26 Şubat 2024 Pazartesi

GERÇEKLER CAN ACITIYOR (2/2)

Yıllar 1789 yılını gösterdiğinde İsviçre fabrikalarında 14 yaşından küçük çocukların çalışması yasaklanır.

Gelin görün ki alınan bu karara uyulmaz. O minicik çocukları en ağır işlerde çalıştırmak adına yeni bir yöntem oluşturulur.

Toplumda kabul görmeyen; fakir, boşanmış, bir nedenle cezaevinde olan ailelerin öksüz, yetim ya da suça karışmış; neredeyse sahipsiz tüm çocukları toplanır.

Devlet yetkilileri ve kilise rehberliğinde alınan dört yaş ve üzeri bu çocuklar; çocuk işçi olarak başka ailelere kiralanır veya satılır.

Görünürde her şey çocukları korumak adına olsa da ardındaki gerçek maalesef bambaşkadır.

Papazlar tarafından sözde kurtarılan çocukların akıbetini kimsenin sorgulamaması olayın en içler acısı kısmı.

Tamamen unutulan bu çocuklar tecavüzü, aşağılanmayı, dövülmeyi, işkenceyi ve ağır iş şartlarını yaşarken kimsenin kılı kıpırdamaz.

Bu uygulama kilise tarafından yürütüldüğü için; vicdanen rahat olan halk; sorgulamaz, düşünmez hatta açılan tartışmaları duymak dahi istemez.

Üstelik bu büyük ayıp neredeyse 1960 yılına kadar devam eder.

Nihayet 1974 yılında bir yasa çıkarılır ve uygulama kaldırılır.

Elbette tüm bu görünmezlik perdesi ardında toplumda bazı kişiler sessiz kalmamayı seçer.

Bunlardan biri bir Rus doktor olur. Uğradığı bir çiftlikte ölen erkek çocuğunu yoğun tecavüz bulgusu ile rapor edince başına gelmedik kalmaz. Gerek yönetim gerekse halk tarafından dışlanır ve hiçbir sözü dikkate alınmaz.

Bir başka duyarlı kişi bir ressam olur. Özellikle çocuk portreleriyle tanınan İsviçreli ressam Albert Samuel Anker, tablolarında bu çocuklara da yer verir. Soluk benizli, yorgun ve yalınayak çocuklar diğer çocuklardan ilk bakışta ayrılır.

Bunlarla beraber kadın örgütleri, dernekler, vicdanlı, cesur gazeteci ve yazarlar hep seslerini bir şekilde duyurmanın yolunu arar. Mücadeleyi hiç bırakmaz, toplumun dikkatini çekmek için uğraşırlar.

Şimdilerde, geçmişte çocuklarına yaptıkları zalimlikle yüzleşen İsviçreliler, uzun yıllar konuyu saklayıp görmezden gelse de; oluşturulan kamuoyu baskısına yenilir.

Özellikle 1998 yılından sonra, bazı tarihçilerin girişimi ile yaşayan tüm köle çocuklara ve yakınlarına ulaşma çalışmaları başlar.

Sürekli gündeme gelen konu hakkında yapılan sergiler, konferanslar ve o zamanı bizzat yaşayan köle çocukların tanıklıkları acı gerçeğin unutulmasına engel olur.

Yaşayan neredeyse on bin çocuk köleyle yapılan röportajlarla oluşturulan ve çekilen film 2011 yılında gösterime girer. Büyük ses getirir.

Ve sonunda 11 Nisan 2013 yılında devlet resmi olarak özür diler.

Ancak etkileri yıllar boyu devam eder.

Geçen sene yazdığım; İngiltere’de baca temizlemeye zorlanan ve akciğerlerinden rahatsızlanıp kısa sürede ölen minicik çocukların zorlu hayatını hatırlarsınız.

Burada değişen sadece ülkeler.

Ana karakter olan minicik çocuklar ise maalesef hiç değişmiyor.

Anlaşılan o ki dünyanın hiçbir yerinde çocuklar yeterince korunmamış, korunamamış.

Günümüzde ne değişti derseniz.

Hiçbir şey!

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

13.09.2023

Kaynaklar: https://www.kooplog.com; https://www.evrensel.net; https://cocoder.org.tr.

2 yorum:

  1. Çocuklara eski çağlarda verilen değer .çok anlamlı bir yazı tşk Canım. 🍀🥀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle... üzülerek yazdığım bir yazı oldu...

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...