23 Mart 2013 Cumartesi

SINIRLARIMIZ OLMADAN ÖZGÜRCE…

Motivasyon ve algıların değişimi ile ilgili harika bir videodan söz etmek istiyorum bu yazımda sizlere. İnsanın aslında sınırları olmadığını, isterse her şeyi başarabileceğini, o sınırları ancak kendisinin koyduğunu öyle güzel açıklıyor ki… İzler izlemez aklıma hemen kaleme alıp paylaşmak geldi, istedim ki sizler de benim gibi heyecan duyun ve sınırlarıNız olmadan, özgürce hayata balıklama dalmanın keyfini çıkarın.

Kocaman bir futbol sahasında geçiyor anlatacağım kısa öykü, aslında birebir hayatın içinden tam bir yaşam kesiti. Oyuncular spor öncesi antremandalar. Koçları başlarında, direktifler veriyor ve hep beraberce hayli zor bir hareketi deniyorlar. Her bir sporcu dizlerini yere hiç değdirmeden, ellerinden destek alarak; bir nevi emekleme hareketiyle yürümeye çabalıyor. Üstelik tek başlarına değil, sırtlarında birer arkadaşlarını taşıyarak. Denedikleri hareketin ismi ‘ölüm emeklemesi’. Gerek kol gerekse bacak kaslarını inanılmaz disipline ediyor ve sırtlarında arkadaşlarının ağırlığını da ekstradan taşıdıkları için sporcuları hayli zorluyor. Bu nedenle ancak belirli sayıya kadar yapabiliyorlar. Aslında kafalarında belirlenen bir sayı var ve o sayıyı gözlerinde öyle büyütüyorlar ki; farkında olmadan sınırlarını o dar çerçeve içine sıkıştırıyorlar.

Filmimizin ilk karesi, koçlarının direktifleri ile beraber topluca bu hareketi yapan sporcularla başlar. Ve koçlarının sürekli olarak ‘’haydi gösterin kendinizi, 9 metre daha, haydi gücünüzü artırın, dizleriniz yere değmesin, kalbinizi verin, pes etmeyin… ‘’ şeklindeki yüksek ses tonu ile devam eder. Sporcuları motive edip yönlendirmenin en güzel şeklidir belki de bu.

Ve sonunda daha önceden belirlenen mesafeye ulaşanlar, kan ter içinde hareketi sonlandırır ve sırtlarındaki arkadaşlarını da yere bırakırlar. Koç hepsini motivasyonlarından dolayı tebrik eder. Geriye koşan ve sahanın ortasında beraberce dinlenme molasına çekilen sporcular; bu arada birbirleriyle şakalaşmaya başlar. Tam bu esnada, içlerinden bir tanesi koça ‘karşılaşacakları takımın bu sene ne kadar güçlü olduğunu’ sorar. Bu soruya kızan koç ise  ‘Cuma gecesindeki karşılaşmayı kayıp hanesine ekledin galiba’ diye cevaplar. Sporcu genç ise altta kalmadığını göstermek istercesine ‘ onları yenebilecek olsak, böyle umutsuz olmazdım’ şeklinde bir karşılık verir. Tüm sakinliğini koruyan koç verdiği kararla bu umutsuz sporcuyu ve bir arkadaşını öne alır. Bunun üzerine sporcu genç ‘verdiğim bu cevaptan dolayı başım belada mı? ‘ diyerek koça meraklı bir bakış fırlatır. Koçun cevabı ise ‘henüz değil, yine ölüm emeklemesi hareketini yapacaksın, yine arkadaşını sırtında taşıyacaksın; ancak bu sefer elinden gelenin en iyisini yapacaksın’ şeklindedir.

Karşılıklı süregelen bu konuşmalar sırasında diğer sporcular aralarında gülüşmeye başlar. Bu durum sporcu gencin moralini bozmakla beraber ister istemez koçunu dinler. Grup halindeki denemelerinde sadece 20 adım gittikleri için ’30 adıma mı gitmemi istiyorsun? ‘ diye sormaktan da geri kalmaz. Koç ise ‘bence 50 ye gidebilirsin ‘diye yanıtlar. Sporcu genç ’50 adım mı? ‘ diyerek şaşkınlığını dile getirir ve ekler ‘sırtımda kimse olmazsa gidebilirim.’ Koç ise ‘hayır sırtında arkadaşın her zamanki gibi olacak, ama bana elinden geleni yapacağına söz ver ‘ diyerek sporcudan beklentisini dile getirir. Ve karşılığında güven dolu bir cevap alır.

Tam başlamak üzereyken, koç  bir şartı olduğunu söyleyerek eline aldığı eşarpla sporcu gencin gözlerini bağlar ve  ‘gözlerin bağlıyken yapacaksın ‘ diye ilave eder.
Sporcu genç ‘neden?’ diye sorduğun da ise koçun yanıtı ‘daha ileriye gidebilecekken bırakmanı istemiyorum’ olur.

Sonunda sporcu genç emekleme pozisyonunu alır; arkadaşı sırtına yerleşir ve iyice tutunmasının ardından yarış  başlar. Bu yarış aslında gencin kendisiyle olan yarışıdır ve kazanması halinde kendine olan güveni daha da artarken, sınırlarını nasıl zorlayabileceğini öğrenecektir.

Koç ’dizlerin yere değmesin, sadece eller ve ayaklar’ diye uyarırken; aynı zamanda gözleri kapalı yol aldığı için de ‘sağ, sol ‘ gibi yön ikazları yapar.

Bu arada arkadaşları geri planda heyecanla olacakları izlemektedirler ve aslında arkadaşlarının pes edeceği anı beklemektedirler içten içe.

Sporcu genç yavaş yavaş yorulmaya başlar, ama koçunun güçlü motivasyonunu hep yanı başında hisseder. Gözleri bağlı olduğu için aklındaki 20 sayısını geçip geçmediğinin farkında bile değildir. Üstelik soluk soluğa kalmıştır ama, devam eder. Çünkü koçu bir an olsun onu yalnız bırakmaz ve ’20 yi unut, elinden geleni yap, devam et; durma, daha fazlasını yapabilirsin, devam et, gücün tükenene kadar sakın durma işte bu! ‘ şeklindeki telkinlerine devam eder.

Sporcu genç son gücünü kullanmaktadır, oldukça yavaşlar ama durmaz. Canı acımaktadır, kolları bacakları inanılmaz ağrımıştır, üstelik arkadaşının ağırlığı daha da fazla gelmeye başlamıştır kendisine. Yine de kulaklarında koçunun talimatları ve motivasyonu ile artık ne kadar gittiğini bilemeden devam eder.

Bu arada arka plandaki arkadaşları durumun nereye kadar gideceğini görmenin telaşıyla ayağa kalkarlar. Bir yandan arkadaşları için endişelenmekte, öte yandan ne zaman duracağını merak etmektedirler. Artık yüzlerinde o alaycı ifade yoktur, yerine merak dolu bakışlar ve takdir dolu bir ifade yerleşmiştir.

Sporcu genç’ çok zor’ dedikçe; koç ‘çok zor değil, devam et, haydi, daha ileriye, 20 adım daha, sakın durma, devam, elinden geleni yapacağına söz verdin unutma, sakın bırakma, yapabilirsin, 10 adım daha, devam et, bütün kalbini ver, bırakma’ diyerek genci bir an olsun yalnız bırakmaz.

Sonunda gücü tamamen tükenen sporcu genç adeta yere yığılır, arkadaşını sırtından indirirken; tahmininin  50 sayısı civarında olduğunu söyler. Ancak koçunun cevabı ile şaşkına döner. Çünkü aklındaki sayıları çoktan geçmiş ve sahanın sonuna varmış, harika bir başarı yakalamıştır. Sevinç gözyaşları içindedir.

Koç ‘bu takımdaki en etkili oyuncu sensin, eğer sen yenilmiş gibi davranırsan, diğer arkadaşların da öyle davranır; bana gördüğümden daha fazlasını veremeyeceğini söyleme. Az önce 63 kiloluk birini bütün saha boyunca sırtında taşıdın. Sana ve liderlik yeteneğine ihtiyacım var, bunu harcama. Sana güvenebilir miyim? ’diye sorar. Cevabı ise içten bir ‘evet’ olur.

Tam bu esnada, hareket boyunca sırtta taşınan diğer sporcu koça seslenerek ‘Koç , ben 60 istiyorum ‘diye azmini gösterir. Koç bunun üzerine sporcularına tebessümle bakar ve onlara gerekli güveni vermiş olmanın iç rahatlığı ile antremanı sonlandırır. Kısa filmimiz burada biter.

İşte insan azminin, sınırlarını zorlamasının en güzel göstergesi budur bence. Konan hedefleri kısa tutmamak, hayalleri olabildiğince geniş bir ufka yaymak insanı daha da motive eder. Yeter ki sınırlarımızı, kendimizi ve düşüncelerimizi dar kalıplara hapsetmeyelim.

Tıpkı Spartacus’un dediği bu güzel söz gibi; ‘’insan, kalbi ve aklıyla bir yola baş koyduysa, bu dünyada hiçbir şey imkansız değildir.’’ O halde kulaklarımızda Spartacus’un sözleri; hedeflerimize sınır koymadan başlama zamanıdır diyorum ben. Yeter ki, hayattan ne istediğimizi gerçekten bilelim ve beklentilerimizin farkında olalım.

Amerikalı ünlü yaşam koçu  Antonhy Robbins şöyle der;
‘’Ne istediğine karar ve eyleme geç. Nelerin iyi sonuç verip vermediğini fark et. Elde etmek istediğine göre şekillendir, yaklaşımını değiştir. Bir sonuç üretmeye karar vermek olayları hareket geçirir. Eğer istediğinizin ne olduğuna karar verir, kendinizi eyleme geçirirseniz, bundan bir şeyler öğrenip, yaklaşımınızı değiştirirseniz, işte o zaman o sonuca ulaşacak gidişi yaratırsınız.’’

Hayallerimiz, hedeflerimiz ve şu ana kadar erteleyip bir türlü yapamadığımız her ne varsa sınırlarımızdan kurtulup, gelecek mucizelere izin verme zamanıdır şimdi. Durmak bir kez daha ertelemek olmaz, başlamak için en uygun zaman ŞİMDİ. Umudumuza sımsıkı sarılıp tüm yüreğimizle gerçekten inanırsak her şey bizim elimizde.


Tıpkı Goethe’nin dediği gibi;
‘’Düşleyeceğiniz her şey için yola koyulabilirsiniz. Yüreklilik, içinde zekayı, gücü ve büyüyü barındırır. Hemen başlayın.’’

Bence de denemek, kendi sınırlarımızı zorlamak, yarı yolda pes etmemek ve hayallerimizi yakalamak adına mücadele etmek bizim elimizde. İSTERSEK HERŞEY YAPABİLİRİZ… yeter ki tüm kalbimizle buna inanalım.

Son sözleri başarılı ve popüler Alman yazar Pierre Franckh’a ayırmak istedim; sözleri öyle güzel ki…

‘’İmkansız, sadece bizim imkansız olduğunu düşündüğümüz şeydir. Belki de şu anda imkansız olduğunu düşündüğün şey, işte bu sınırsız olanakların imkansız olmadığı fikridir. Öyleyse bu senin şahsi kanaatindir. Bunun doğru ya da yanlış; iyi ya da kötü bir tarafı yok. Bu senin, kendi kanaatindir ve yaşamın da bu doğrultu da ilerleyip gelişecektir. ‘’

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

16.02. 2013

Kaynak: Yazıma ilham olan video izlemek isteyenler için; 
http://www.youtube.com/watch?v=TZ-wWpwzQ4Q


2 yorum:

  1. Azimden çok inanç... Ellerinize yüreğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  2. Güzel bir site sitenizi beğendim.Arkadaşlarıma Tavsiye Edeceğim.Tebrik ederim

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...