Şimdi
sırada en çok göz yapısına sahip olan hayvan var. Onun göz sayısını
okuduğunuzda; ‘’Kara sineklerin ki de bir şey değilmiş.’’ diyeceksiniz. Halk
arasındaki ismiyle yusufçuk; yani kız böceğinden söz ediyorum. Her bir gözünde tam 30.000 küçük gözcük bulunuyor. Neredeyse
kafalarının tamamını gözleri kaplıyor.
Küçük
kanatlı bir böcek bu bahsettiğim. Düşünsenize o minicik yapının içinde gözcükler
ve onları oluşturan binlerce sinir sistemi, retina, mercek var. Her şey detay
detay işlenmiş, yerine konmuş adeta.
Kurbağaların
görüşleri çok net değil. O üzerinde bir ömür geçirdikleri yemyeşil çimenleri,
güzelim nilüfer çiçeklerini sadece gri renkte görüyorlar ne yazık ki.
Toprak
altında yaşayan köstebeklerin gözleri ise sadece ve sadece bir toplu iğne başı
büyüklüğünde. Bu sayede toprak altında gözlerine bir şey kaçmadan yaşayıp
gidiyorlar.
Bizlerden
daha hızlı bir görüş açısına sahip kuşlarda sıra. Gözleri son derece keskin. Nesneleri
uzaktan rahatlıkla seçme yeteneğine sahipler. Böylece rahatça avlanıyorlar.
Ama
gözleri bizim gibi hareketli değil. Göz yuvası içinde tamamen sabit.
Peki
nasıl oluyor da bizim parça parça gördüklerimizi; onlar tek bir bakışta bütün
olarak algılıyor dersiniz?
Çünkü
baş ve boyunları çok hareketli. Üstelik hızlı. Örneğin gecelerin uyanık kuşları
baykuşlar. Başlarını 360 derece çevirebiliyorlar. Geceleri net gören gözlere
sahipler. Böylece rahatlıkla avlanabiliyorlar. Ama görüntüler bizdekiler gibi
renkli değil. Sadece siyah beyaz. Zaten gecenin koyu karanlığında renklere
ihtiyaçları da yok. Öyle değil mi? Biz
insanların göz ağırlığı kafatasımızın %1 ‘i kadarken, baykuşların 1/3 kadar.

Peki
kuşlar ne yapıyor dersiniz uçarken? Onlar da gözünü kırpıyor. Ancak görüntüleri
hiç kesilmiyor.
Neden
mi? Çünkü üçüncü bir göz kapağına sahipler. Bu sayede gözlerini bizim gibi
tamamen kapatmaları gerekmiyor. Bu şeffaf kapak aynı zamanda suya dalan
kuşların gözlerini tuzlu sudan koruyor. Yani daha doğarken havacı ve dalgıç gözlükleri
de gözlerine yerleştirilmiş adeta.
Bazı
kuşlar bizim gibi renkli görüyor. Bu sayede tohumları, böcekleri kolayca ayırt
edebiliyorlar.
Gökyüzünün
hakimi kartalların gözleri de bir başka muhteşem örnek bizler için. Avlarını kilometrelerce uzaktan net
olarak seçip, hızla yakalama şansına sahipler. Retinalarını kaplayan sayısız
sinir hücresi var gözlerinde. Ve bu hücreler bir damla renkli sıvı ile boyanmış.
Böylece en küçük renk farkını algılıyor; istedikleri görüntüyü
büyütebiliyorlar. Üstelik aynı anda 300
derecelik geniş bir açıyla çevreyi tarayabiliyorlar.
Uzmanlar kartalların gözlerinde milimetrekareye düşen hassas alıcı sayısının neredeyse 3000 kadar olduğunu belirtiyor. bu ne muhteşem bir sayı.
Uzmanlar kartalların gözlerinde milimetrekareye düşen hassas alıcı sayısının neredeyse 3000 kadar olduğunu belirtiyor. bu ne muhteşem bir sayı.
Biz
insanlar böylesi yetenekli gözlere sahip olsaydık ne olurmuş biliyor musunuz?
Her birimizin greyfurt kadar gözleri olurmuş.
Burada
tanıklık ettiğimiz canlılar; doğanın sadece minicik bir parçası. Ve o minicik
parça da bile her şey o kadar MÜKEMMEL ki. Tüm bunlara tanıklık ettiğimizde;
doğaya, canlıların bu şahane yapısına hayran olmamak elde mi?
Gerekli
her şeye, ama her şeye sahipken; gereksiz hemen her şeyden nasıl da arınmışız. Farkına
vardığımız her muhteşem yapı; önünde saygıyla eğilmemize bir vesile. Şükretmenin
ve şükrettikçe zenginleşmemizin en güzel göstergesi aynı zamanda. (devamı 3/3' de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
20.05.2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder