22 Mayıs 2026 Cuma

MODERN KAFESTEKİ BEŞİZLER (3/3)

Kız kardeşlerden üçü evlenir. Annette'in üç oğlu, Marie'nin iki kızı ve Cécile'in dört oğlu ve bir kızı ve Cécile'in ikiz erkek çocukları olur.

Beşizlerden Emilie rahibeliği seçer ve 1954 yılında geçirdiği bir nöbet sonucu hayatını kaybeder.

Marie ise 1970 yılında kan pıhtısından dolayı yaşama veda eder.

1990 yılında, hayatta kalan üç kız kardeş Annette, Cecile ve Yvonne; çocukluklarında anne ve babaları tarafından sözlü, cinsel ve fiziksel tacize uğradıklarını; hatta yalnız kaldıklarında babalarının istismarını da anlattıkları bir kitap yazar.

Sonunda 1998 yılında Kanada hükümeti özür dileyerek hayatta kalan 3 kız kardeşe; çocukluklarında sirk hayvanı gibi sergilendikleri için; tazminat ödemeyi kabul eder.

Ancak onların amacı para değil, gerçektir.

Bir zamanlar dünya çapında metanet ve neşenin simgesi haline gelseler de yaşadıkları, sözcüklerle ifade edilemeyecek kadar ağır kalmış ve yaşama hakları ellerinden alınmıştı bir kere.

Bir çocuğun kar amacıyla sergilenmesini, mal gibi muamele görmesini, izinsiz pek çok deneyde kullanılmasını kabul edemiyorlardı.

Yvonne, 2001 yılında ve Cécile, 2025 yılında Kanada’nın başkentinde ölür.

Hayatta kalan son kız kardeş Annette ise 2025 yılının son aylarında yaşadığı Alzheimer hastalığının komplikasyonlarından dolayı yaşama veda eder.

Sevgiyle kalın.                                                                                              

Belgin ERYAVUZ

08.02.2026

Kaynaklar: https://hthayat.haberturk.com; https://www.life.com; https://onedio.com; https://www.britannica.com; Washington post old history.

 

 

 

 

 

 

 

 

MODERN KAFESTEKİ BEŞİZLER (2/3)

Tüm çocuklukları aileden izole bir şekilde, "Quintland - Beşiz Diyarı" isimli bir hastanede geçen; gülümsemeye zorlanan, içten içe sevgisiz ve yalnız bırakılan, çocukluklarını yaşayamayan beş kız kardeş.

Beşizlerden Cecile kolay öğrenir ama ilgisini çabuk kaybeder.

Yvonne inisiyatif sahibi lider karakterine sahiptir.

En küçükleri Marie büyümede kız kardeşlerine yetişir ama aralarında en yavaş olanıdır.

Annette müziğe duyarlı ve yeteneklidir.

Solak olan Emilie ise şakacı yapısı ile kardeşlerinin neşesidir.

Burada geçen 9 yıl boyunca, onları yaklaşık 3 milyon kişi ziyaret eder. Özel günlerde çektirdikleri fotoğraflar ise tüm dünyada gazetelere basılır.

Kısacası ilgi ve merak hiç bitmez.

Acıdır ki perde arkasında yaşanan gerçekler ve dram dolu saatler kimsenin umurunda olmaz.

Aradan yıllar geçer.

Tarihler 1943 yılını gösterdiğinde (beşizler 9 yaşındayken)  Dionne çifti, verdiği zorlu velayet mücadelesinin ardından kızlarını geri kazanır. Böylece beşizlerin yaşadıkları modern kafesten ayrılıp ailelerinin evine dönmelerine izin verilir.

Ancak döndüklerinde mutlu olurlar mı dersiniz?

Maalesef hayır.

Ebeveynlerini bir kurtarıcı olarak göremeyen beşizler; annelerini sevgisiz, babalarını ise kontrolcü, hatta zalim olarak görmeye başlar.

Ellerinden alınan hayatları nedeniyle insan olmayı bile öğrenememişlerdir ne yazık ki.

Yıllarca kapalı tutuldukları ve sosyal bağışıklık geliştiremedikleri için; modern kafes dışındaki yaşama alışmakta zorlanırlar. Üstelik kamusal merak objeleri olarak sergilenirken, özel hayatları sefalet, ihanet ve en yakınlarının istismarlarıyla damgalanır.

18 yaşına gelir gelmez ailelerinin evini terk edip, anne-babalarıyla olan iletişimi keserler.

Evet ünlüydüler. Herkes tarafından tanınıyorlardı. Ama özgür değillerdi ve hiçbir zaman olmamışlardı.

İşte bu nedenle sonraki yıllarında adalet için, kendileri için yaratılan sistem için konuşmaya, savaşmaya başlarlar. (devamı 3/3’te)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

08.02.2026

MODERN KAFESTEKİ BEŞİZLER (1/3)

Beş tane pırıl pırıl kız bebek.

Tek batında dünyaya geldiklerinde yaşama şansları hayli düşük olarak beklense de; bebeklikten sağ kurtulan dünyadaki ilk beşiz kızlar onlar.

Bu yönden bakıldığında hayli şanslılar.

Öyle ya beşi bir arada hayata tutunmuş.

Ama ya gerçekler?

Yıl 28 Mayıs 1934.

Yer Kanada – Ontario eyaleti - Corbeil köyü.

Fransız asıllı Kanadalı Oliva ve Elzire Dionne'nin erken doğan beş kız bebeği.

Yvonne, Annette, Cécile, Émilie ve Marie.

Dionne Beşizleri.

Dünyanın mucizesi.

Şanslı başlayan ilk nefeslerinin, sonradan acı bir travmaya dönüşeceği kimin aklına gelirdi ki?

Dionne kardeşlerin doğumunu Dr. Allan Roy Dafoe yaptırır.

İki ay erken doğan bebekler, tek elle tutulabilecek kadar küçüktür.

Toplam ağırlıkları ise sadece 6 kilodur.

Bu nedenle yaşama şansları düşüktür.

Ancak anne sütü bağışları, modern kuvözler ve hemşirelerin yardımıyla hayatta kalmayı başarırlar.

Beşiz olarak dünyaya gelip, yeni doğan evresini sağlıklı bir şekilde atlatan ilk bebek oldukları için de doktorları hayli ün kazanır.

Bu mucize gibi güzel haber kısa sürede herkes tarafından duyulur.

Maddi durumu hayli kötü olan ebeveynleri kısa sürede ikna edilir.

Habere ve ilgiye dikkat kesilen o dönemin Kanada hükümet yetkilileri; bebeklerin özel bakıma ihtiyacı olduğunu, korunmaları gerektiğini öne sürerek beşizleri ailelerinden ayırır. Velayetleri anne babadan alınarak beşizlerin bakımı doktorlara devredilir.

Henüz dört aylık süt bebek iken, devletin koruması altına alınan ve anne ve babalarından uzaklaştırılan beşizler; özel olarak yapılan bir hastaneye yerleştirilir. Doğumu gerçekleştiren Dr. Dafoe, beşizlerin bakıcısı olur.

Zaman geçtikçe artan ilgi nedeniyle, bebekler için özel bir insan hayvanat bahçesi yapılır.

Nasıl mı?

Modern kafes yöntemiyle, tek yönlü bir ekranın ardına yerleştirilirler.

Belirli saatlerde beslenirler. Bilim insanları tarafından pek çok deneysel teste tabi tutulurlar. Tüm yaşamları kameraların önünde milyonlara teşhir edilir.

Zaman zaman hemşireler tarafından bir kreş balkonuna çıkarılır, isimleri bir karta yazılmış halde, aşağıdaki kalabalığa teker teker gösterilirler.

Beşizleri görmek isteyenler, kızların camla çevrili yaşam alanlarında dolaşıp fotoğraf çekme şansını dahi yakalar.

İroniye bakın ki, beşizlerden Cecile, 'anne' demeden önce 'doktor' demeyi öğrenir.

Sevimli yüzleri ile pek çok reklamda kullanılırlar. Dokuz yaşına geldiklerinde, doğdukları yere milyon dolarlık turizm geliri ve hatta sponsorluk sağlamayı başarırlar.

O dönem hükümetinin ve ona yakın iş adamlarının, Dionne kardeşler sayesinde elde ettikleri kar; adeta dudak uçuklatan bir bedel olarak kabul edilir.

Dionne ailesi ise bu paradan herhangi bir pay alamaz. (devamı 2/3’te)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

08.02.2026

9 Mayıs 2026 Cumartesi

EL YIKAMANIN BEDELİ (2/2)

Başka doktorların yüzleşmekten kaçındığı, küçük ama önemli bir detayı fark etmiştir artık.

Böylece ele bulaşan hastalık yapıcı faktörlerin ölüme sebebiyet verebileceğini, bu nedenle el temizliğinin son derece önemli olduğunu savunur.

Çünkü ortada kimsenin göremediği bir bulaşma ve bunun kadınlara aktarılması vardır.

İşte bu yüzden son derece basit bir kural getirmek ister.

Ellerin dikkatli bir şekilde yıkanması.

Semmelweis, 1847 yılında çalıştığı hastanede kalsiyum hipoklorit içeren antiseptikler kullanarak el yıkama uygulamasını önerir.

Bu sayede ölüm oranları önemli ölçüde azalmaya başlar.

Korkulan lohusalık humması neredeyse ortadan kalkar.

Viyana'daki bir takım genç doktorlar, bu keşfin önemini fark eder ve ona her türlü yardımı sağlar.

Gelin görün ki elde edilen veriler; sadece el yıkamanın ölüm oranını %1'in altına düşürdüğünü gösterdiği halde; fikirleri tıp topluluğu tarafından reddedilir.

1849 yılında klinikteki görevinden alınır. Başka kurumlara yaptığı başvuruların hepsine olumsuz yanıt alınca Viyana'yı terk etmek zorunda kalır.

1850 yılında Pest'e geri döner.

Sonraki altı yılını Pest'teki St. Rochus Hastanesi'nde doğum bölüm başkanı olarak geçirir. Aldığı önlemler sayesinde burada da ölüm oranını hızla düşürür.

1855 yılında Pest Üniversitesi'nde kadın doğum profesörü olarak atanır.

Bu arada evlenir.

Beş çocuğu olur.

Kendi özel muayenehanesini açar.

Fikirleri Macaristan'da kabul gördüğü halde;  Viyana ona karşı düşmanca davranmaya devam eder.

Semmelweis, 1861 yılında çalışmalarını derleyerek yayınlar.

Eserini yurtdışındaki tüm önde gelen kadın doğum uzmanlarına, üniversite profesörlerine ve tıp derneklerine gönderir.

Ancak genelde olumsuz tepkiler alır.

Yine de pes etmez. Pek çoğuna açık mektuplar yazar.

Bu arada ispatlanan tezini saçmalık olarak lanse edenler; bunun durdurulması gerektiğini hararetle savunur.

Net bir bilimsel açıklama sunulmadığını savunan tıp otoritesi; hasta sağlığı için ellerin yıkanması önerisini son derece küçük düşürücü bularak meslektaşlarını küçümser.

Birçok doktor bu buluşun kendi gururlarına ağır bir darbe olduğunu söylemekten çekinmez.

Onunla alay eder.

Hatta dışlar.

Giderek artan yoğun tepkiler ve direniş karşısında Semmelweis adeta yıkılır.

Yalnız kalır ve ruh sağlığı bozulmaya başlar.

1865 yılında sinir krizleri geçirmeye başlar.

Ona inanmayan doktorlar birleşip bir heyet oluşturur. Ve onu bir akıl hastanesine kapatırlar.

Gelin görün ki hastaneye alındıktan sonra adeta dehşeti yaşar.

Gardiyanlar tarafından feci şekilde dövülür. Bir hücreye kapatılır.

Sağ elinde dayak sonrası oluşan kangrenden kaynaklanan bir yaradan ötürü; sadece 14 gün sonra; 47 yaşında hayata veda eder.

Aşağılanmış ve yok sayılmış bir şekilde.

Sadece el yıkamanın bedelini hayatıyla ödemiştir.

Yapılan otopside, yaşamı ve meslek hayatı boyunca mücadele ettiği enfeksiyondan öldüğü ortaya çıkar.

Oysaki sonraki yıllarda; Fransız kimya ve biyoloji bilgini Louis Pasteur tarafından; yaptıkları mikrop teorisi ile doğrulanır.

Geç de olsa tıp dünyası ismini saygıyla ve onurla anarak, doktorlar arası onursal fahri başkan ilan eder.

İroniye bakın ki savunduğu uygulamalar ölümünden sadece birkaç yıl sonra, yaygın bir şekilde kabul görmeye başlar.

Son sözler modern antiseptiğin babası olarak kabul gören Joseph Lister’dan gelsin.

"Ona ve başarılarına büyük bir hayranlıkla bakıyorum ve sonunda hak ettiği saygıyı görmesinden dolayı çok mutluyum."

Sizce yukarılardan bir yerden hissetmiş midir?

Yoksa hala kırgın mıdır?

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

01.02.2026

Kaynaklar: https://tr.wikipedia.org; BBC Word old history; https://www.britannica.com.

 

 

 

EL YIKAMANIN BEDELİ (1/2)

Bazı şeylerin bedeli ağır oluyor.

Üstelik hak etmemiş ve tamamen yanlış anlaşılmışsa.

Tıpkı birazdan paylaşacağım el yıkamanın bedeli gibi.

Sonuçları öylesine ağır olmuş ki okuduğunuzda şaşıracağınıza eminim.

Bunun için tarihin tozlu sayfalarında biraz gerilere gidelim.

19. yüzyılın henüz başlarında, hastanelerde hastalarını iyileştirmek için canla başla çalışan, bir yandan da araştırma yapan doktorlardan sadece biridir.

Ignaz Semmelweis.

Çalışkan.

Prensipli.

Azimli.

Lakabı "Annelerin kurtarıcısı".

Antiseptik prosedürlerin öncüsü.

1818 yılında Budapeşte’de doğar.

Budapeşte ve Viyana Üniversitelerinde tıp eğitimi görür.

1844 yılında doktora derecesini alır. Asistan doktor olarak atanır.

Böylece Viyana hastanesi kadın doğum kliniğinde Obstetrik Cerrahi (Gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemi kapsayan, anne ve bebeğin sağlığını izleyen ve tedavi eden tıbbi dal) alanında çalışmaya başlar.

Tam da o yıllarda, yeni doğum yapan kadınlarda görülen lohusalık humması ve yüksek ateş pek çok hasta kaybına sebebiyet verir.

Kadınların çoğu evde doğum yapıyor olsa da; bir takım komplikasyonlar nedeniyle hastaneye yatmak zorunda kalanlar arasında ölüm oranları hayli yüksektir.

Bazı doktorlar kadınlarda oluşan enfeksiyonu; aşırı kalabalık, yetersiz havalandırma veya emzirmenin başlaması gibi nedenlere bağlar. Onlara göre hastalık ve ölüm önlenemez.

Birim şefinin şiddetli itirazlarına rağmen; bu konu üzerinde dikkatli ve titiz bir çalışma yapan Semmelweis; doğum kliniklerinde sıkça yaşanan lohusalık humması ile el yıkama alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi araştırmaya başlar.

Gözlerinin önünde yaşanan trajediyi izlerken, günlerce gözlem yapar. Notlar alır.

Hastaneye doğum yapmak için sağlıklı bir şekilde gelen kadınlar,  kısa süre sonra lohusa hummasından hayatlarını kaybeder.

Ortada öyle kuvvetli ve bilinmeyen bir enfeksiyon vardır ki, bazı koğuşlarda her üç anneden birinin sonu bu acı son olur.

Doktor Semmelweis, aylarca titiz gözlemine devam eder.

Eldeki verileri sayar.

Birbiri ile karşılaştırır.

Bir kalıba oturtmaya çalışır.

Klinikte; öğrencilerin eğitim gördüğü birinci bölümle, ebelerin eğitim aldığı ikinci bölüm arasında; kadın ölüm oranı olarak ortaya çıkan bariz farkı inceler.

Doktorların doğum yaptırdığı koğuşlardaki anne ölümünün, ebelerin doğum yaptırdığı koğuşlara göre daha fazla olduğunu tespit edince nedenini araştırmaya girişir.

Eğitim aldıkları diseksiyon (organları kesip inceledikleri blm) odasından doğrudan doğumhaneye gelen öğrencilerin, muayene ettikleri hastalara bir şeyler bulaştırmış olabileceği tezi üzerinde düşünür.

Tam bu esnada bir arkadaşını, lohusalık döneminde ölen bir kadının muayenesi sırasında, elindeki yaraya bulaşan bir enfeksiyondan kaybeder.

Böylece düşünceleri birbirini tamamlar.

Sonunda o zamana kadar kimsenin aklına dahi gelmeyen gerçeği bulur.

Fikirlerini kanıtlamak amacıyla öğrencilere; muayene öncesi ellerini klorlu kireç çözeltisinde yıkamaları talimatını verir. (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

01.02.2026

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...