5 Ağustos 2026 Çarşamba

HEM SICAK HEM SOĞUK (2/2)

Fransa’da başlayan Paris Yeşili düşkünlüğü bir süre sonra Victoria İngiltere’ sine de ulaşır.

Altmış üç yıl yedi aylık saltanatı ile Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı'nın kraliçesi Alexandrina Victoria dahil; orada da yüksek sosyete ve zenginlerin favori rengi olur.

Estetiği sadece sanat eserlerinde değil, gündelik hayatın her alanında kullananlar adeta bu ölümcül rengin esiri haline gelir.

Göz alıcı rengin bileşiminde yer alan arsenik ile ilgili umarsız davranırken; belki de ne kadar ölümcül ve ciddi bir tehdit oluşturabileceğinden habersizdirler.

Oysaki arsenik; son derece toksik bir yarı metaldir. Üstelik ‘Zehirlerin Kralı’ olarak bilinir. Vücutta birikerek kronik hastalıklara, cilt lezyonlarına ve hatta kansere yol açabilen ciddi bir sağlık tehdidi oluşturabilir.

Kısa sürede insanların yaşamlarına sızan Paris Yeşili nedeniyle, pek çok aile gizemli bir şekilde hastalanmaya başlar. Birçok kişide kusma, ishal ve hatta kanser vakalarında hızlı bir artış görülür.

Başlarda kimse bu durumun nedenini anlayamaz. Çünkü ortada belirgin bir sebep görülmez.

Ancak duvarlar Paris Yeşili duvar kağıdı ile boydan boya kaplıdır. Aynı renkli elbise pek çok kişinin üzerinde ve giysi dolaplarında bolca yer alır. Keza duvarlarını aynı rengin bolca kullanıldığı ünlü tablolar süsler.

Oysaki rengin insan sağlığı üzerindeki etkisi daha da vahimdir. Kullanıldığı yüzeylerden zamanla ayrışarak havaya karışması; sadece temasla değil, solunduğunda da ciddi yan etkiler yaratır.

Baş ağrısı, mide bulantısı ve solunum problemleriyle başlayan bu olası etkiler, önlem alınmazsa ağır zehirlenmelere ve ölümlere yol açar.

Tüm bunlardan habersiz olan aileler, hastalarını iyileştirmek amacıyla onları hava almayan, pencereleri kapalı yeşil yatak odalarına kapatır.

Bilmeden yaptıkları bu hamleler var olan sağlık sorununu daha da vahim bir hale getirir. Can kayıpları artar.

Bu arada ortaya pek çok iddia atılır.

Hatta Fransız İmparatoru Napolyon Bonopart’ ın ölüm nedeni de buna bağlanır. Mide kanserinden öldüğü duyurulan Kralın, ölümünden sonra yapılan inceleme sonunda saçında yüksek oranda arsenik tespit edilir. Çünkü sürgünde bulunduğu sırada yaşadığı evin duvarları ölümcül yeşil renkli duvar kâğıtları ile kaplıdır.

Zümrüt gibi parlayan, baktıkça insanı içine çeken hatta zihnine işlediği belirtilen Paris Yeşili’nin, benzer şekilde Fransız ressam Van Gogh’un yaşadığı nörolojik problemlerinin bir nedeni olarak da gösterildiği arşiv kayıtlarında dikkat çeker.

Ünlü ve bilinen isimler dışında; yapay çiçek endüstrisinde çalışan birçok genç işçinin ölümünde ve hatta gıda sektöründe çalışanların vücutlarında da bu maddeye rastlandığı iddiaları gündemi uzun süre meşgul eder.

Aradan yıllar geçer.

Paris yeşilinin tarifi uzun yıllar bir sır gibi saklanır. Bu nedenle hastalık ve zehirlenme nedeni bir türlü bulunamaz.

Ta ki 1822 yılında boyanın tarifi ortaya çıkana kadar.

Yine de bazı boya firmaları boyanın içeriğini saklayıp, başka maddeler ilavesiyle ellerindeki stoğu bitirmeyi amaçlar.

Bu ölümcül yeşil rengin yasaklanması ise neredeyse günümüze kadar uzanır. Üstelik tam olarak kaç insanın hayatına mal olduğu net bir şekilde bilinemez.

Tarihin belirli bir döneminde yaşanan bu tatsız olaylar öyle bir skandala dönüşür ki; Fransızlar günümüzde tiyatro kostüm ve süslemelerinde yeşil renkten kaçınır.

Hatta bazı çizgi filmlerde zehir, yeşil renkli gösterilir.

Fakat 1980’li yıllardaki yoğun çevre hareketlerinde doğallığın rengi olarak yeşilin kullanılması bu döngüyü kırar.

Yeşil renk tekrar sevilmeye ve tercih edilmeye başlanır.

Son bir not olarak; günümüzde hâlâ Paris Yeşili’nin o kendine özgü parlak, canlı mavimsi yeşil tonunu tutturan başka bir kimyasal bulunmuş değil.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

31.03.2026

Kaynaklar: https://tr.wikipedia.org; https://www.esquiremag.ph; https://janeaustensworld.com; https://gazetebilkent.com; https://www.soylentidergi.com.

 

 

 

 

 

 

 

 

HEM SICAK HEM SOĞUK (1/2)

Sıcak sarı ile soğuk mavi renklerinin karışımı.

Üstelik tonuna bağlı olarak hem sıcak hem de soğuk hissettirebilen, dengeleyici bir ara renk.

YEŞİL.

Renk skalasında mavi ve sarı arasında yer alan yeşilin; huzuru, doğayı, dengeyi ve yenilenmeyi temsil ettiğini biliyoruz.

Peki hiç yeşilin ölümcül bir tonu olabileceğini duydunuz mu?

Eğer duymadıysanız şimdi sıkı durun.

19. yüzyılda Fransa'nın başkenti Paris'te geliştirilen PARİS YEŞİLİ, yeşilin en ölümcül tonu olarak tarihi kayıtlara geçmiş.

‘Mavi alt tonlu zengin bir zümrüt yeşili pigmenti.’ olarak tanımlanan bu renk, başlarda o dönem sanatçıları ve soyluları arasında hayli popüler olur.

Zümrüt yeşili, Schweinfurt yeşili, imparatorluk yeşili, Viyana yeşili olarak da bilinir.

Aslında temelinde bakır asetat triarsenit veya bakır asetoarsenit olan inorganik bir bileşik.

Çok ince öğütüldüğünde soluk mavi bir yeşile, kaba öğütüldüğünde daha derin bir yeşile dönüştüğü söylenir.

Tarihler 1814 yılını gösterdiğinde; Almanya'nın güneyindeki Bavyera eyaletindeki Schweinfurt'da; kimyager Russ ve Sattler tarafından bulunmuş.

Deneysel çalışmalar sırasında ellerindeki örnek; onlardan önce 1775 yılında Carl Wilhelm Scheele tarafından bulunan türünün ilk örneğiScheele yeşili’; kimyasal olarak daha basit, daha az parlak ve daha az kalıcı, sentetik bakır-arsenik pigmentidir.

Kimyagerler ondan daha iyi bir pigment üretmeye çalışıp başarılı da olurlar.

Gelin görün ki uzun ömrü ve parlaklığı cezbedici olsa da toksik etkisi bir türlü giderilemez.

Hal böyle olunca Paris Yeşili de yeşilin ölümcül tonu olarak tarihin önemli bir dönemine damgasını vurur.

Bakırın arsenik ile karıştırılması sonucu elde edilen Paris Yeşili; o dönemde bilinen diğer yeşil renklere göre çok daha parlak, göz alıcı ve cezbedici bir yeşildir.

Louis-Napoléon Bonaparte ile evlendikten sonra 1873 yılına kadar Fransız İmparatoriçesi olarak anılan Eugénie de Montijo; 1864 yılında bir akşam Paris Operası’ ndaki bir gösteri için şatafatlı bir elbise giyer.

Ertesi sabah gazete manşetlerini, sosyete tarafından çok beğenilen bu nefes kesen elbise süsler.

O güne değin görülmemiş parlaklıktaki canlı yeşil elbise görenleri adeta büyüler.

Kısa bir süre içinde tanınan ve beğenilen renk; elit Fransız sosyetesinin vazgeçilmez rengi haline gelir.

Kısa sürede sanatçılar da dâhil olmak üzere dönemin tüm estetik düşkünlerinin ilgisini çeken renk; saray ve şatoların duvar kâğıtlarında, kumaşlarda, perdelerde, süslerde, sahne dekorlarında ve sanat eserlerinde kullanılır.

Modern sanatın temellerini atan Fransız ressamlardan; Claude Monet, Pierre-Auguste Renoir, Paul Gauguin, Paul Cezanne ve Van Gogh; tarafından tablolarında tercih edildiği notlarına rastlanır.

Ayrıca bir zamanlar Paris lağımlarındaki fareleri öldürmek için kullanılan Paris yeşili;  20. yüzyılın başında, bazı ülkelerde böcek ilacı ve havai fişeklere renk vermek, bazılarında ise sıtmayı kontrol amacıyla kullanım yeri bulur.

Peki ya sonrası? (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

31.03.2026

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...