18 Şubat 2026 Çarşamba

GÖLGEDEKİ KADIN (2/4)

Hayatta söze dökülenleri eyleme geçirmek, üstelik kendi yaşamında uygulayabilmek son derece zor.

Tıpkı Charles Dickens’ın; yetimhanede büyüyen genç yetim Oliver’in, Londra'da bir yankesici çetesine karışmasının serüven dolu hikâyesini anlattığı; ‘Oliver Twist’ romanındaki satırları gibi.

‘’İnsan ne kadar kötü şeyler yaşarsa yaşasın iyi kalmak, iyi olmak bir tercihtir ve ne olursa olsun işin sonunda iyiler kazanacak.’’

Peki Victoria devrinin en iyi romancısı Charles Dickens; bir zamanlar sevdiği kadına, eşine, çocuklarının annesine karşı iyi kalabilmiş, onun hayatını kolaylaştırmak için olanak tanımış mı dersiniz?

Tarihteki notlar maalesef tanımadığı yönünde.

Üstelik ünlü yazar aynı eserin de şöyle der;

‘’Dünyada hiç kimsenin kendisi kadar yakın dostu yoktur.’’   

İroniye bakın ki gölgedeki eşin hayatı bu sözcükleri fazlasıyla kanıtlar şekilde gelişir.

Roman okumayı çok seven birisi olarak, dikkatimi çeken ve üzerinde düşünmeyi sevdiğim satırların yazarlarını ve onların gerçek hayatlarını düşünürken aklıma hep sorular gelir.

Böylesi etkileyici cümleleri düşünen, yazan ve yeri gelip bizlere ışık olan yazarların; kendi hayatlarında daha özenli olmasının beklentisi belki de bu hislerim; bilemiyorum.

Ama hayat tecrübem arttıkça insanların sözleriyle yaptıklarının, çoğu zaman çeliştiğine şahit oluyorum.

Gelin bu bölümde gölgedeki kadını daha yakından tanımaya çalışalım.

Catherine Hogarth, 1815 yılında Edinburgh'da doğar.

Tam on kardeşin en büyüğüdür.

Babası George Hogarth yetenekli bir yazardır.

Yazarlık kariyerini geliştirmek için ailesiyle Londra'ya taşındığında Catherine henüz 15 yaşındadır.

Bir yandan editörlük, bir yandan öğretmenlik yapan babası çalıştığı gazetede bir vesile Charles Dickens ile arkadaş olur.

İlerleyen zamanlarda ailenin meyve bahçeleriyle çevrili evlerine davet edilen Charles Dickens; orada 19 yaşındaki çekici Catherine ile tanışır. Güzel kadın ilk andan itibaren ilgisini çeker.

Catherine'in doğal halleri, edebiyatla ilgili eğitimli bir aileye sahip olması, üstelik damarlarında İskoç kanının akması Charles’ı hayli etkiler. Tanıdığı diğer kadınlardan farklı olduğunu düşündürür.

Bu arada hisler karşılık bulur. Çünkü Catherine Hogarth da Charles Dickens'tan etkilenir. Onu beyefendi ve hoş biri olarak beğenir. (devamı ¾’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

05.09.2025

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...