Hayatı
sakince yaşamak.
Akışa,
oluşuma izin vermek.
Bu
arada sadece HİÇBİR ŞEY olduğunu idrak etmek.
O
karmakarışık kaosun, telaşın, hırsın, gürültünün, kavganın, doyumsuzluğun tam
ortasındayken hem de.
Bu
mümkün mü?
Belki…
Yapabilenler
var elbette.
Ama
çoğumuz çarklar arasında ezilenlerdeniz.
Sakin
kalmayı unuttuk neredeyse.
Duygusal
tepkilerimiz, ani çıkışlarımız, telaşlı adımlarımız bizden önde koşuyor adeta.
Biz bile kendi hızımıza yetişemiyoruz bazen.
Hep
kendimizi ispat etmeye uğraşıyoruz. Birilerine, hatta kendimize bile.
Oysa
hiçbir şey olmadığımızı bir bilsek, bir kabullensek; o derin manayı özümlesek
kendi içimizde.
Ben
demeyi bir bıraksak. Kocaman bir adım atmış olacağız sakinliğin ve huzurun
diyarlarına.
Hiçbir
şey olmak; ben’in sona erdiği noktada olmak demek. Mutlaka bir şey olmamız
gerekmediğini anlamak demek.
Gerçek
olan şu ki; yaşamın gerçek mucizesini fark edebilmemiz için; akışta kalmamız
gerekiyor.
Çabalamadan.
Direnmeden.
Sakince.
Peki
bunu nasıl başaracağız dersiniz?
Doğal
akışa ve oluşuma izin vererek.
Hiçbir
şey yapmayarak.
İçimizdeki
o sese, özümüzün çırpınışlarına kulak verdiğimizde; hayat gönlümüzden
geçirdiklerimizi zaten önümüze serecek.
Biliyorum.
Şimdi
bu yazılanlar ben dahi hepimize masal tadında geliyor.

Ama
ünlü düşünür Osho’nun da üstüne basarak belirttiği gibi kendimize bir şans
tanımanın vakti gelmedi mi hala?
Zor
geçecek 3 haftayı atlatabilirsek eğer, göreceklerimiz bizi bile şaşırtacak
türden olacak; diyor uzmanlar.
Ne
dersiniz?
Yapabilir
miyiz? (cevabı ve devamı 2/2’de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
03.03.2017
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder