Fransa’da başlayan Paris Yeşili düşkünlüğü bir süre sonra Victoria İngiltere’ sine de ulaşır.
Altmış
üç yıl yedi aylık saltanatı ile Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı'nın
kraliçesi Alexandrina Victoria dahil; orada da yüksek sosyete ve zenginlerin
favori rengi olur.
Estetiği
sadece sanat eserlerinde değil, gündelik hayatın her alanında kullananlar adeta
bu ölümcül rengin esiri haline gelir.
Göz
alıcı rengin bileşiminde yer alan arsenik ile ilgili umarsız davranırken; belki
de ne kadar ölümcül ve ciddi bir tehdit oluşturabileceğinden habersizdirler.
Oysaki
arsenik; son derece toksik bir yarı metaldir. Üstelik ‘Zehirlerin Kralı’ olarak
bilinir. Vücutta birikerek kronik hastalıklara, cilt lezyonlarına ve hatta kansere
yol açabilen ciddi bir sağlık tehdidi oluşturabilir.
Kısa sürede insanların yaşamlarına sızan Paris Yeşili nedeniyle, pek çok aile gizemli bir şekilde hastalanmaya başlar. Birçok kişide kusma, ishal ve hatta kanser vakalarında hızlı bir artış görülür.
Başlarda
kimse bu durumun nedenini anlayamaz. Çünkü ortada belirgin bir sebep görülmez.
Ancak
duvarlar Paris Yeşili duvar kağıdı ile boydan boya kaplıdır. Aynı renkli elbise
pek çok kişinin üzerinde ve giysi dolaplarında bolca yer alır. Keza duvarlarını
aynı rengin bolca kullanıldığı ünlü tablolar süsler.
Oysaki rengin insan sağlığı üzerindeki etkisi daha da vahimdir. Kullanıldığı yüzeylerden zamanla ayrışarak havaya karışması; sadece temasla değil, solunduğunda da ciddi yan etkiler yaratır.
Baş
ağrısı, mide bulantısı ve solunum problemleriyle başlayan bu olası etkiler, önlem
alınmazsa ağır zehirlenmelere ve ölümlere yol açar.
Tüm
bunlardan habersiz olan aileler, hastalarını iyileştirmek amacıyla onları hava
almayan, pencereleri kapalı yeşil yatak odalarına kapatır.
Bilmeden
yaptıkları bu hamleler var olan sağlık sorununu daha da vahim bir hale getirir.
Can kayıpları artar.
Bu
arada ortaya pek çok iddia atılır.
Hatta Fransız İmparatoru Napolyon Bonopart’ ın ölüm nedeni de buna bağlanır. Mide kanserinden öldüğü duyurulan Kralın, ölümünden sonra yapılan inceleme sonunda saçında yüksek oranda arsenik tespit edilir. Çünkü sürgünde bulunduğu sırada yaşadığı evin duvarları ölümcül yeşil renkli duvar kâğıtları ile kaplıdır.
Zümrüt
gibi parlayan, baktıkça insanı içine çeken hatta zihnine işlediği belirtilen
Paris Yeşili’nin, benzer şekilde Fransız ressam Van Gogh’un yaşadığı nörolojik
problemlerinin bir nedeni olarak da gösterildiği arşiv kayıtlarında dikkat
çeker.
Ünlü
ve bilinen isimler dışında; yapay çiçek endüstrisinde çalışan birçok genç
işçinin ölümünde ve hatta gıda sektöründe çalışanların vücutlarında da bu
maddeye rastlandığı iddiaları gündemi uzun süre meşgul eder.
Aradan
yıllar geçer.
Paris
yeşilinin tarifi uzun yıllar bir sır gibi saklanır. Bu nedenle hastalık ve
zehirlenme nedeni bir türlü bulunamaz.
Ta
ki 1822 yılında boyanın tarifi ortaya çıkana kadar.
Yine de bazı boya firmaları boyanın içeriğini saklayıp, başka maddeler ilavesiyle ellerindeki stoğu bitirmeyi amaçlar.
Bu
ölümcül yeşil rengin yasaklanması ise neredeyse günümüze kadar uzanır.
Üstelik tam olarak kaç
insanın hayatına mal olduğu net bir şekilde bilinemez.
Tarihin
belirli bir döneminde yaşanan bu tatsız olaylar öyle bir skandala dönüşür ki; Fransızlar
günümüzde tiyatro kostüm ve süslemelerinde yeşil renkten kaçınır.
Hatta
bazı çizgi filmlerde zehir, yeşil renkli gösterilir.
Fakat
1980’li yıllardaki yoğun çevre hareketlerinde doğallığın rengi olarak yeşilin
kullanılması bu döngüyü kırar.
Yeşil
renk tekrar sevilmeye ve tercih edilmeye başlanır.
Son
bir not olarak; günümüzde hâlâ Paris Yeşili’nin o kendine özgü parlak, canlı
mavimsi yeşil tonunu tutturan başka bir kimyasal bulunmuş değil.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
31.03.2026
Kaynaklar:
https://tr.wikipedia.org; https://www.esquiremag.ph; https://janeaustensworld.com; https://gazetebilkent.com; https://www.soylentidergi.com.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder