18 Şubat 2026 Çarşamba

GÖLGEDEKİ KADIN (1/4)

Dünyada insanlık var olduğundan bu yana çoğunlukla kadınlar gölgede kalmış.

Belki de gölgede kalmaya mecbur bırakılmış.

Şimdi onlardan bir tanesinin hayatına, yaşarken hissettiklerine, elden geldiğince duygularına; bir de onun tarafından bakarak, göz atalım istedim.

İşte gölgedeki kadın.

Catherine Hogarth.

Çok genç yaşta yazmaya tutkun bir adamla evlenir.

İlerde eşinin edebi bir deha olarak kabul edileceğinden habersizdir.

Tam on çocuk doğurur.

Üç çocuğunu kaybettiğinde acıların en tarifsizini yaşar.

Evlilikleri boyunca, yuvalarındaki iyi ve zor zamanlarda hep eşine görünmez destek olur. Birlikte pek çok şey başarırken, yuvasını korur kollar.

Eşi yazarken onu tüm varlığı ile destekler.

Geçen zaman içinde eşi, İngiliz edebiyatının en ünlü yazarlarından biri haline geldiğinde çok mutlu olur.

Her zaman ki gibi önceliği eşine ve yavrularına verir.

Yaşadığı on hamilelik boyunca yıpranan ve yorulan bedenini, kaybettiği yavrularının acısı ile dağlanan duygularını, isteklerini hiçe sayar.

Kendisini bir gün dahi düşünmez.

Ta ki eşi kendi imajını korumak için, karısının en özel ve gizli acılarını dünyaya saçacak kadar ileri gidene kadar.

Bir anda şok olur.

Yaşadıklarına inanamaz.

Ne acıdır ki dünya ünlü yazara inanır.

Gölgedeki eşin duygularını, yaşadıklarını, suskunluğunu, geceleri döktüğü gözyaşlarını dikkate almaz.

Evliliklerinde başlayan bu büyük çatlak; yazarın kendisinden çok daha genç bir aktris olan Ellen Ternan’a âşık olması ile son noktaya gelir.

Aldatılan kadın olmasına rağmen yine de toplum tarafından suçlu bulunur.

Üstelik o dönemde boşanma çok zor olduğu için ayrılamazlar.

Yazar eşi, onu duvarların arkasındaki küçük bir odaya adeta hapseder.

Gölgedeki kadın ise; yaşamı boyunca hep yaptığı gibi sessiz kalmayı tercih eder.

Çok sevdiği çocukları, yuvası ellerinin arasından kayarken; ister istemez toplumdaki yerini de kaybeder.

Yine de eşine hiçbir zaman yük olmadan hayatta kalmayı başarır.

Son günlerinin geldiğini hissettiğinde ise son arzusunu dile getirir.

Eşinin bir zamanlar ona hitaben yazdığı aşk mektuplarının yayımlanmasını ister.

Amacı dünyaya bir zamanlar ne kadar sevildiğini göstermektir aslında.

Peki ne olur dersiniz?

Bu son dilek dahi yerine getirilmez.

Neden mi?

Çünkü o gölgedeki kadındır.

Peki tüm bu olayların yaşanmasına sebep olan diğer taraftaki eş kimdir derseniz; hepimizin yakından tanıdığı, romanlarını severek okuduğu Charles Dickens’dan başkası değildir. (devamı 2/4’ de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

05.09.2025

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...