7 Eylül 2026 Pazartesi

MANTIK HATASI (2/2)

Çin hatasını anlayıp, toplum olarak acı bedeli ödemek zorunda kaldıktan hemen sonra; doğada bozduğu dengeyi yeniden düzeltmenin yollarını arar ve acilen Rusya'dan serçe ithal eder.

Ayrıca 1962 yılı başlarında, ülkece yaşanan kıtlığın %70'inin insan kaynaklı hatalardan, sadece %30'unun doğal afetlerden kaynaklandığını resmen açıklar.

Bu olay, tarih sayfalarındaki en büyük mantık hatalarından birisi olarak kabul edilir. Ve ekosisteme müdahale etmenin, doğanın dengesini insan eli ile bozmanın ne kadar acı sonuçlara neden olacağına güzel bir ders olarak hatırlanır.

Peki Çin şimdilerde ne yapıyor dersiniz?

On yıllardır dünyanın en büyük ağaçlandırma projelerinden birini yürütüyor. ‘Üç Kuzey Koruma Ormanları Programı’ ismiyle yapılan bu projede hedef yine masum.

Çölleşmeyi yavaşlatmak.

Gelin görün ki bölgesel iklimi de istemeden değiştiriyor.

Ağaçlar havadaki nemi artıyor, buharlaşma yükseliyor ve yerel yağışlar artabiliyor. Özetle atmosferdeki doğal su döngüsü insan eliyle yeniden şekilleniyor. Hatta hava sıcaklıkları düşüyor.

İşte bu noktada bilim insanlarının uyarılarına ses vermek gerekiyor.

Açıklamalara göre kurak bölgelere yapılan yapay ormanlar, doğal bitki örtüsünden daha fazla su tükettikleri için; doğadaki su dengesi bozuluyor.

Çözümü ise doğanın dengesini bozmadan uyumlu ve uygun adım atılmasında buluyorlar.

Yoksa başlangıçta masum gibi görünen düşünceler ve hareketler, ardında tüm dünyayı etkileyecek krizlere neden olabiliyor.

Tıpkı geçmişte doğayı fethetmek amacıyla yapılan mantık hataları sonunda; açlığa, cinayetlere ve hatta yamyamlığa varan acı yola sürüklenen Çin halkı gibi.

Unutmayalım ki aslında doğada her şey, bizler bile birbirimize bir şekilde bağlıyız.

Bir yerlerde bir denge bozulduğunda hepimizi şu ya da bu şekilde etkiliyor. Üstelik yaşanan çevresel felaketler yıllar sonraki nesli de etkiliyor.

Tam bu noktada Kelebek Etkisi (Butterfly Effect) olarak kabul edilen teoriyi yeniden hatırlamakta fayda var.

Bu teoriye göre, dünyanın bir ucunda gerçekleşen çok küçük, önemsiz gibi görünen bir olay (bir kelebeğin kanat çırpması bile), atmosferdeki hava akımlarını etkileyerek dünyanın başka bir yerinde büyük bir fırtınaya veya kasırgaya yol açabilir.

Unutmamak gerekiyor ki; insanlık olarak doğaya saygı ve özen göstermekten, doğal dengeye uyum sağlamaktan ve her adımda bilimin ışığında gerçekleri yok saymadan ilerlemekten başka çaremiz yok.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

02.05.2026

Kaynaklar: https://tr.wikipedia.org; https://en.wikipedia.org; https://therevelator.org.

MANTIK HATASI (1/2)

Mantık hataları, bir argümanı (iddiayı, görüşü veya tezi) desteklerken yapılan hatalı çıkarımlar, zayıf kanıtlar veya geçersiz akıl yürütme süreçleri olarak tanımlanıyor.

Sonuç ise mantık hatasının türüne göre kaos, istenmeyen durumlar silsilesi ve trajik olaylar.

İşte tarih sayfaları arasına sıkışmış öyle bir mantık hatası var ki etkileri yıllarca sürmüş.

Eminim okuduğunuzda bana hak vereceksiniz.

Olay 1958 yılında Çin’de geçer.

Halkı tarafından büyük Çin devletini yaratan siyasi ve askerî lider olarak kabul edilen Başkan Mao (Mao Zedong); ülkesini ileriye taşıyacağını düşündüğü çok yönlü ‘Büyük İleri Atılım’ projesini ısrarla savunur. Hızla sanayileşmek adına, yanlış tarım uygulamalarının önünü açar.

Tarımsal üretimi artırmak amacıyla, veba ve her türlü hastalığın yayılmasına neden olan canlıların ortadan kaldırılması için bir kampanya başlatır.

İsmi ‘Dört Zararlıya Karşı Mücadele Kampanyası'.

Ele aldıkları dört zararlı; sıtmadan sorumlu sivrisinekler, vebayı yayan kemirgenler, havadaki yaygın sinekler ile tahıl ve meyve yiyen serçelerdir.

Hedef tümünün tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Üstelik ağaç serçesi kampanya kapsamındaki önemli hedeflerden biri olarak en öndedir.

Kampanya tam dört yıl sürer.

Aslında yaptıkları basit bir matematik hesabıdır.

Bir serçenin yılda 4 kilo tahıl yediğini kabul ederler. Bu kapsamda eğer milyonlarca serçeyi yok ederlerse, onlardan kalan tahılın halka ulaştırılacağına inanırlar.

Bu arada yapılan büyük mantık hatasını hiç kimse fark etmez.

Duyurulara kulak veren halk sokaklara dökülür. Serçe yuvalarını ve yumurtalarını tek tek parçalar. Gerek bağırarak, gerekse var olan her türlü ses çıkarıcı aleti kullanarak, hatta havai fişek patlatarak serçeleri korkutur.

Kuşların çoğu, bu acımasız gürültüden kaçmak için tüm enerjileri ile uzun süre yere konmadan uçmaya çalışır.

Sonunda minicik gövdeleri ile havada kalmaya çabalayan milyarlarca serçe yorgunluktan gökyüzünden yere birer birer düşmeye başlar.

İnsan eli ile yaratılan bu gürültü kirliliğinin ve şiddetin kurbanı sadece serçeler değil, yakınlardaki diğer kuşları türleri de olur maalesef.

Şimdi sıkı durun.

İki yıl sonra serçelerin yokluğu, devasa boyutlarda bir krize yol açar. Daha önce serçeler ve diğer kuşlar tarafından kontrol altında tutulan tarım zararlısı böceklerin özellikle çekirgelerin sayısı hızla artmaya başlar.

Zaman geçtikçe gökyüzünü kaplayan dev çekirge sürüleri, kuşların bıraktığı tahılın yüzlerce katını yok eder.

Sonuç mu?

Tarım çöker.

Bu büyük kararı verirken maalesef bir adım ilerisinde, toplumun tamamını etkileyecek ve yıllarca sürecek ciddi ekolojik dengesizliği göz ardı etmişlerdir.

Yapılan mantık hataları nedeniyle sonuç insani bir felaket olur.

Uygulanan yanlış tarım politikaları sonucu Büyük Çin Kıtlığı baş gösterir. Verilere göre yaklaşık 45 milyona yakın insan açlıktan hayatını kaybeder. (Bazı akademisyenlerin açıklamalarına göre ise bu sayının iki katı bir kayıp söz konusudur.)

Tarımsal kolektivizasyon (kolektifleştirme), serçelerin yok edilmesi ve yanlış sanayi hedefleri nedeniyle tarımın çökmesi; özellikle kırsal kesim için üç acı yıla bedel olur.

En nihayetinde 1960 yılında serçelere karşı yürütülen kampanya sona erer. (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

02.05.2026

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...