23 Haziran 2014 Pazartesi

İÇİMİZDEKİ KURT (2/3)

‘’Bunu nasıl yapacağız?’’ dediğinizi duyar gibiyim.

İşte yazımın çıkış noktası.

Bunun için önerilen metodun ismi Transaksiyonel Analiz.

Kısaca TA.

İsmi zor gibi görünse de yapılacaklar son derece basit. Vaz geçmeye gelmez, inanın bana. Çünkü ilkesi güzel. Çevremizdeki kişiler arasında oluşan iletişim sorunlarımızın çözümü için kullanılan bir analiz yöntemi. TA yaşam boyu istediğimizi seçme hakkına sahip olduğumuzu kabul ediyor. Bir anlamda özgürlüğümüzü yeniden hatırlatıyor.

İnsan doğasıyla ilgili olumlu, yaşamıyla ilgili ise kötümser bir görüş belirten; Kanadalı psikiyatr Eric Berne tarafından ortaya atılmış.

Çocukluk döneminden itibaren yaşadığımız olumsuzluklar, telkinler, baskılar, sınırlandırmalar sonucunda; doğarken sahip olduğumuz pozitif hayat görüşünü yavaş yavaş kaybediyoruz.

Peki ya sonrası? Olumsuz yanı ağır basan bireyler topluluğu. Kişiden kişiye, yaşadıklarıyla bağlantılı olarak değişiyor elbette. İşte az ya da çok yaşanan bu olumsuz görüşü değiştirmek için devrede TA. Çünkü insan davranışını açıklayan bir yaklaşım.

Tamamen EGO (benlik) durumuzu ele alıyor. Doğduğumuz andan itibaren ne zaman başkalarıyla etkileşime giriyoruz, işte o andan itibaren bu benliklerden etkileniyoruz. İlerleyen zamanlarda da bir tanesi daha ön plana çıkıyor.

Kimimiz EBEVEYN egomuzun, kimimiz YETİŞKİN egomuzun, kimimiz de ÇOCUK egomuzun etkisinden kurtulamıyoruz.

Yani bir kısmımız anne baba gibi öğüt veren, eleştiren, korumaya çalışan tepkiler veriyor. Otoriterlik söz konusu çünkü. Bildiğimiz  ‘baskın’ karakter tarzı.

Bir kısmımız çocukça tutumlar sergiliyor. İçimizden nasıl geliyorsa öyle davranmayı seçiyor. Bir anlamda farkında olmadan geçmişi, çocukluğunu tekrar ediyor.

Diğerlerimiz ise akılcı ve mantıklı hareket etmekten yana. Gerçekçi değerlendirme yapmadan adım atmayı sevmiyor. Her şeye objektif bakma gücüne sahip. Verilere dayalı hareket ediyor. 

Uzmanlar, ruhsal anlamda sağlıklı olan herkesin; her üç benliği de şart ve duruma bağlı olarak kullandığını belirtiyor. Hepimizin yapması gereken bu aslında.

İşte TA ile bunu kazanmak mümkün. Yani egolar arasındaki o DENGEYİ sağlamak. Fazla yanları törpülemek ve bu kabiliyeti bir an önce kazanmak.

Şimdi elimizde geçmişte yaşadığımız şanssız olaylara rağmen değişebileceğimizi fısıldayan bir yöntem var. Yaşadıklarımıza hayıflanacağımıza, oturup bekleyeceğimize elimizdekilerle kaderimizi belirleme gücümüz için bize şans tanıyor adeta. Yaşamda özgürce seçme şansımızı kullanmamız gerektiği belirtiyor.

Transakiyonel Analiz (TA) uygulama yönünden de çeşitlilik içeriyor. Aynı zamanda bütünleştirici. Uygularken cesaretle adım atabilme şansı yaratıyor.

Elbette önemli olan bu yöntemin temel felsefesini kendi kişiliğimizle birleştirmek. 
Zenginliğinden yararlanabilmek.

.duygularımız,
.düşüncelerimiz,
.davranışlarımız.

Hepsinde özgürüz ve istediğimiz gibi yönlendirebiliriz. Bu yöntemle kendimizi çok daha iyi anlayacak, farkındalığımıza hakim olacak ve ibreyi istediğimiz yöne çevirebileceğiz. (detaylarla devamı 3/3’te)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

31.05.2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...