22 Kasım 2015 Pazar

YÜREKTEN İSTEMENİN GÜZELLİĞİ

Hayatın bizi sınavdan geçirdiği pek çok olayla karşılaşıyoruz zaman zaman. Belki de o anlarda en çok kalbimize sığınıyoruz. Arzumuz her ne ise; gerçek olması için pek çok şeyi yapmaya hazırız öyle anlarda. Dünyayı bile sırtımızı alıp taşıyabiliriz.

Aslında endişe edecek hiçbir şey yok. Çünkü en güvenli yerdeyiz. Kendi özümüzde, kalbimizde. Yüreğimizin o sıcacık katmanları arasına dilek tohumunu bırakmamız yeterli. Zamanı geldiğinde gerçekleşecek mutlaka. Ne erken ne de geç. Tam vaktinde.

İşte bu satırlarımı destekleyecek öyle güzel bir öykü var ki sırada. Okuyunca etkileneceksiniz sizler de benim gibi.

Yer Pakistan. Dünya çapında ünlü bir doktor olan İşân Hüseyni’nin gerçekten yaşadığı ilginç bir öykü bu.

‘’Günlerden bir gün ünlü doktora; yaptığı yararlı hizmetler nedeniyle ödül verileceği bilgisi gelir. Doktor da yoğun ve stresli hayatına kısacık bir mola vererek, ödülünü alacağı konferansa katılmak amacıyla; uçağa biner.  

Fakat bindiği uçağa yıldırım çarpar. Tüm yolcularla beraber doktor da en yakın havaalanına inmek zorunda kalır.

Ancak aksilikler bununla bitmez. Bir sonraki uçağın tam 16 saat sonra olduğunu öğrenince sinirlenir. Bu durumda hem konferansı hem de ödül törenini kaçıracaktır.

Havaalanı yetkilileri doktora yardımcı olmak adına ellerinden geleni yaparlar. Hatta isterse araba kiralayarak varmak istediği şehre 6 saatte ulaşabileceği bilgisini de aktarırlar.

Başka çaresi olmadığını gören doktor; o hışımla bir araba kiralar. Aceleyle yola çıkar.

Ancak o da ne?

Bu sefer de hava şartları sanki gitmesine mani olmak ister gibidir. Gök gürültüsü eşliğinde yağan şiddetli yağmur bir anda sele döner. Araçlar yollarda mahsur kalır. Doktorumuz da aralarındadır.

Aracın içinde çaresiz sağa sola bakınırken, yol kenarında bir ev gözüne ilişir. Tüm siniriyle kapıyı çalar. Karşısında beliren yaşlıca kadına telefon etmesi gerektiğini söyler. Yaşlı kadın doktorun o sert tavırlarına rağmen tebessüm ederek, evde telefon olmadığını belirtir. Gerçekten de fakir kadının evinde ne telefon ne de elektrik vardır.
Yine de Tanrı misafiri doktoru içeriye alır. Hızlıca yemek ve çay hazırlayacağını söyler.

Bu zorunlu misafirliğe katlanmak zorunda kalan doktor çaresiz bu davete uyar. Biraz sonra hem ısınmış, hem de yemeğini yemiştir. Peşinden sıcacık çayını yudumlarken; ilk defa bulunduğu evin ve yaşlı kadının durumu dikkatini çeker.

İçinde bulunduğu sıkıntılı duruma kendisini çok kaptırdığını ancak o zaman anlar. Çünkü odanın bir yanında sessizce ibadetini yapan yaşlı kadına gözyaşları eşlik etmektedir. Belli ki sıkıntısı büyüktür. Tam bu arada bir beşik ve içinde hareketsiz yatan bir bebek dikkatini çeker.

Bebeğin kime ait olduğunu sorar. Yetim torunu olduğunu öğrenir. Üstelik ağır bir hastalık geçirmektedir. Hiçbir doktorun çare bulamadığı hastalığın çaresine bakacak tek doktor olan İşan Hüseyin adlı doktora ulaşabilmesi içindir, tüm kalbi istekleri. Ve torununun kurtulması, eski sağlığına kavuşması.

O anda kendi ismini duyan doktor şaşkınlık içinde ağlamaya başlar. Yaşlı kadının kalbinden geçirdiği dileğin kabul olduğunu; çünkü beklediği doktorun kendisi olduğunu söyler.’’

Öykümüz burada bitiyor.

Kalpten istenen dileklerin gerçeğe dönüşmesi bu kadar kolay işte. Zaman geliyor hiç olmayacak gibi duran şeyler oluyor. Doğa, insanlar ve hatta tüm dünya o dilek için bir araya geliyor. Yollar açılıyor. Bir başkasının başına gelen aksilik bir diğerinin hayrına oluyor. Ve Sonuçta kalbi dilekler gerçeğe dönüşüyor.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

12.09.2015






Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...