Bu Japon sözcük harika bir ritüelin ismi.
Olmasını
istediğin bir şey gerçekleşmeden önce onu olmuş gibi kutlama ritüeli.
Spiritüel
bir gelenek.
Bir
yaşam pratiği.
Aslında
farkında olmadan birçoğumuz düşüncelerimizle bunu yapıyoruz. Bu anlamda hayal
gücü kuvvetli olanlar bana göre daha başarılı.
Peki
Japonlar nasıl yapıyor derseniz, bu durum onlarda bir gelenek.
Ön
kutlama anlamına da gelen Yoshuku için; olmasını istedikleri bir dileğin veya
hedefin gerçekleşmesinden önce, o olay olmuş gibi kutlama yapıyorlar.
Bir
anlamda hayal ettikleri her ne ise önceden seviniyor, haliyle duygularını pozitifte
tutuyorlar. İstekleri gerçekleşmiş gibi şimdiki zamanda sevinçle teşekkür ediyorlar.
Bu
gelenek eski Japon köylerinde, hasat dönemi gelmeden önce bol hasat için
yapılan kutlamalara dayanıyor.
Uzmanlar
bunun bir zihinsel teknik olduğunu söylüyor. Aslında felsefeyle yakından
ilgilenenler için bu konu bir kanunu anımsatır.
1963 yılında İrlandalı yazar ve kişisel gelişim eğitmeni Joseph Murphy, kaleme aldığı ‘Bilincin Gücü’ isimli kitabında, düşüncelerin fiziksel gerçekliği yaratma gücünü açıklarken; bilinçaltının insan hayatını şekillendiren temel kontrol merkezi olduğunu da vurgular.
Yıllarca
incelediği doğu felsefeleri ile modern psikolojiyi birleştirerek, bilinçaltımızın
aslında zamandan bağımsız bir güç olduğunu kanıtlar.
Bilinçaltının
sadece anılarımızı depolayan bir yer olmadığını, hayatımızın kontrol merkezi
olarak ilişkilerimizi, sağlığımızı ve maddi durumumuzu etkilediğini savunur.
Üstelik
bunları yaparken bilinçaltımızın herhangi bir ayrım yapmaması, olumlu olumsuz
her şeyi kabul etmesi söz konusu.
Bana
göre daha ilginç olanı ise bilinçli zihnimizin hayatımızın sadece yüzde beşini
yönetiyor olması. Yani Murphy’ye göre bilinçaltımız, hayatımızın yüzde 95’ini kontrol
etme gücüne sahip.
Tıpkı
Japonların Yoshuku geleneğinde olduğu gibi, hayalin zihinde olmuş gibi
canlandırılmasının; yani beynimizin gerçekle hayali ayırt edemez hâle gelmesinin;
kilit anahtar olduğu ortada.
Murphy’den
yıllar sonra Amerika Chicago Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma bu gerçeği
kanıtlar.
Araştırmaya göre, bir grup basketbolcu her gün sahada atış çalışırken, diğer grup sadece oturur ve atış yaptığını hayal eder.
Sonuçlar
herkesi şaşırtır.
Çünkü
oturup sadece hayal edenler, fiziksel olarak basket oynayanlarla yaklaşık aynı oranda
gelişim gösterir.
Ancak
burada dikkat edilecek olan nokta, bilinçaltımızın korku ve şüpheyle de beslendiği
gerçeği.
Murphy’nin
o yıllarda insanların hayatlarını yeniden programlamaları için sunduğu bazı yöntemler
(olumlama, görselleştirme ve şükran duygusu) birçok eleştirmenin alay konusu
olur.
Oysaki
nörobilim daha sonraki yıllarda onun ne kadar haklı olduğunu gösterir.
Bu
amaçla yapılan bir araştırmada, sadece egzersiz yaptığını hayal etmenin bile
kas gücünü yüzde 13,5 oranında artırdığını ortaya koyar.
Kısacası
bedenimiz, düşünceler gerçekmiş gibi tepki veriyor.
Gelin
şimdi bu tekniğin adımlarını beraberce yapalım.
Önce
olmasını çok istediğimiz bir dileği belirleyelim.
Sonra
da zihnimizde olduğunu varsayalım.
Ardından gerçekten olduğunda hissedeceğimiz sevinç, mutluluk ve şükür duygusunu dile getirip, belki yazıya belki söze döküp önden kutlama yapalım.
Bu
yazdıklarım basit adımlar olsa da, benim gibi hayal gücü kısıtlı, mantığı ağır
basan insanlar için biraz zorlayıcı farkındayım.
Ama
bu yaşam pratiğini alışkanlık haline getirmek elimizde.
Olmuş
gibi davranırken kendimizi pozitifte tutarak; duygularımızın hareketlerimizi
kontrol etmesi değil, hareketlerimizin duygularımıza yön vermesi gerekiyor.
Ne
diyelim, hepimize kolay gelsin. Önceden sevinçle karşılayacağımız pek çok
hayalimizin, doğru anda ve güzellikle yerini bulması dileğimle.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
14.05.2026
Kaynaklar:
https://www.dunya.com.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder