11 Şubat 2018 Pazar

ASLA BAŞARISIZ OLMAYAN TEK YATIRIM

İçinde en kıymetli duyguları barındıran bu yatırım öyle güzel ki üzerinde düşünelim istiyorum. Şefkatin o büyülü ışıltısı, takdir etmenin doyumsuz hazzı bir araya gelip beyin kıvrımlarımızda kayarken; yüzümüze eklenen tatlı tebessüme eşlik ediyor.
İster çok küçük olsun, ister büyük; etkisi tartışmasız vardığı kalplerin iyi hissetmesini sağlıyor. Elbette bizim de. Hatta en çok bizim.

Şimdilerde azalsa da yeniden diriltmek bizim elimizde. Yazarak, dile getirerek, bizzat uygulayarak büyütebiliriz beraberce.

Düşünsenize her şeyden önce başarısız olmayacağımızı biliyoruz. Beynimiz için faydalı olduğunu da. Etkisi iki taraf için de mucize tesirler yaratacak kadar da kuvvetli. 
Daha ne olsun?

NEZAKETten bahsediyorum.

Nazik, ölçülü, seviyeli davranmaktan.

Değerimize değer katan, bizi ayrıcalıklı gösteren şahane bir özellik.

Ne kadar çok uygularsak, ne kadar çok kalbe nazikçe gülümsersek; o kadar mutlu hissedeceğiz kendimizi.

İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi Charles Robert Darwin, en değerli içgüdümüzün nezaket olduğunu savunur. Varlığımızın devamını sağlayacak yegane özellik olarak dile getirir.

Üstelik nezaket; insanları daha iyi anlamamıza vesile olan empati yeteneğimiz ile aynı sinir ağlarını paylaşıyor. Dolayısı ile karşımızdakini anladığımız ölçüde ona daha iyi, hoşgörülü, yapıcı ve sevecen davranabiliyoruz. 

Gelişim psikolojisi alanının öncülerinden Amerikalı psikoloji profesörü Jerome Kagan, beynimizin nazik olmaya programlı olduğunu savunur ki bu da işimizi büyük ölçüde kolaylaştırıyor aslında.

Hepimiz biliyoruz ki biyolojik eğilimlerimiz davranışlarımızı belirliyor. Öfkeden, merhamete, kinden aşka, sevgiye kadar hemen her duygunun birer tutam etkisi var davranışlarımızda. Hangi tarafı daha çok beslediğimizle alakalı olarak.

Asıl olan empati, iyilik, merhamet ve nezaket karmasını sıklıkla ve yerinde kullanmak. 
Kullandıkça kendi içimizde büyümesini sağlarken; etrafımızdaki kişilere de bulaşmasına yardımcı olmak.

İçinde nezaketi büyüten insanların; her türlü zorluğa, baskıya karşı daha dirençli olmaları muhteşem. Varsın yaptığımız nazik tavır ve davranışlar yeterince anlaşılmasın. Yeterince değer görmesin. Hiç önemli değil inanın. Bizim biliyor ve uyguluyor olmamız yeterli.

Zarafet dolu bir tavır, bence bir kişinin en güzel ruh elbisesi.

Değerli.

Işıl ışıl.

Direkt olarak insanların kalbine odaklı çünkü.

Yerinde ve dozunda bir samimiyet ve içtenlikle sarıp sarmalandığında ise etkisi artıyor haliyle. İnsanların kalbinde bıraktığımız o büyülü etki ise kolay kolay unutulmuyor. 

Neden mi?

Çünkü en zor olanı yapıyoruz da ondan. Karşımızdaki kişiye değerli ve özel olduğunu hissettiriyoruz. Kalbini gülümsetiyoruz yavaşça.

Böylece hayata, hayatlarımıza bir anlam yüklüyoruz. Sevgiyi hissettiğimiz, iyiliğin ışıltısını gördüğümüz, merhametin sıcaklığını duyumsadığımız zarafet dolu bir anlam.

Ve ben hayatı böyle seviyorum.

Nazik, ölçülü, sevecen ve zarafetle dopdolu.

Çünkü nezaketi içselleştirdiğimiz ölçüde başarı payımız artacak. Tavırlarımıza bulaşan sihirli ışıltılar gibi dokunduğumuz kalplerde yerini bulacak. 

Hayat sahnesinden ayrıldığımızda geride bırakacağımız o hoş seda için; daima NEZAKETle diyorum ben de.

‘’Herkes kalbinin renginde yaşar hayatı. Ve herkes kalbinin rengini bulaştırır etrafındakilere.’’ diyor dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olan Fars asıllı Farid Farjad.

Başka söze ne hacet?

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

30.11.2017




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...