
Zaman
zaman unuttuğumuz, ön yargıların düşüncelerimizi ele geçirdiği anlarda;
maalesef
hepimiz gördüğümüzü o haliyle ele alıyor; asıl olanı unutup görüntüde
kayboluyoruz.
Kızıyoruz.
Öfkelenip
bağırıyoruz.
Ani
tepkiler veriyoruz.
Yeri
geliyor suçluyoruz.
Küsüyoruz.
Sonradan
pişman olacağımız davranışlarda bulunuyoruz.
Oysa
o görüntünün ardında kalan gerçek ‘Ben buradayım.’ diye bağırıyor, o anda sağır
olan kulaklarımıza.
Peki
böylesi fevri davranmamak, daha anlayışlı, daha sakin olmak ve olayların arka
planını görebilmek için neler yapmamız gerekiyor?
Gelin
beraberce kafa yoralım bir kez daha, bıkmadan usanmadan. Ta ki hepimiz tamamen
öğrenene değin.
Öncelikle
çocukluğumuzdan itibaren bize öğretilen kalıplaşmış değerlerin üzerinde
düşünmemiz gerekiyor. Onları çözmemiz, üzerimizdeki
etkilerinin farkına varıp; gerekirse kırmamız lazım ki daha özgür düşünmemize
olanak tanıyalım.
Yargılamaya
her an hazır tutumumuzu değiştirmemiz de ikinci adım. Sorunların aynı şekliyle
sürekli karşımıza çıkmaya devam etmesini istemiyorsak bu şart. Unutmayalım ki
yargıladıkça sorunlar yumağı altında ezilmek an meselesi.
Yargılamadan
uzaklaştıkça zihnimiz berraklaşacak. Daha net görüp, farkındalığımızla daha
kolay yol alacağız zorlu tepelerde.
Artık
FARK etmeyi seçerek, net bakış açımızla gördüğümüz şeyin değerini kavramaya
daha yakınız. Fark ettiklerimizi akılcı
sorularla irdelemek ise; bize ne yapmamız gerektiğini daha kolay gösterecek.
Hayatın
bize sunduğu her türlü zorluk, bize yeni bir şeyi deneyimlemek adına geliyor
önümüze. Artık bunu biliyoruz. Önümüzde iki seçenek var.
Ya
sorular ve yargılamalar arasında kaybolacağız. Ya da ona sahip çıkıp vermeye
çalıştığı dersi göreceğiz.
Seçim
tamamen bize kalmış.
Sözün
özü, yaşam kalitemiz kendimizi iyi tanımakla şekilleniyor. Ve inanın bana bunu
başkalarından değil ancak kendimizden öğrenebiliriz.
Çocukluktan
itibaren edindiğimiz deneyimleri; karşımıza çıkan olaylara verdiğimiz
tepkileri; çevremizle kurduğumuz iletişimi net bir bakış açısıyla
değerlendirmemiz önemli. Yılların geçip giderken bize ne hediyeler bıraktığını
ve sırtımıza hangi yükleri yüklediğini bilirsek; dengemizi daha kolay sağlayacağımız
açık. Çünkü değişimin en önemli adımı, sorunun farkına varmak.
Biliyoruz
ki değişime açık yanımızla, kabuğumuzun altında yaşamayı isteyen yanımız
sürekli çatışmada olacak. Önemli olan o iç çatışma anında KENDİMİZ olarak kalmayı
başarmak. Engel olan her ne varsa hepsini arkamızda bırakmak. Ezilmeden, gölge
gibi yaşamadan; cesaretle yaşama kafa tutmak. Böyle
diyor konunun uzmanları.
Yenilikler
ruhumuza iyi gelecek elbette, ancak bunu yaparken ve değişimin sihrine
kapılırken; geride bıraktıklarımızı yakıp yıkmaktan, değişim uğruna onları kurban
etmekten kaçmamız öyle önemli ki. Yani yeri geldiğinde vefayı da korumalıyız.
(devamı 2/2’de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
25.03.2018
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder