9 Mayıs 2026 Cumartesi

EL YIKAMANIN BEDELİ (1/2)

Bazı şeylerin bedeli ağır oluyor.

Üstelik hak etmemiş ve tamamen yanlış anlaşılmışsa.

Tıpkı birazdan paylaşacağım el yıkamanın bedeli gibi.

Sonuçları öylesine ağır olmuş ki okuduğunuzda şaşıracağınıza eminim.

Bunun için tarihin tozlu sayfalarında biraz gerilere gidelim.

19. yüzyılın henüz başlarında, hastanelerde hastalarını iyileştirmek için canla başla çalışan, bir yandan da araştırma yapan doktorlardan sadece biridir.

Ignaz Semmelweis.

Çalışkan.

Prensipli.

Azimli.

Lakabı "Annelerin kurtarıcısı".

Antiseptik prosedürlerin öncüsü.

1818 yılında Budapeşte’de doğar.

Budapeşte ve Viyana Üniversitelerinde tıp eğitimi görür.

1844 yılında doktora derecesini alır. Asistan doktor olarak atanır.

Böylece Viyana hastanesi kadın doğum kliniğinde Obstetrik Cerrahi (Gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemi kapsayan, anne ve bebeğin sağlığını izleyen ve tedavi eden tıbbi dal) alanında çalışmaya başlar.

Tam da o yıllarda, yeni doğum yapan kadınlarda görülen lohusalık humması ve yüksek ateş pek çok hasta kaybına sebebiyet verir.

Kadınların çoğu evde doğum yapıyor olsa da; bir takım komplikasyonlar nedeniyle hastaneye yatmak zorunda kalanlar arasında ölüm oranları hayli yüksektir.

Bazı doktorlar kadınlarda oluşan enfeksiyonu; aşırı kalabalık, yetersiz havalandırma veya emzirmenin başlaması gibi nedenlere bağlar. Onlara göre hastalık ve ölüm önlenemez.

Birim şefinin şiddetli itirazlarına rağmen; bu konu üzerinde dikkatli ve titiz bir çalışma yapan Semmelweis; doğum kliniklerinde sıkça yaşanan lohusalık humması ile el yıkama alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi araştırmaya başlar.

Gözlerinin önünde yaşanan trajediyi izlerken, günlerce gözlem yapar. Notlar alır.

Hastaneye doğum yapmak için sağlıklı bir şekilde gelen kadınlar,  kısa süre sonra lohusa hummasından hayatlarını kaybeder.

Ortada öyle kuvvetli ve bilinmeyen bir enfeksiyon vardır ki, bazı koğuşlarda her üç anneden birinin sonu bu acı son olur.

Doktor Semmelweis, aylarca titiz gözlemine devam eder.

Eldeki verileri sayar.

Birbiri ile karşılaştırır.

Bir kalıba oturtmaya çalışır.

Klinikte; öğrencilerin eğitim gördüğü birinci bölümle, ebelerin eğitim aldığı ikinci bölüm arasında; kadın ölüm oranı olarak ortaya çıkan bariz farkı inceler.

Doktorların doğum yaptırdığı koğuşlardaki anne ölümünün, ebelerin doğum yaptırdığı koğuşlara göre daha fazla olduğunu tespit edince nedenini araştırmaya girişir.

Eğitim aldıkları diseksiyon (organları kesip inceledikleri blm) odasından doğrudan doğumhaneye gelen öğrencilerin, muayene ettikleri hastalara bir şeyler bulaştırmış olabileceği tezi üzerinde düşünür.

Tam bu esnada bir arkadaşını, lohusalık döneminde ölen bir kadının muayenesi sırasında, elindeki yaraya bulaşan bir enfeksiyondan kaybeder.

Böylece düşünceleri birbirini tamamlar.

Sonunda o zamana kadar kimsenin aklına dahi gelmeyen gerçeği bulur.

Fikirlerini kanıtlamak amacıyla öğrencilere; muayene öncesi ellerini klorlu kireç çözeltisinde yıkamaları talimatını verir. (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

01.02.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...