Hayatta söze dökülenleri eyleme geçirmek, üstelik kendi yaşamında uygulayabilmek son derece zor.
Tıpkı
Charles Dickens’ın; yetimhanede büyüyen genç yetim Oliver’in, Londra'da bir
yankesici çetesine karışmasının serüven dolu hikâyesini anlattığı; ‘Oliver
Twist’ romanındaki satırları gibi.
‘’İnsan
ne kadar kötü şeyler yaşarsa yaşasın iyi kalmak, iyi olmak bir tercihtir ve ne
olursa olsun işin sonunda iyiler kazanacak.’’
Peki
Victoria devrinin en iyi romancısı Charles Dickens; bir zamanlar sevdiği
kadına, eşine, çocuklarının annesine karşı iyi kalabilmiş, onun hayatını
kolaylaştırmak için olanak tanımış mı dersiniz?
Tarihteki
notlar maalesef tanımadığı yönünde.
Üstelik
ünlü yazar aynı eserin de şöyle der;
‘’Dünyada
hiç kimsenin kendisi kadar yakın dostu yoktur.’’
İroniye
bakın ki gölgedeki eşin hayatı bu sözcükleri fazlasıyla kanıtlar şekilde
gelişir.
Roman
okumayı çok seven birisi olarak, dikkatimi çeken ve üzerinde düşünmeyi sevdiğim
satırların yazarlarını ve onların gerçek hayatlarını düşünürken aklıma hep
sorular gelir.
Böylesi
etkileyici cümleleri düşünen, yazan ve yeri gelip bizlere ışık olan yazarların;
kendi hayatlarında daha özenli olmasının beklentisi belki de bu hislerim; bilemiyorum.
Ama hayat tecrübem arttıkça insanların sözleriyle yaptıklarının, çoğu zaman çeliştiğine şahit oluyorum.
Gelin
bu bölümde gölgedeki kadını daha yakından tanımaya çalışalım.
Catherine
Hogarth, 1815 yılında Edinburgh'da doğar.
Tam
on kardeşin en büyüğüdür.
Babası
George Hogarth yetenekli bir yazardır.
Yazarlık
kariyerini geliştirmek için ailesiyle Londra'ya taşındığında Catherine henüz 15
yaşındadır.
Bir yandan editörlük, bir yandan öğretmenlik yapan babası çalıştığı gazetede bir vesile Charles Dickens ile arkadaş olur.
İlerleyen
zamanlarda ailenin meyve bahçeleriyle çevrili evlerine davet edilen Charles
Dickens; orada 19 yaşındaki çekici Catherine ile tanışır. Güzel kadın ilk andan
itibaren ilgisini çeker.
Catherine'in
doğal halleri, edebiyatla ilgili eğitimli bir aileye sahip olması, üstelik
damarlarında İskoç kanının akması Charles’ı hayli etkiler. Tanıdığı diğer
kadınlardan farklı olduğunu düşündürür.
Bu
arada hisler karşılık bulur. Çünkü Catherine Hogarth da Charles Dickens'tan
etkilenir. Onu beyefendi ve hoş biri olarak beğenir. (devamı ¾’de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
05.09.2025



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder