19 Ağustos 2019 Pazartesi

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA…


Bu harika dize bir şiirin başlığı aslında.

Sahibi Charlie Chaplin, nam-ı diğer ŞARLO.

Hayata dair bir şiir.

Hep dikkate almaya çalıştığımız değerlerle ilgili.

Adeta bizleri daha iyi bir insan olmaya çağırıyor.

Kendisini seven, saygı duyan, kendisiyle barışık, öz güveni yüksek, sade, alçak gönüllü, olgun,  hayatı anlarken kıymetini bilen ve her daim gülümseyen bir insan olmanın yolunu gösteriyor.

Ben şiiri okurken dizeler arasında dans etmeye başladım. Ve şimdi sizleri bu dansa davet ediyorum. Verin elinizi bana beraberce kalbimizin seslerini yüreklendirelim. Kendimizi sevmeye başlayalım ve son anımıza kadar da hiç bırakmayalım. Olmaz mı?

"KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, farkına vardım ki; keder ve acı, kendi gerçeğime aykırı bir yaşam sürmekte olduğuma dair uyarılardı. Bugün, buna 'ÖZGÜNLÜK' dendiğini biliyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, arzularımı bir insana dayatarak onu nasıl incitebileceğimi anladım. Zamanlamanın yanlış ve o insanın hazır olmadığını bilmeme rağmen ve o insan ben olmama rağmen. Bugün buna 'SAYGI' diyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, farklı bir hayatı arzulamayı bıraktım ve etrafımdaki her şeyin beni büyümeye çağırdığını gördüm. Bugün buna 'OLGUNLUK' diyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, anladım ki; koşullar ne olursa olsun, doğru zaman ve doğru yerdeyim ve her şey tam olarak doğru anda gerçekleşiyor. O halde, sakin olabilirim. Bugün buna 'ÖZ GÜVEN' diyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, kendi zamanımı çalmayı ve gelecek için büyük projeler tasarlamayı bıraktım. Şimdi yalnızca bana keyif ve mutluluk veren, yapmayı sevdiğim, içimi neşe ile dolduran şeyleri kendi tarzım ve düzenime göre yapıyorum. Bugün buna 'SADELİK' diyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, sağlığım için iyi olmayan her şeyden  kurtuldum; yiyeceklerden, insanlar, nesneler, durumlar ve beni aşağı ve kendimden uzağa çeken her şeyden. İlk başta bu durumu sağlıklı bencillik olarak adlandırıyordum. Bugün bunun 'KENDİNİ SEVMEK' olduğunu biliyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, her zaman haklı olmaya uğraşmayı bıraktım. O zamandan beri daha az yanılıyorum. Bugün, bunun 'ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK' olduğunu keşfettim.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, geçmişte yaşamaya devam etmeyi ve gelecek hakkında endişelenmeyi reddettim. Bugün yalnızca, her şeyin gerçekleştiği 'şimdi'yi yaşıyorum. Her günü gününde yaşıyor ve buna 'MEMNUNİYET' adını veriyorum.

KENDİMİ SEVMEYE BAŞLADIĞIMDA, aklımın beni rahatsız ve hasta edebileceğini anladım. Ancak, aklım kalbime bağlandıkça, değerli bir müttefik haline geldi. Bugün bu ilişkiye 'KALBİN BİLGELİĞİ' adını veriyorum.

Kendimizle veya başkalarıyla tartışmaktan, çatışmaktan veya herhangi bir sorun yaşamaktan korkmamıza gerek yok artık. Yıldızlar bile çarpışıyor ve bu çarpışmanın sonunda yeni dünyalar doğuyor.

Bugün biliyorum ki 'BU HAYAT!'’’

Charlie Chaplin yetmiş yaşındayken yazmış bu özel şiiri.

Kim bilir belki de ancak o yaşında kendisini ve hayatı tam olarak tanımlayabildi. Kendine has bıyığı, şapkası, mimik ve masum hareketleri ile sessiz sinemanın aranılan ismi olduğunda, hayat hakkında ne düşünüyordu tam olarak bilemiyoruz. Bizleri gülümseten tavırlarının arkasındaki hüznünü de.

Ancak zor bir çocukluk sonrası, zor bir yaşamı olduğunu belirtiyor tüm kaynaklar.

1889 yılında Londra’da doğar. Anne babası tiyatro ile geçinmeye çalışır. Küçük yaşında hem yoksulluğu hem de boşanmanın olumsuz etkilerini hisseder. Annesi ile beraber ilk kez beş yaşında sahne ile tanışır.

Ancak kısa süre sonra annesinin sağlığı bozulur. Babasının yanına gönderilir. Alkole düşkün babasını da 12 yaşında kaybeder.

Üvey abisi ile bakım evlerinde ve sokaklarda yaşamaya başlar. Okula gidemez. Tek bildiği şey tiyatro ve müziktir. Büyümeye ve hayatta kalmaya çalışırken, bulduğu her işte çalışır. Kumpanyalarla turnelere çıkar.

Amerika turnesi sırasında film teklifi alır. Pek çok filmde oynar. Kendi yarattığı melon şapkalı Şarlo karakteri ile de unutulmaz olur.

Bu arada kendi yapım şirketini kurar. Sessiz film çekmeye ısrarla devam eder. Ancak politik görüşleri nedeniyle büyük tepki alır. Amerika’dan ayrılıp İsviçre’ye yerleşmek zorunda kalır. Orada da film çekmeye devam eder.

1972 yılında Oscar almak için geri döndüğünde onu ülkeden kovanlar tarafından ayakta alkışlanır.

Hayatı boyunca 4 kez evlenir. Hiç birinde aradığı mutluluğu bulamasa da çocuklarına harika babalık yapar. Yaşamı boyunca kendisini film çekmeye ve yazmaya adayan Chaplin; 1977 yılının soğuk bir Aralık günü; uykusunda hayata veda eder.

Geriye ondan hoş bir seda kalır. İşte bu şiir de o hoş sedalardan bir tanesi. Umuyorum sizler de benim kadar keyif aldınız.

Hayatı tanımanın yolu, kendimizi artı ve eksilerimizle ile kabul edip sevmekten geçiyor.

Zorluklarla, acı ve kederlerle şekillenirken; farkındalığımızı ne kadar çabuk yakalarsak; anlamsızlıkları o kadar kolay tanımlayabiliriz. Kötü olaylarla ve kötü davranışlarla başa çıkmamız kolaylaşır. Olası çelişkileri, karmaşaları daha kolay analiz etme becerisine kavuşabilir ve hatta korkularımızla yüzleşip onları cesaretle yenebiliriz diye düşünüyorum.

Hayat karşısında güçlü durmamıza vesile olan tüm bu değerleri kazanmamız için; öncelikle kendimizi, hayatı ve hayatın içindeki her şeyi SEVMEYE başlamalı ve sonuna kadar devam etmeliyiz. Tıpkı Charlie Chaplin’in dediği gibi…

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

10.05.2019




1 yorum:

  1. Canım çok güzel bir konuya değinmişsin... Bütün bunları ne kadar erken fark edip uygulayabilirsek; yaşam bizim için o kadar güzel ve yaşanılır olur. Kucak dolusu sevgi ve teşekkürler

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...