Sadece kendi hayatını yaşamak isteyen Lou Andreas Salomé’nin özgür düşünceli duruşu, o dönemler için oldukça aykırı kabul edilir. Kim bilir belki de pek çok kişi tarafından yanlış anlaşılması bu yüzdendir.
Evliliği
hiç düşünmediği halde; 1887 yılında İran dilleri ve kültürleri üzerine
uzmanlaşmış Alman dilbilimci Friedrich Carl Andreas ile evlenmek zorunda kalır.
Neden
mi?
Çünkü
teklifinin reddedilmesi durumunda, kendini öldürmekle tehdit eder Carl
Friedrich Andreas.
Son
derece zor durumda kalan Salomé, istemediği evliliğini Carl ölünceye kadar
devam eder.
Daha
sonraki yıllarda Rilke ile tanışır. Onu da alımlı zekası ile etkilemeyi
başarır.
Modern Alman edebiyatının ve dünya şiirinin en önemli isimlerinden biri kabul edilen Avusturyalı Rainer Maria Rilke; yoğun duygu dünyasıyla tanınan bir yazardır. Onun da hayatında önemli bir rol oynar.
Hatta
Salomé sayesinde Rusça öğrenen Rilke, bu sayede Rus yazarlar Tolstoy (ki onunla
şahsen tanışır) ve Pushkin’i anadillerinde okuyabilme zevkine erişir.
Salomé,
katıldığı edebi sohbetlerde duruşu, alımlılığı yanında felsefik yaklaşımları
ile herkesin ilgisini çekmeye devam eder.
1911
yılında Viyana’daki psikanalistlerin çevresine girer. Onlarla yaptığı
psikolojik sohbetlerle fikirleri daha da beslenir.
Böylesi
bir sohbet ortamında bu sefer de ünlü düşünür Freud ile tanışır. Kısa sürede Freud’un
öğrencisi ve yakın dostu olur.
Modern psikolojinin kurucusu olan Avusturyalı nörolog ve psikiyatrist Sigmund Freud ile aralarında pek çok derin sohbet gerçekleşir.
O
dönemde Viyana Psikanaliz Cemiyeti’ne kabul edilen tek kadın olur.
Hayatının
her devresinde karşısına çıkan fırsatları çok iyi değerlendiren, bulunduğu
ortamlardaki felsefik düşüncelere ve tartışmalara bizzat katılan Salomé; sorgulayan
zekası sayesinde her geçen yıl bilgisine bilgi katar.
Seyahat
etmeyi, yeni insanlarla tanışmayı çok seven yapısı da buna olanak tanır
elbette.
Birikimlerini öykü ve deneme yazılarında toplarken, psikoloji konusunda da oldukça uzmanlaşır.
Din,
felsefe ve kültürel alanda yaptığı edebî çalışmalarıyla dünya çapında
tanınırken; on dokuz romanı yanında pek çok felsefik ve psikolojik makaleye ve
denemeye imza atar.
Belki
de onu en iyi tanımlayan kişi bir zamanlar yollarının kesiştiği, öğretmeni ve
yakın dostu Sigmund Freud olur.
İnsani
zaafların hiç birinin onda bulunmamasını ve yaşamı boyunca bunları aşmış bir
kadın olarak varlık göstermesini takdir eden Freud’un; Salomé için tanımı sadece
üç kelimedir.
‘’Korkunç
bir zekâ’’.
Dolu
dolu hayatına zaman zaman nükseden kişisel zaafları çizikler atsa da, hayat
yolculuğu boyunca yaşamın anlamını arayan ruhlardan birisiydi karşımızdaki
kadın.
5
Şubat 1937 yılında Almanya da hayata veda ederken; aradıklarını bulup bulmadığı hep bir soru işareti olarak kalsa
da birçok kişiye ilham verdiğini unutmak
haksızlık olur.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
23.06.2026
Kaynaklar:
https://tr.wikipedia.org; https://www.iskultur.com.tr; https://bulten.mmoizmir.org.




















