10 Şubat 2026 Salı

İLK FOTOĞRAFIN MUCİZESİ

Bir yanda dünyayı dolaşıp farklı kültürleri ve manzaraları deneyimlemeyi seven bir fotoğrafçı.

Diğer yanda hayatında hiç fotoğrafı çekilmemiş bir kadın.

Ve bu ikilinin yollarının kesiştiği yerde, denklaşöre basıldığında ölümsüzleşen o bildiğimiz tek kare.

İlk fotoğrafın mucizesi olmuş.

Pek çok dalda ödül sahibi olan Amerikalı fotoğrafçı ve fotoğraf muhabiri Steve McCurry; çağdaş fotoğrafçılığın en ikonik isimlerinden biri.

Philadelphia, Pensilvanya doğumlu McCurry, yaşamı boyunca yapacağı sayısız seyahatin ilkini Hindistan'a yapar.

Tabiri yerindeyse ülkeyi kamerasıyla keşfeder.

Uzun süren yolculuğun ardından Pakistan sınırını geçer.  Tanıştığı bir grup Afganistanlı mülteciyle aylarca iç içe yaşar.

Çektiği çarpıcı fotoğraflar ile dünyaya gerçekleri gösterme hedefiyle; yedi kıtada ve birçok ülkede unutulmaz eserlere imza atar.

Özellikle yok olan kültürleri, kadim gelenekleri ve çağdaş kültürü dünyaya açmak için aralıksız çalışır.

Uluslararası Fotoğrafçılık Onur Listesi'ne de giren ünlü fotoğrafçı;  aslında hepimiz tarafından 1984 yılında Peşaver'deki mülteci kampında çektiği o tek kare ile tanınır.

Çünkü ertesi yıl National Geographic dergisinin Haziran sayısında "Afghan Girl" (Afgan Kızı : Şarbat Gula) başlığıyla o kare, kapak resmi olarak yayımlanır.

National Geographic için birçok görevde fotoğraf çeken McCurry’nin binlerce fotoğrafından sadece biri belki; ama fotoğrafı çekilen kadının hayatındaki İLK FOTOĞRAF.

Afgan Kızı, Ağustos ayında Taliban'ın Afganistan'da yönetimi ele geçirmesinin ardından; ülkesini terk etmek için sivil toplum kuruluşlarından yardım ister.

Ağustos ayından itibaren Afganistan'dan binlerce kişiyi tahliye eden İtalya, ona da yardım elini uzatır.

Gözleri, savaşın kuruttuğu bir ülkenin trajedisini yansıtan ve hayatındaki tek fotoğraf ile yüzü dünya çapında tanınan ‘Afgan kızı’ nın kim olduğu yıllarca bilinmezliğini korur.

Çektiği fotoğrafın yarattığı ilginin dünya çapında dinmemesi nedeniyle Steve McCurry ve National Geographic ekibi; 2002 yılında ‘Afgan kızı’ nı yeniden bulmak umuduyla Afganistan'a gider.

Steve McCurry, geçmişte kaldığı Pakistan mülteci kampını yeniden ziyaret ederken, Afgan Kızı’nın erkek kardeşini tanıyan birine rastlar. Ondan aldıkları bilgilerle Afganistan'ın ücra bir bölgesinde yaşayan aileye ulaşmayı başarır.

Fotoğrafın göz irisinin biyometri teknolojisi ile incelenmesi sonucu Afgan Kızı'nın aranan kişi olduğu kesinleşir.

Bu sefer ismiyle beraber aslında kim olduğu dünyaya duyurulur.

İsmi Sharbat Gula (Şerbet Güla).

Peştun kökenli bir Afgan.

Altı yaşındayken, Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı bombalaması sırasında babası, erkek kardeşi ve üç kız kardeşiyle birlikte köylerinden kaçar.

Ailece dağları geçerek Pakistan'a ve 1984 yılında da Pakistan'daki Nasir Bagh mülteci kampına gider.

Henüz çocuk denecek yaşta Rahmet Gül ile evlendirilir.

1992 yılında Afganistan'daki köyüne geri döner.

Yaklaşık 10 yıl sonra eşi Hepatit C virüsünden ölünce, üç kızı ile beraber yaşam mücadelesine kaldığı yerden devam eder.

Hayat hikayesi daha yeni fotoğrafları ile National Geographic dergisinin 2002 Nisan sayısında yayımlanır. Aynı zamanda kendisini konu alan bir televizyon belgeseli de hazırlanır.

National Geographic ekibi onu tekrar bulana kadar, fotoğrafını çocukken hiç görmediğini belirten Şerbet Güla; ilerideki yıllarda o tek kare fotoğrafın kendisine yarardan çok zararı olduğunu açıklar.

Yaşadığı bölgede hiç bitmeyen savaş, kadınlara yönelik sert tutumlar, çekişme ve anlaşmazlıklar Afgan Kızı’nın yaşamını neredeyse her döneminde sınamış.

Yine de her şeyin düzene girdiğini sandığı sıralarda baş gösteren zorluklarda bile mücadeleyi hiç bırakmayan bir kadın kendisi.

Belki hiç gülmemiş korkuyla bakan gözleri ama hayatına sahip çıkma kararlılığı hiç değişmemiş.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

28.10.2025

Kaynaklar: https://www.bbc.com; https://www-stevemccurry-com; https://tr.wikipedia.org.

 

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...