Bazı şeylerin bedeli ağır oluyor.
Üstelik
hak etmemiş ve tamamen yanlış anlaşılmışsa.
Tıpkı
birazdan paylaşacağım el yıkamanın bedeli gibi.
Sonuçları
öylesine ağır olmuş ki okuduğunuzda şaşıracağınıza eminim.
Bunun
için tarihin tozlu sayfalarında biraz gerilere gidelim.
19.
yüzyılın henüz başlarında, hastanelerde hastalarını iyileştirmek için canla
başla çalışan, bir yandan da araştırma yapan doktorlardan sadece biridir.
Ignaz
Semmelweis.
Çalışkan.
Prensipli.
Azimli.
Lakabı
"Annelerin kurtarıcısı".
Antiseptik
prosedürlerin öncüsü.
1818
yılında Budapeşte’de doğar.
Budapeşte
ve Viyana Üniversitelerinde tıp eğitimi görür.
1844
yılında doktora derecesini alır. Asistan doktor olarak atanır.
Böylece
Viyana hastanesi kadın doğum kliniğinde Obstetrik Cerrahi (Gebelik, doğum ve
doğum sonrası dönemi kapsayan, anne ve bebeğin sağlığını izleyen ve tedavi eden
tıbbi dal) alanında çalışmaya başlar.
Tam da o yıllarda, yeni doğum yapan kadınlarda görülen lohusalık humması ve yüksek ateş pek çok hasta kaybına sebebiyet verir.
Kadınların
çoğu evde doğum yapıyor olsa da; bir takım komplikasyonlar nedeniyle hastaneye
yatmak zorunda kalanlar arasında ölüm oranları hayli yüksektir.
Bazı
doktorlar kadınlarda oluşan enfeksiyonu; aşırı kalabalık, yetersiz havalandırma
veya emzirmenin başlaması gibi nedenlere bağlar. Onlara göre hastalık ve ölüm
önlenemez.
Birim
şefinin şiddetli itirazlarına rağmen; bu konu üzerinde dikkatli ve titiz bir
çalışma yapan Semmelweis; doğum kliniklerinde sıkça yaşanan lohusalık humması ile
el yıkama alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi araştırmaya başlar.
Gözlerinin
önünde yaşanan trajediyi izlerken, günlerce
gözlem yapar. Notlar alır.
Hastaneye
doğum yapmak için sağlıklı bir şekilde gelen kadınlar, kısa süre sonra lohusa hummasından hayatlarını
kaybeder.
Ortada
öyle kuvvetli ve bilinmeyen bir enfeksiyon vardır ki, bazı koğuşlarda her üç
anneden birinin sonu bu acı son olur.
Doktor
Semmelweis, aylarca titiz gözlemine devam eder.
Eldeki
verileri sayar.
Birbiri
ile karşılaştırır.
Bir
kalıba oturtmaya çalışır.
Klinikte; öğrencilerin eğitim gördüğü birinci bölümle, ebelerin eğitim aldığı ikinci bölüm arasında; kadın ölüm oranı olarak ortaya çıkan bariz farkı inceler.
Doktorların
doğum yaptırdığı koğuşlardaki anne ölümünün, ebelerin doğum yaptırdığı
koğuşlara göre daha fazla olduğunu tespit edince nedenini araştırmaya girişir.
Eğitim
aldıkları diseksiyon (organları kesip inceledikleri blm) odasından doğrudan
doğumhaneye gelen öğrencilerin, muayene ettikleri hastalara bir şeyler
bulaştırmış olabileceği tezi üzerinde düşünür.
Tam
bu esnada bir arkadaşını, lohusalık döneminde ölen bir kadının muayenesi
sırasında, elindeki yaraya bulaşan bir enfeksiyondan kaybeder.
Böylece
düşünceleri birbirini tamamlar.
Sonunda
o zamana kadar kimsenin aklına dahi gelmeyen gerçeği bulur.
Fikirlerini
kanıtlamak amacıyla öğrencilere; muayene öncesi ellerini klorlu kireç
çözeltisinde yıkamaları talimatını verir. (devamı 2/2’de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
01.02.2026



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder