Tarihin gizli saklı dosyaları arasına sıkışmış ilginç bir öykü ve bu öykünün can bulduğu muhteşem bir tablodan söz etmek istiyorum.
Tablodaki
detaylara bakıp içinde kaybolduğunuzda öykünün sizi sarıp sarmalaması an
meselesi.
Tablonun
ismi ‘Kleopatra’nın Ziyafeti’.
Sanatçı İtalyan Giovanni Battista Tiepolo.
Yapım
tarihi 1744.
Tuval
üzerine yağlı boya ile yapılan ünlü tablonun boyutları 250,3x357 santimetre.
Sergilendiği
yer Avustralya-Melbourne’deki Victoria
Ulusal Galerisi.
‘Kleopatra’nın
Ziyafeti’ tablosu, açık havada ve görkemli bir mimari ortamda, ancak gökyüzünün
görülebildiği bir revakta tasvir edilir. Uzmanlar, Doğu'nun baş döndüren
zenginliğinin yansıtıldığı tablodaki diğer figürlerin de mevcut sahneyi
zenginleştirmek amacıyla kullanıldığını belirtir.
Tabloyu
eşsiz bir eser olması dışında ilginç yapan şey ise konusu.
Mısır
Kraliçesi VII. Kleopatra'nın, Romalı General Mark Antony ile girdiği bahsi
kazanmak için dünyanın en pahalı yemeğini hazırlattığı efsanevi bir olayı anlatır.
Doğa
bilimci ve yazar Pliny the Elder’ın “Natural History - Doğa Tarihi” isimli
kitabında aktardığına göre, bu bahsi zekası sayesinde Kleopatra kazanır.
Mark
Antony’nin ziyafetinden sonra, Kleopatra küpesinde nadir bulunan büyük ve değerli
incisini ezer. Yemek sırasında kendisine sunulan bir fincan sirkenin içinde inciyi
eritir. İnci çözüldükten sonra içtiği şarap kadehine koyar ve içer.
Böylece
zenginliğini ve gücünü kanıtlamış olur.
Masadaki
üçüncü kişi ise kazananın kim olduğuna karar veren Roma senatörü Lucius
Munatius Plancus’dur.
İnci
dünyasının bu en renkli öyküsüne; ünlü inci uzmanı yazar Fred Ward,un,
incilerin dünyasını anlattığı rehber niteliğindeki eseri ‘Pearls – İnciler’
kitabında da rastlanır.
Kitapta,
Kraliçenin Antony'yi ve temsil ettiği Roma İmparatorluğu'nu Mısır'ın zenginliğiyle
nasıl etkilediğini görürüz. İşte düzenlenen yemek ve finaldeki muhteşem incili
girişim de adeta bunun kanıtı olur.
Kadehteki
incili şarabı içen Kraliçeyi şaşkınlık içinde izleyen Antony bahsi kaybettiğini
kabul eder.
Çünkü
bir bahis için feda edilen incinin tutarı, dünyanın ilk mücevher bilimcisi
olarak anılan Pliny’nin açıklamalarına göre dudak uçuklatacak değerdedir.
Tarih
sayfalarında mücevherlere ve lükse düşkünlüğü ile tanınan Kleopatra’nın tüm
değerli eşyaları arasında en değer verdiği parçalarda hep incilerin yer aldığı
yazılır. Hatta tarihte bilinen en büyük iki incinin ikisinin de Kleopatra'ya
ait olduğu söylenir.
Venedikli ressam Giovanni Battista Tiepolo, sanatında eski çağ tarihini ve efsaneleri görkemli bir şekilde tuvaline aktarırken hayal gücünü de konuşturur. Işık ve gölgenin yarattığı güçlü tezatlıkları ve klasik bir yaklaşıma dayalı stili ile tartışmasız 18.yy’ın en iyi ressamı olarak kabul edilir.
‘Kleopatra’nın
Ziyafeti’ tablosu; ressamın bu konudaki üç büyük tablosundan ilki olarak
sanatseverlere ulaşır.
Tablo
1764 yılında Rus Çariçesi Büyük Katerina (Catherine the Great) tarafından satın
alınır ve St. Petersburg’daki Ermitaj Müzesinin koleksiyonuna eklenir.
Ardından
bir İngiliz sanat tüccarının eline geçer.
Daha
sonra 1933 yılında Avustralya’daki Victoria Ulusal Galerisine satılır.
Günümüzde
hala bu galeride sergilenen ve tarihin en pahalı ziyafetini anlatan tablo, sanatseverlerin
yoğun ilgisini ve hayranlığını çekmeye devam ediyor.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
10.03.2026
Kaynaklar:
https://www.getdailyart.com; https://en.wikipedia.org; https://www.grantsjewelry.com.

















