Başlık hayli iddialı oldu farkındayım ama; ne zamandır yazmak istediğim bu
kısacık öyküyü okuyunca; bana hak vereceksiniz eminim ki.
Öğretmenlerimiz bazen tek bir kalbi dokunuşla bazen de tek bir kelime ile
düşüncelerimizi yerle bir eder ve bize doğru yolu anında gösterir. Çünkü bizi
yeri gelir ailelerimizden bile daha iyi tanır. İşte öykümüzdeki öğretmen de
onlardan bir tanesi.

Öğrenci evde anne babasından gördüğü şekliyle belki de onların baskısıyla
hedefinin hep en iyi olmak olduğunu söyler. İşin acı yanı işte burada ortaya
çıkar. Hiçbir arkadaşının kendisini geçmesine tahammül gösteremeyen çocuk; onları
sadece engelleyerek birinci olmayı başarı zannedecek kadar bencil yetiştirilmiştir
çünkü.
Bunu duyan öğretmen masasından kalkar. Eline aldığı tebeşir ile tahtaya
uzun bir çizgi çeker. Sonra da öğrenciye, bu çizgiyi nasıl kısaltabileceğini
sorar.
Öğrenci hemen eline silgiyi alır ve çizgiyi silerek kısaltmaya çalışır. Ancak
öğretmen bunu kabul etmez. Öğrenciye biraz düşünmesini öğütler. Öğrenci bu
sefer de eliyle çizginin kapatabildiği kısmını kapatıp kısaltmaya çalışır. Öğretmenden
yine uyarı alır. Çünkü doğu cevap bu da değildir.
Sonunda öğrencisinden doğru cevabı alamayacağını anlayan öğretmen, tahtaya
yanaşıp tebeşirle bir başka çizgi çizer. Bu çizgi ilk çizdiğinden daha uzundur.
Ve arkasını dönerek öğrencisine şu anda ilk çizginin nasıl göründüğünü sorar. Öğrenci
haliyle ilk çizginin daha kısa olduğunu söyler ve gerçeği anlar.
Bunun üzerine gülümseyen öğretmen, bilgi ve yetenekleri artırarak kendi
çizgisini (yani hayat yolunu) uzatmanın en güzel yol olduğunu söyler. Diğer arkadaşlarının
çizgilerine zarar vermeden bunu yapmanın ise en keyifli yol olduğunu vurgular.
Öykümüz böyle.
Tek bir çizgiyle felsefe değil de nedir bu?
Amaç bilgi ve donanım olarak zenginleşirken hep kendimizle yarışmak olmalı
ve mutlaka başkalarının başarılarını da alkışlamadan geçmemeli diye
düşünüyorum. Çünkü başkalarının başarılarını kıskanmak bizi kıskaca alır. O
anda duygularımız negatife meyilli olduğu için düşünme yeteneğimizi zayıflatır.
Halbuki alkışlamak, takdir etmek; pozitif yönde olmamızı, rahat ve sakin
düşünerek yol almamızı sağlar. O nedenle çocuklarımıza başkalarının mutluluğu
ile mutlu olmayı öğretmemiz gerekiyor. Bunu sözle değil kendi yaşantımızla
yapabilmek asıl olan elbette.
Çocuklar küçük olabilirler ancak beyinleri muhteşem çalışıyor. Doğru ve
güzel bilgilerle doldurmak, yaşamı kendi üzerimizden güzel yansıtmak bizim ilk
önceliğimiz olsun mu?
Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ
10.07.2017