Doktorlar öncelikle soğuyan bedeni ısıtırlar.
İlaç
verirler.
Uzuvlarına
masaj yaparlar.
Onu
tekrar hayatta tutabilmek için akıllarına gelen, o zamana kadar bildikleri her şeyi
denerler.
Sonra
ne mi olur?
Anne
Greene hayata geri döner.
Tedaviden
kısa süre sonra konuşmaya ve dört gün sonra da katı yiyecek yemeye başlar.
Bir
ay içinde, idamını çevreleyen zaman hakkındaki geçici hafıza kaybı dışında
tamamen iyileşir.
Mucize
tadındaki haber sadece Oxford’da değil neredeyse tüm İngiltere’de yayılır.
Önce
asılan, sonra ölü ilan edildiği halde otopside uyanan kadının hayatı
şaşkınlıkla takip edilir.
Bu
durumun bir tesadüf olmadığına, ilahi bir gücün müdahalesi olduğuna inanırlar.
Onlara
göre Anne Greene bağışlanmıştır.
Artık
masum olduğuna ve haksız yere suçlandığına inanan halk, onun seçilmiş bir kadın
olduğunu da söylemeye başlar.
Bir
anda değişen fikirler ve halkın tepkisi nedeniyle yetkililer geri adım atmak
zorunda kalır.
Anne
Greene kanun önünde affedilir.
Ölüm
cezası iptal edilir.
Peki
sonra Anne Greene’e neler olur dersiniz?
Yaşadığı
acı dolu günlere ve zorluklara inat hayata dört elle tutunur.
Evlenir.
Yeniden
çocuk sahibi olur.
Mutlu
ve başarılı bir hayata imza atar.
Bu
vakaya tanıklık eden doktorlar yaşananları titiz bir çalışma ile belgelere
döker. Tıbbı ve yasal kayıtlar oluşturur.
Yaşadığı
mucizeyi her kim nasıl değerlendirirse değerlendirsin, imkansızın bile bazen
umuda tutunduğunun açık bir göstergesi olarak bu olay tarihe geçer.
Onun
hikayesi aslında eski dönemlerin yoksul kadınlarının yaşadıklarına güzel bir
örnek olur. Sayesinde ezilen hatta yok sayılan kadınlar hakkındaki düşünceler ve
hatta kurallar yavaş yavaş değişir.
Kaderinde
belirlenen nefes sayısına hakkını verenlere selam olsun.
Onlar
iyi ki varlar.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
03.03.2026
Kaynaklar:
https://en-wikipedia-org.translate.goog; http://www.oxfordpast.com.















