7 Ekim 2019 Pazartesi

KIZGINLIĞIM KİME?


Hayatın bizleri sınaması hiçbir zaman bitmiyor. Büyük konuştuğumuz her ne varsa gün gelip önümüze dikiliyor.

‘Asla yapmam.’ dediklerimizi yaparken küskünlüğümüz artıyor.

Geçmişte atlattığımızı zannettiğimiz ve belki de unuttuğumuz sınavlar; daha da zor ve ezici suretleriyle karşımızda duruyor.

Ve biz kafamıza üşüşen binlerce sorunlu düşünce karşısında koruma kalkanımızın arkasında; çaresizce çırpındığımızı iliklerimize kadar hissediyoruz.

Tıpkı varlık içinde yokluğa odaklandığımız, şükredecek onlarca nimeti görmezden gelip hayıflandığımız zamanlarda ki gibi.

Sıra dışı olayları, samimi ve sarsıcı bir üslupla anlatan İran asıllı yazar Gulam Hüseyin Sâedi bakın ‘Dendil’ romanında ne der;

"Deniz kıyısında yaşayıp da denize küsen herkes senin durumuna düşer.’’

Gerçekten de öyle bir benzetme yapmış ki beni benden aldı.

Mis kokulu masmavi bir denizin kıyısında yaşıyorsunuz ve ruhunuzu bu özel armağandan mahrum edip ona küsüyor, görmezden geliyorsunuz.

Hepimizin gün gelip yaptığı gibi.

Açıklaması kendimize dahi zor gelen o anları, tekdüze günleri, bitmeyen karanlık geceleri aralayamadığımız gibi.

En yakımızdakileri, hatta yanı başımızda durup el verenleri yok saydığımız gibi.

Peki neden?

İnsanız çünkü.

Duygularımızla; hassaslığımızla, narinliğimizle, kaba ve sert yanlarımızla, iyi ve kötü taraflarımızla, sevgimizle, belki yetersiz kalan anlayışımızla, kısacası kendimize has tavır ve davranışlarımızla; ruhumuzu ayakta tutmaya çalışan varlıklarız.

Doğduğumuz andan itibaren öğrenme kulvarında yol alırken; bilgi hazinemizi doldurdukça aslında ne kadar boş olduğunu bilecek kadar erdemli yanımızla hep mücadele peşinde olduğumuzu biliyorum. Ne mutlu ki son anımıza kadar da bu mücadele bitmeyecek.

Bunu bildiğimize göre bize düşen; kendimizi daha iyi tanımak ve var olan insani duygularımızın dilinden anlamaya çalışmak.

Hem de bir an önce.

Yok saymak, perdelemek, unutmaya çalışmak hiçbir işe yaramıyor çünkü. Sadece üst üste yığılıyor ve bir gün patlak veriyor.

İşte o gün geldiğinde yazarın dediği gibi çoğumuz denizlere küsüyoruz galiba.

Bugüne kadar tam 123 defa filmi çekilen bir eserden bahsetme zamanı şimdi.

Bir korku romanı aslında.

Yazım yılı 1886.

İsmi ‘Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’.

İçimizdeki iyilik ve kötülüğün savaşını; baskılanan ve yok sayılan duyguların gün gelip nasıl büyük yıkımlara yol açtığını anlatıyor. Dürtüler, bencil ve ilkel ihtiyaçlar, açgözlülük bir yanda. Yasaklar, baskılamalar, kendimize yakıştıramamak, kabullenememek öte yanda.

İki zıt yön.

İki ezeli ama güçlü rakip.

Tamamen insani duyguları gözler önüne serdiği için bu denli popüler olmuş bu eserdeki iki karakter gibiyiz her birimiz kendi içimizde.

Bu savaşta en büyük darbeyi de ruhumuz ve naif duygularımız alıyor. Yaralanıyoruz. 
Kanıyoruz. Hissediyoruz.

Aslında doğru olan da bu sanırım. Acılar ruhumuzu dağladığında hissetmeye izin vermek. Kendimize olan kızgınlığımızın farkına varmak.

Acının bizlere anlatmak istediklerini öğrenmeye çalışmak zor belki ama her bir adımda bakış açımızın değişeceği gün gibi ortada.

Gerçekten acının içindeyken hissettiğimiz duygu, dışarda korku dolu gözlerle bakıp görmezden geldiğimiz duygudan daha çok canımızı yakmayacak ki. Tam tersine bir de bakacağız ki boşuna korkmuşuz. Gelip geçmiş bile.

Her şey gibi acılar da geçiyor. Üzüntüler de. Kızgınlıklar da. Unutulmuyor biliyorum. İz bırakıyor. Ama geçiyor. Çünkü geçme iznini kendimiz veriyoruz. Geçerken yüzleşeceğimizin bilincinde olarak yolda onları karşılıyor sonra da sevgiyle uğurluyoruz.

Denize küsmek yerine o engin maviliğe açalım ruhumuzu. Kabullendiğimiz noktada başlayacak şifalanma. Denize açıldıkça sönecek ruhumuzu yakan tüm o kızgınlıklar.

İşte şimdi yazarın ikinci cümlesini sizlerle paylaşma vakti.

‘’Denize açılırsan bunların hepsi geçer."

O halde küsmek yok.

İçimizdeki iyi ve kötü yanlarımızla yola devam. Yaramızın içine sevginin sızmasına izin verdikçe güçleneceğiz.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

29.08.2019




3 yorum:

  1. Canım çok güzel bir konu gerçekten... Zamanın geldikçe her türlü duyguyu sonuna kadar yaşamalıyız... Zorlukların üstesinden gelebildiğimiz ölçüde kendimize güvenimiz ve verdiğimiz değer artar... En kötü ve yıpratıcı savaş insanın kendisiyle savaşıdır...Çok teşekkürler ve yürekten sevgiler Belgincim

    YanıtlayınSil
  2. Çok güzel ifade ettiniz Tülay hanım, size tamamen katılıyorum.İnsanı insan yapan asıl duygulardır. Yaşamadığımız güzel duygular bizi eksik bırakır..

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...