Tarihi kayıtlarda kendi kendine eyleme geçirilen en uzun sessizlik.
Dile
kolay tam 65 yıl sürmüş.
Üstelik
bunu yapan kişi çok ünlü bir ailenin ferdi.
Adele
Hugo.
Hepimizin
bildiği Sefiller romanının yazarı Victor Hugo'nun kızı.
İnsan,
ister istemez merak ediyor böylesi radikal bir eylemin perde arkasında
yaşananları.
Nasıl
bir acı, nasıl bir üzüntü insanı bir ömür boyu sürecek sessizliğe mahkum eder?
Adele
Hugo’yu yakından tanımaya ve sır perdesini aralamaya var mısınız?
Adèle
Hugo, 24 Ağustos 1830 yılında Fransız yazar Victor Hugo'nun beşinci ve en küçük
çocuğu olarak Paris’te doğar.
Son derece kültürlü ve varlıklı bir evde büyür. Müzik yeteneği olan ancak içine kapanık bir çocuk olarak tanımlanır.
Hugo
ailesi, 19 yaşında evlenen ve bir tekne kazasında eşiyle beraber boğularak ölen
abla Léopoldine Hugo'nun acısıyla bir dönem Adele’yi unutur.
Kaybettiği
ablasının gölgesinde yaşayan Adele’nin ilk depresyon belirtileri de o zaman
başlar.
Yine
de alımlı yüzü, uzun koyu renk saçları ile beğeni toplayan Adele’nin, tanınmış
birçok Parisli sanatçı tarafından portresi yapılır.
1852
yılında babasının siyasi sürgüne zorlanması nedeniyle, ailecek Manş Adaları'nın
en büyük ikinci adası olan Guernsey adasına taşınırlar.
Tam 18 yıl süren ada serüveni maalesef Adele’nin yaşamındaki dönüm noktasını oluşturur.
Taşınmalarından
iki yıl sonra adada, bir İngiliz subay olan Albert Andrew Pinson ile tanışan
Adele, ondan hayli etkilenir.
O
yıllarda Adele henüz 24 yaşında, aşık olduğu subay ise 22 yaşındadır. İkili
arasında başlayan kıvılcım dolu ilişki, bir yıl sonra bir evlilik teklifi ile renklenir.
Gelin
görün ki Adele herhangi bir gerekçe ileri sürmeden subayın teklifini reddeder.
Aradan
geçen kısa süre içinde verdiği yanıttan pişman olup, geri döner ve subay ile
barışmak ister. Ancak bu defada gururu incinen subayın olumsuz yanıtı ile
karşılaşır. Pinson, askeri kariyerine devam edeceğini açıklar açıklamaz, orduya
katılır.
İkilinin
arasında masumca başlayan romantik ilişki, ne yazık ki yıllar geçtikçe bir
saplantıya dönüşür. Çünkü ruhundaki şizofren belirtileri yavaş yavaş gün yüzüne
çıkan Adele’nin çok seyrek gördüğü subayla ilgili takıntısı giderek artar.
Yakın
çevresindeki tüm olanakları kullanarak subayı, gidip görev yaptığı yerleri,
yaşantısını yakından takip etmeye başlar. İçine düştüğü derin umutsuzluk, saplantısını
daha da körükler.
1869
yılında Pinson, Dublin'e gönderilirken Adèle'den kalıcı olarak ayrıldığını dile
getirir. Bir yıl sonra da varlıklı bir yarbayın kızı ile evlenir.
Kendi sarsıntılı ruh dünyasında, oldukça perişan halde yaşayan ve adeta hayata küsen Adele, 1872 yılına kadar Fransa'ya dönmez.
Geçen
süre içinde kendi ailesi dahi onun yaptıklarını ve yapmak istediklerini takip etmekte
zorlanır. Çünkü akrabalarının onu aramasını istemediğini bildiren mektuplar
yazar.
Sonunda,
kimseye nerede olduğunu bildirmeden saplantılı aşkını Barbados adasına kadar
takip eder.
Adèle'in
hayatı ile ilgili tüm bu detaylı bilgilere tuttuğu günlüklerden, yazdığı mektuplardan
ve babasının çeşitli biyografilerinden ulaşmak mümkün.
Hugo
ailesinin diğer üyelerinde hatta Victor Hugo'nun kız kardeşi Eugène'de de
görülen şizofreni, ne yazık ki Adele’yi kıskacından hiç bırakmaz.
Sonunda
Paris dışında varlıklı ailelerin kaldığı bir akıl hastanesine gönderilir.
1915
yılında hayata veda edinceye kadar orada kalır.
Tarihsel kaynaklar; baba Victor Hugo’nun tam 35 yıl boyunca kızının yeminini bozmaya çalıştığını ancak başaramadığını not düşer.
Çünkü
Adele Hugo; 1850 yılından 1915 yılında hayata veda ettiği ana kadar tek bir
kelime dahi etmez.
65
yıllık bu sessizlik, tarihteki en uzun kendi kendine yapılan sessizlik olarak
kabul edilir.
Yaşanan
dramatik olaylar ve geldiği nokta; o kadar çok kişinin ilgisini çeker ki 1975
yılında " Adèle Hugo'nun Hikayesi" isimli bir biyografik film
çekilir. Ayrıca pek çok yazar tarafından da biyografisi yazılır.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
04.01.2026
Kaynaklar:
https://en.wikipedia.org; https://www.encyclopedia.com.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder