İri mavi gözleri, canlı teni, hafif kalkık burnu, yuvarlak ve kırmızı dudakları, minyon yapısı; cana yakın ve gülümseyen ifadesi ile Catherine, aslında dikkat çekici bir genç kadındır.
Aralarındaki
güzel duygusal ilişki; fiziksel görünümünün yanında, şefkatine, uyumuna aşık
olan Dickens'ın evlilik teklifi ile taçlanır.
İşte
tam bu sıralarda Charles, Catherine’e pek çok mektup yazar. Hemen hepsinde
güzel kadına olan sıcak ve derin sevgisinden bahseder. (Eşinin son arzusundaki
mektuplar)
1836
yılında Chelsea'deki Lukes Kilisesi'nde evlenirler. Çok mutludurlar. Balayına
çıkarlar. O sıralar Charles eşini memnun etmek için çabalar durur. Onun ev
hanımlığından, zevklerinden, zekiliğinden bahseder her defasında.
Bir
sene sonra ilk çocukları doğar. Doğum sonrası yaşanan zorluklarda Catherine’nin
kız kardeşi Mary, ablasına yardımcı olmak için yanlarına gelir. Bu amaçla aynı
evde hep beraber yaşamaya başlarlar.
Gelin görün ki kısa süre sonra Mary hayatını kaybeder. Bu beklenmedik ölüm her ikisini de derinden etkiler.
Catherine,
üzüntüden düşük yaparken; Charles kollarında ölen Mary’nin bir tutam saçını
saklamaktan tutun da, parmağındaki yüzüğünü kendi parmağına takmasına, hatta
öldüğünde Mary ile aynı mezara gömülmek isteğine kadar pek çok etik dışı
harekette bulunur.
Yine
de karı koca aile yaşantılarına kaldıkları yerden devam eder.
Charles
yazarken, Catherine yuvası ve çocuğu ile ilgilenir. Derken ikinci doğum
gerçekleşir. Doğan kız çocuğuna Mary’nin ismi verilir. Maalesef ikinci doğum
sonrası stres de ilki gibi çalkantılı olur.
Bu
arada Charles işi gereği çıktığı seyahatlerde eşine özlem dolu mektuplar yazmaya
devam etse de; döndüğündeki davranışları daha serttir.
Aile
içinde yaşanan gerginlikler yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar.
Bu
gergin ve huzursuz ortama rağmen çocuk yapmaya devam ederler. Çünkü hem çok
mutlu hem de çok hüzünlü bir evliliktir yaşadıkları.
Eserleri Amerika'da son derece tutulan ve sevilen Charles Dickens, telif hakkı reformu için; 1842 yılında Amerika'ya seyahat etmeye karar verir. Çocukları arkalarında bırakmaya zorla razı ettiği eşi Catherine’i de yanında götürür.
Gemi
yolculuğunda büyük bir tehlike atlatmış olmalarına rağmen; yeni yerler görmek,
yeni keşifler yapmak her ikisine de iyi gelir.
Londra'ya
geri döndükten çok kısa süre sonra; Catherine'in on beş yaşındaki kız kardeşi
Georgina Hogarth aileye katılır.
Ev
işlerine ve çocukların bakımına yardımcı olan, hatta Catherine hastalandığında
katılması gereken sosyal etkinliklere katılan kız kardeş; bir süre sonra Charles’ın
en yakın arkadaşı olur.
Georgina
ölen kız kardeş Mary ile olan yüz benzerliği bir yana, zekası ile de yazarı
etkilemeye başlar.
Artık
ailenin kalıcı üyesi olmuştur.
Sekizinci çocukları doğduğunda Charles, David Copperfield romanını yazmakla meşguldür. Hatta roman kahramanının ismini oğluna verir.
Catherine
düşükler ve zor doğumlarla geçen yaşamına rağmen, yuvasındaki sıcaklığı
korumaya çalışır. Hatta ‘Akşam Yemeğinde Ne Yapalım?’ isimli bir yemek kitabı
yazıp yayınlar.
Tam
bir yıl sonra son çocukları dünyaya gelir.
Artık
oldukça kalabalık bir aile haline gelmişlerdir.
Bu
durum Charles Dickens’i yanlış seçimler yapmaya iter. Gerek Londra gerekse
diğer ülke ziyaretleri sırasında yaptığı uçarılıklardan bir şekilde haberdar
olan Catherine, üzgündür.
Charles’ın
yaşadığı başarısız ilişkiler zaman içinde hem kişiliğine hem de eşine karşı
olan tavırlarına yansır.
İşte
tüm bu yaşananlara karşı ayakta kalmaya çalışan Catherine, kendini tamamen
bırakır. Yemek yiyerek avunma yolunu seçer. Giderek kilo almaya başlar. (devamı
4/4’de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
05.09.2025




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder