14 Aralık 1650 yılında soğuk bir kış sabahı tutulduğu yerden alınır.
Oxford
Kalesi'nde toplanan kalabalık önünde kurulan darağacına çıkarılır.
İlmik
boynuna geçirilir.
Ayaklarının
altındaki platform açılır.
Anne
ipte asılı halde yavaş yavaş boğulmaya başlar.
Yine
zamanın kurallarına göre idamların yavaş ve acı dolu olması adına boynun
kırılmamasına önem verilir. Bu nedenle de nefessiz kalarak ölümü beklemek
dakikalar sürer.
Kalabalık
içindeki birkaç arkadaşı çaresizce bu olayı izlemeye dayanamaz. Ölüm sürecini
hızlandırmak adına sallanan bedenini ayaklarından çekmeye çalışır. Hatta
görevli bir asker, tüfeğinin dipçiğiyle dört beş kez kuvvetlice vurur.
Yine
de dile kolay tam otuz dakika boyunca Anne Greene o ipte asılı kalır.
En
sonunda bedeni hareket etmeyi bırakır.
Cellatlar öldüğüne kanaat getirerek onu indirir.
Peki
Anne’nin çilesi bitmiş midir?
Maalesef
hayır.
Kanunlara
göre; idam edilen suçlular için ölümden sonrasına ek bir ceza olması adına kabul
gören bir uygulama olarak; otopsi için Oxford doktorlarına verilir.
Otopsiyi
yapacak doktorlar William Petty ve Thomas Willis’dir.
Muayene
etmeye başlayan doktorlar tam kesici aleti ellerine alacakken bedenin hareket
ettiğini görürler.
Birdenbire
nefes almaya çalışan Anne’nin göğsü yükselir, titrek gözleri açılmaya başlar.
İki
doktor da yaşadıklarına inanamaz.
Kısa
bir şaşkınlık sonrası, otopsiyi bırakıp onu kurtarmak için var güçleriyle
çalışırlar.
Anne
Greene kurtulur mu dersiniz? (devamı 3/3’de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
03.03.2026



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder