını kayıtlara düşerken; saflığın sembolü olarak kakımı
kullanmasının nedenleri üzerinde teoriler üretir.
İlk teori; Cecilia'nın soy ismi ile hayvanın Yunanca ismi (gallay) arasındaki kelime oyunu.
İkinci
teori ise; Dük Sforza’nın Napoli Kralı tarafından ‘ L'ermellino ' amblemli Ermin
Nişanı ile ödüllendirilmesi.
Söz
konusu figürlerin tablodaki uygulamasının dikkat çekici derecede benzer olmasını
da Da Vinci'nin ustalığına bağlarlar.
İlerleyen
yıllarda Dük Sforza tarafından İtalyan bir kontla evlendirilen Cecilia kontes
ünvanı alırken, kendilerine hediye edilen saraya taşınır. Orada çiftin beş
çocukları olur.
1512
yılında oğlunun ve üç sene sonra da eşinin ölümünden sonra, saraydan ayrılır. Lombardiya
bölgesi San Giovanni in Croce kasabasının merkezinde yer alan kaleye çekilir.
Nihayetinde
Kakımlı Kadın Cecilia, sanatseverlerin her dönem hayranlıkla izlediği şahane
tablosunu ardında bırakarak, 1536 yılında hayata veda eder.
Ceviz
ağacından bir panel üzerine yağlı boya ile boyanan tablo; Leonardo tarafından yapılmış,
dört kadın portresinden ikincisi.
Diğer
kadın portreleri ise Ginevra de' Benci, La Belle Ferronnière ve Mona Lisa.
Günümüzde
Polonya'nın Krakow şehrindeki Czartoryski Müzesi'nde sergilenen Kakımlı Kadın
tablosu, Polonya'nın ulusal hazinelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
11.06.2026
Kaynaklar:
https://en.wikipedia.org; https://en.wikipedia.org.





















