18 Şubat 2026 Çarşamba

GÖLGEDEKİ KADIN (3/4)

İri mavi gözleri, canlı teni, hafif kalkık burnu, yuvarlak ve kırmızı dudakları, minyon yapısı; cana yakın ve gülümseyen ifadesi ile Catherine, aslında dikkat çekici bir genç kadındır.

Aralarındaki güzel duygusal ilişki; fiziksel görünümünün yanında, şefkatine, uyumuna aşık olan Dickens'ın evlilik teklifi ile taçlanır.

İşte tam bu sıralarda Charles, Catherine’e pek çok mektup yazar. Hemen hepsinde güzel kadına olan sıcak ve derin sevgisinden bahseder. (Eşinin son arzusundaki mektuplar)

1836 yılında Chelsea'deki Lukes Kilisesi'nde evlenirler. Çok mutludurlar. Balayına çıkarlar. O sıralar Charles eşini memnun etmek için çabalar durur. Onun ev hanımlığından, zevklerinden, zekiliğinden bahseder her defasında.

Bir sene sonra ilk çocukları doğar. Doğum sonrası yaşanan zorluklarda Catherine’nin kız kardeşi Mary, ablasına yardımcı olmak için yanlarına gelir. Bu amaçla aynı evde hep beraber yaşamaya başlarlar.

Gelin görün ki kısa süre sonra Mary hayatını kaybeder. Bu beklenmedik ölüm her ikisini de derinden etkiler.

Catherine, üzüntüden düşük yaparken; Charles kollarında ölen Mary’nin bir tutam saçını saklamaktan tutun da, parmağındaki yüzüğünü kendi parmağına takmasına, hatta öldüğünde Mary ile aynı mezara gömülmek isteğine kadar pek çok etik dışı harekette bulunur.

Yine de karı koca aile yaşantılarına kaldıkları yerden devam eder.

Charles yazarken, Catherine yuvası ve çocuğu ile ilgilenir. Derken ikinci doğum gerçekleşir. Doğan kız çocuğuna Mary’nin ismi verilir. Maalesef ikinci doğum sonrası stres de ilki gibi çalkantılı olur.

Bu arada Charles işi gereği çıktığı seyahatlerde eşine özlem dolu mektuplar yazmaya devam etse de; döndüğündeki davranışları daha serttir.

Aile içinde yaşanan gerginlikler yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar.

Bu gergin ve huzursuz ortama rağmen çocuk yapmaya devam ederler. Çünkü hem çok mutlu hem de çok hüzünlü bir evliliktir yaşadıkları.

Eserleri Amerika'da son derece tutulan ve sevilen Charles Dickens, telif hakkı reformu için; 1842 yılında Amerika'ya seyahat etmeye karar verir. Çocukları arkalarında bırakmaya zorla razı ettiği eşi Catherine’i de yanında götürür.

Gemi yolculuğunda büyük bir tehlike atlatmış olmalarına rağmen; yeni yerler görmek, yeni keşifler yapmak her ikisine de iyi gelir.

Londra'ya geri döndükten çok kısa süre sonra; Catherine'in on beş yaşındaki kız kardeşi Georgina Hogarth aileye katılır.

Ev işlerine ve çocukların bakımına yardımcı olan, hatta Catherine hastalandığında katılması gereken sosyal etkinliklere katılan kız kardeş; bir süre sonra Charles’ın en yakın arkadaşı olur.

Georgina ölen kız kardeş Mary ile olan yüz benzerliği bir yana, zekası ile de yazarı etkilemeye başlar.

Artık ailenin kalıcı üyesi olmuştur.

Sekizinci çocukları doğduğunda Charles, David Copperfield romanını yazmakla meşguldür. Hatta roman kahramanının ismini oğluna verir.

Catherine düşükler ve zor doğumlarla geçen yaşamına rağmen, yuvasındaki sıcaklığı korumaya çalışır. Hatta ‘Akşam Yemeğinde Ne Yapalım?’ isimli bir yemek kitabı yazıp yayınlar.

Tam bir yıl sonra son çocukları dünyaya gelir.

Artık oldukça kalabalık bir aile haline gelmişlerdir.

Bu durum Charles Dickens’i yanlış seçimler yapmaya iter. Gerek Londra gerekse diğer ülke ziyaretleri sırasında yaptığı uçarılıklardan bir şekilde haberdar olan Catherine, üzgündür.

Charles’ın yaşadığı başarısız ilişkiler zaman içinde hem kişiliğine hem de eşine karşı olan tavırlarına yansır.

İşte tüm bu yaşananlara karşı ayakta kalmaya çalışan Catherine, kendini tamamen bırakır. Yemek yiyerek avunma yolunu seçer. Giderek kilo almaya başlar. (devamı 4/4’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

05.09.2025

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...