27 Eylül 2021 Pazartesi

YAŞAYARAK ÖĞRENMEK

Hep eski günlere özlem duyuyor ve bunu sık sık dile getiriyoruz ya.

Kim bilir belki de gerçekten yaşamayı bilmiyoruz.

Düne esir, geleceğe hayran bugünü yok edip duruyoruz sürekli.

İspanyol düşünür ve yazar Miguel de Unamuno’nun ‘Sis’ isimli eserinde dediği gibi;

"İnsan, yaşamayı yaşayarak öğrenir. Herkesin, daima yeni baştan yaşamayı öğrenmeye başlaması gerekir."

Onun için midir hatalar tekrar edildikçe hep başa dönmelerimiz?

Oysa ki ömür dediğimiz bir göz açıp kapama anı aslında.

Michel Tournier’in  ‘Cuma ya da Pasifik Arafı’ isimli romanında zamanı tarifi gün gibi aklımda.

Der ki Paris doğumlu roman, öykü ve deneme yazarı; 

"Zamanı harcama, o hayatın dikildiği kumaştır."

Ne kadar anlamlı.

Hayatın dikildiği o kumaş elimizde.

Biz onu hoyratça savuruyor muyuz, yoksa çitileyip duruyor muyuz olanca kızgınlığımızla?

Bunu yanıtı kendi iç sesimizde saklı.

Ne güzel ki içimizden bazıları o kumaşı nadide bir ipek gibi tutuyor elinde. Ve tüm güzel erdemlerle adeta iğne oyası yapar gibi ilmik ilmik dokuyor.

Hep kötülüğü çağrıştıran olay ve konulardan öylesine bıktık ki; minicik umut kırıntılarına tutunmaya ihtiyacımız eskisinden de çok.

O halde gelin beraberce çok eski tarihlere uzanalım.

Mitolojiden essin bugünkü yazımın satırları.

Japon mitolojisinde isminden sıkça bahsedilen Yedi Şans Tanrısı’na kulak verelim.

Şans Tanrı’larının her biri bir erdemi simgeliyor.

Dürüstlük, Şans, Onur, Neşe, Uzun Ömür, Mutluluk ve Bilgelik.

Efsaneye göre bu tanrılar Takarabune isimli bir gemi ile açık denizlerde yol alıyor. Geminin içi birbirinden kıymetli hazinelerle dolu.

Tanrılar uğrak yerlerinde rastladıkları herkese şans ve bolluk getirmesi için ellerindeki hazineleri bolca dağıtıyor.

Ebisu dürüstlük erdemini; Daikokuten şansı; Bishmonten onuru; Benzaiten tek tanrıça olup neşeyi; Fukurokuju ömürlülüğü; Hotei mutluluğu; Jurojin ise bilgeliği sunuyor.

Hepsinin arasında Tanrıça Benzaiten ise çok daha özel.

Neden mi?

Efsane bu ya Japon adaları beş kafalı deniz ejderhasının zalimliği yanında; deprem, fırtına, su baskını gibi doğal afetlerle sürekli sınanır.

Günlerden bir gün fırtınalar dindiğinde; tüm bu zalimliklerden kurtulan perişan haldeki halkın çığlıklarını bir genç kız duyar.

Gökyüzünden denize doğru ilerleyen bu genç kız Benzaiten’dir.

Beş kollu ejderhanın yaşadığı adaya gider.

Ejderha su gibi güzel kıza aşık olur ve onunla evlenmek ister.

Yüreğinde sınırsız sevgiyi, şefkati barındıran tanrıça teklifi kabul eder.

Tek bir şartla.

Beş kollu ejderha kıyımlarına son verecek, insanları ve çocukları koruyup kollayacaktır.

Teklif kabul edilir.

Böylece tüm acılar son bulur.

İnsanlar; sevginin, yenilenmenin, zarafetle yaşamanın, sakince değişmenin özelliklerini temsil eden; Benzaiten sayesinde huzura kavuşur.

Güzelliğin, aklın, sevginin, şefkatin, bilgeliğin, iyi şansın, bolluğun, müziğin, şiirin, dansın ve suların tanrıçası olarak kabul edilen Benzaiten; işte bu nedenle çok seviliyor. Koruyucu hayvanının da yenilenme özelliği nedeniyle beyaz bir yılan olduğu kabul ediliyor.

Günümüzde de akıl ve bilginin insanları tüm kötülüklerden ve karanlıklardan arındıracak kadar güçlü olduğuna inan Japonlar; yaşamlarına sevgi, zarafet ve şefkat katması için hala Benzaiten’ e dilek tutmaya devam ediyor.

Hayatın dikildiği kumaşın en güzel ilmeklerle dokunması için bizler ne yapacağız peki?

Yanıtlar hepimizin yüreğinde saklı.

Akıl süzgecinden geçirdiğimiz her bilginin yolumuzu aydınlatan ışıltılar olduğunu unutmadan elbette.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

16.05.2021

Kaynaklar: https://tr.wikipedia.org; https://www.mitolojisi.com; https://www.safaknakajima.com.

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...