7 Temmuz 2026 Salı

ENGELLERİ AŞAN ‘CODA’ (1/2)

Geçtiğimiz günlerde insanın içini sıcacık yapan, ara ara yüreğini sızlatan ama umudun çiçek açtığı bir film izledim.

İzlerken insanı düşündüren, hala yeterince empati yapmadığımızı adeta yüzümüze haykıran bir engelli filmi.

İsmi CODA.

Bu İngilizce bir kısaltma aslında.

CODA (Child of Deaf Adults) yani kulakları işitmeyen ve konuşamayan bir ailenin, işiten ve konuşan tek çocuğu demek.

Fransız filmi ‘La Famille Bélier'in İngilizce yorumu olarak karşımıza çıkan film 2021 yılında çekilir.

Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Kanada ortak yapımı.

94. Akademi Ödülleri'nde En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında üç ödül kazanır.

Bir dijital platform tarafından yayınlanan ve En İyi Film Oscar'ına ulaşan ilk film olur.

Üstelik daha çarpıcı kısmı ise başrollerinde ağırlıklı olarak işitme engelli oyuncuların oynadığı İLK film olması.

79. Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Drama Filmi, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında ödüle aday gösterilir.

Ayrıca başrol oynayan ve üstün performansları ile aday olan sanatçılar, sinema tarihinde adaylığa layık bulunan ilk engelli sanatçı oldukları için de tarihe geçerler.

Tüm bu doneler bile filmin izlenebilirliğini artıyor elbette.

Bir dönem engellileri yakından tanıma şansı kazanan birisi olarak, biliyorum ki her engel yaşayandan sorulur.

Bizlerin onları anlaması mümkün değil. Empati yapabilsek dahi çektikleri zorlukların kıyısına zor yaklaşırız.

Belki de yapabileceğimiz en güzel şey, onların da bizler gibi olduklarını kabul etmek.

Engelleri ile aramızda rahatça nefes almalarına olanak sağlamak.

Sadece o kadar.

Engelliler arasından işitemeyen insanlar ise, hepimizin özlem duyduğu sessizliğin tam orta yerindeler.

Bizler rutin işlerimizi yaparken, okulda eğitim alırken, iş yerlerinde çalışırken ve çoğu zaman kaos dolu olayların arasında huzuru sessizlikte ararken; onları nasıl da unutuyoruz.

Düşünsenize sıkıldığımızda bir müzik açıp, notaların ve sözlerin arasında kaybolurken; onlar hiç duyamıyor. Müzikten geçtim, ne kendi seslerini, ne çevrelerindeki sesleri, ne de canlarından çok sevdikleri yavrularının seslerini tanımıyorlar. Eski yıllarda görsel yayınlar bu kadar ileri değilken işleri belki daha da zordu.

Peki bizler anlayabildik mi?

Maalesef hayır.

Üstelik çoğunluğu oluşturduğumuz için onları yaralayıcı tavır ve davranışlarla üzdük.

Uzmanlar dilin bilişsel gelişime büyük katkı sağladığını, bu nedenle de işitme sorununun zamanında çözümlenmesi gerektiğini düşüyor.

Sorun çözülemezse ve kişi sessizliğe mahkum kalırsa; zihinsel gelişimi, okuma yazma becerileri ve hatta öz güven gelişiminde de sorunlar ortaya çıkıyor.

Konuşulanları anlayamıyorlar.

Çevre sesleri duyamıyorlar.

Dolayısıyla iletişimde aksaklıklar yaşıyorlar.

Kendilerini ve gereksinimlerini ifade ederken zorlanıyorlar.

Bu sorunlar giderek çevreye uyum sorunları, davranış bozuklukları, toplumdan uzaklaşma ve hatta depresyona bile yol açıyor.

Hem kendilerinin hem de çevresindekilerin yaşamı bu nedenden dolayı olumsuz olarak etkileniyor.

Gün be gün yaşam kaliteleri düşüyor. (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

08.03.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...