Dünyada insanlık var olduğundan bu yana çoğunlukla kadınlar gölgede kalmış.
Belki
de gölgede kalmaya mecbur bırakılmış.
Şimdi
onlardan bir tanesinin hayatına, yaşarken hissettiklerine, elden geldiğince
duygularına; bir de onun tarafından bakarak, göz atalım istedim.
İşte
gölgedeki kadın.
Catherine
Hogarth.
Çok
genç yaşta yazmaya tutkun bir adamla evlenir.
İlerde
eşinin edebi bir deha olarak kabul edileceğinden habersizdir.
Tam
on çocuk doğurur.
Üç
çocuğunu kaybettiğinde acıların en tarifsizini yaşar.
Evlilikleri boyunca, yuvalarındaki iyi ve zor zamanlarda hep eşine görünmez destek olur. Birlikte pek çok şey başarırken, yuvasını korur kollar.
Eşi
yazarken onu tüm varlığı ile destekler.
Geçen
zaman içinde eşi, İngiliz edebiyatının en ünlü yazarlarından biri haline
geldiğinde çok mutlu olur.
Her
zaman ki gibi önceliği eşine ve yavrularına verir.
Yaşadığı
on hamilelik boyunca yıpranan ve yorulan bedenini, kaybettiği yavrularının
acısı ile dağlanan duygularını, isteklerini hiçe sayar.
Kendisini
bir gün dahi düşünmez.
Ta
ki eşi kendi imajını korumak için, karısının en özel ve gizli acılarını dünyaya
saçacak kadar ileri gidene kadar.
Bir
anda şok olur.
Yaşadıklarına
inanamaz.
Ne
acıdır ki dünya ünlü yazara inanır.
Gölgedeki
eşin duygularını, yaşadıklarını, suskunluğunu, geceleri döktüğü gözyaşlarını
dikkate almaz.
Evliliklerinde başlayan bu büyük çatlak; yazarın kendisinden çok daha genç bir aktris olan Ellen Ternan’a âşık olması ile son noktaya gelir.
Aldatılan
kadın olmasına rağmen yine de toplum tarafından suçlu bulunur.
Üstelik
o dönemde boşanma çok zor olduğu için ayrılamazlar.
Yazar
eşi, onu duvarların arkasındaki küçük bir odaya adeta hapseder.
Gölgedeki
kadın ise; yaşamı boyunca hep yaptığı gibi sessiz kalmayı tercih eder.
Çok
sevdiği çocukları, yuvası ellerinin arasından kayarken; ister istemez
toplumdaki yerini de kaybeder.
Yine
de eşine hiçbir zaman yük olmadan hayatta kalmayı başarır.
Son
günlerinin geldiğini hissettiğinde ise son arzusunu dile getirir.
Eşinin bir zamanlar ona hitaben yazdığı aşk mektuplarının yayımlanmasını ister.
Amacı
dünyaya bir zamanlar ne kadar sevildiğini göstermektir aslında.
Peki
ne olur dersiniz?
Bu
son dilek dahi yerine getirilmez.
Neden
mi?
Çünkü
o gölgedeki kadındır.
Peki
tüm bu olayların yaşanmasına sebep olan diğer taraftaki eş kimdir derseniz;
hepimizin yakından tanıdığı, romanlarını severek okuduğu Charles Dickens’dan
başkası değildir. (devamı 2/4’ de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
05.09.2025




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder