10 Ekim 2021 Pazar

İS ve KURUMA BULANMIŞ ÇOCUKLAR(2/2)

Büyük yaşta çocukların dar bacalara sığması zor olduğu için; zaman zaman bu yaş sınırı 4 yaşın altına bile indirilir.

Şömine önünden dar bacanın içine sokulmaya zorlanan çocuklar; daha bacaya girmeden korkmaya başlar.

Ailelerinden ayrılmanın üzüntü ve zorluğu; baca süpürgesi olarak zorla sokuldukları ve nefessiz kaldıkları yerde; yaşadıkları dramın yanında hafif kalır maalesef.

Baca süpürgesi çocuklar dirsek, bacak ve sırtlarını kullanarak bacanın içinde nefes alamadan ilerler. Ellerine tutuşturulan ve çoğu zaman ucu yanan süpürgelerle yukarıya doğru tırmanmaya çalışır.

Tam zirveye ulaştıklarında ise kayarak kendilerini aşağıya bırakır ve süpürdükleri kurumu toplayıp ustalarına verir. Onlar da toplanan kurumları satarak para kazanır.

Peki ya bizim köle çocuklar?

Onlara tek kuruş bile verilmez.  

Sadece karınları doyurulur. Gelin görün ki beslenmeleri bile bilerek gereğinden az yapılır ki; çocuklar hep küçük ve çelimsiz kalsınlar. Dolayısı ile baca temizleme işi aksatılmadan yürütülsün.

Minicik yavruların o daracık, karanlık yerde yaşadıkları korku dolu travmayı anlamamız mümkün değil elbette.

Ama bilinen bir gerçek var ki o da bu işte kullanılan çocukların sağlıkları.

Bu ağır ortamda is ve kuruma bulaşan çocukların gözlerine ve minicik ciğerlerine kurum dolar.

Henüz gelişme çağının başında oldukları için kemikleri tam gelişemez.  Bu nedenle baca süpürgesi çocuklarda bedensel şekil bozuklukları, göz iltihabı ve akciğer hastalıkları baş gösterir.

Yaşam ömürleri hayli kısa olur.

Daha da acısı bacada sıkışıp kalan ve orada nefes alamadığı için hayatını kaybeden çocukların varlığı. Ya da işleri hızlandırmak isteyen ustalarının alt tarafta yaktıkları ateş çukuruna düşüp yanarak ölen çocuklar.

Tam 209 süren bu sancılı süreçte; ara ara çocukların çalışma şartları iyileştirmeye çalışılmışsa da hiç birinden maalesef kesin sonuç alınamamış.

Ta ki 1875 yılında bir hastane bacasında sıkışıp kalan o çocuğa değin.

Dar ve kirli bacadan kendi çabası ile çıkamayınca, yetkililerin hastane duvarını yıkıp ulaşmaya çalıştığı George hayatını kaybeder. Gündemi uzun süre meşgul eden bu son olayda ustasına ağır bir ceza verilir.

En nihayetinde çocukların baca temizleme işinde kullanılması İngiliz parlamentosu tarafından yasaklanır.

İşte böyle bir dram eşlik etti bugünkü yazıma.

Biliyorum böylesi dramlar yaşam enerjimizi etkiliyor. Ancak hep savunduğum gibi gerçekler her zaman bilinmeli ve paylaşılmalı.

Anlayışın, empatinin, saygının sevgi ile harmanlandığı ve tüm canlılarının tebessüm ettiği bir dünya dileğimle.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

30.06.2021

Kaynaklar: https://tr.wikipedia.org; https://bigenc.org; https://www.sweepsmart.co.uk; https://www.ranker.com.


İS ve KURUMA BULANMIŞ ÇOCUKLAR(1/2)

Teknolojinin henüz tam olarak gelişmediği yıllarda; insanlar ısınmak amaçlı yaktıkları şömine ve sobaların baca temizliğinde büyük sorunlar yaşar.

Şimdi sizinle paylaşmak istediğim konu tam da bununla alakalı.

Her şeyde olduğu gibi baca temizlemenin de kendi içinde bir tarihi olmuş.

Ama o tarihte yaşananlar maalesef gözyaşı ile yoğrulmuş.

İngiltere’de yaklaşık 200 yıl boyunca; evet yanlış okumadınız 200 yıl boyunca; minicik çocuklar zorla baca temizliğinde kullanılmış.

Hem de baca süpürgesi olarak.

İşte İngiliz çocuklarının 200 yıl süren kabus dolu yaşamları.

2 Eylül 1666 yılının Pazar günü Londra’da büyük bir yangın çıkar. Kentin neredeyse tamamını etkisi altına alan bu büyük felaket 5 Eylül Çarşamba gününe kadar sürer. Ve Londra, tarihindeki bu büyük yangından çok sarsıcı hasarlar alır.

Kayıtlar 13.200 evin, 87 mahalle kilisesinin, birçok resmî kurum binasının kül olduğunu belgelerken; kent sakinlerinin neredeyse yüzde sekseninin bu yangında evini kaybettiği anlaşılır.

Bacasız, açık ocak ve şöminelerle dolu tahta evleri, geceleri mumlu aydınlatmaları ve yanıcı madde dolu depoları nedeni ile aslında yangınlar; o ana kadar Londra'da oldukça alışılmış olaylardandı.

Ancak felaketin Londra'ya ve halkına etkileri bu denli ağır olunca; yetkililer, böylesi büyük yangın afetinin bir daha yaşanmaması adına; kenti yeniden güvenli binalarla imar etmeye girişir.

Ahşap binalar yasaklanır. İnşaat yönetmelikleri yeniden düzenlenir.

Mevcut ev bacalarının eskisine oranla daha dar (ortalama 45cm) olarak inşa edilmesi kararlaştırılırken; düzenli baca temizliği yapılması zorunluluğu getirilir.

Böylelikle başlayan baca temizleme işinde çalışan ustalar, büyük bir kabusun fitilini ateşler. Çünkü baca süpürgesi olarak kimi kullanacaklarını en başından belirlemişlerdir.

Önce yoksul bölgelerde yaşayan ailelerin 6 yaşına bile varmamış minicik çocukları çırak olarak satın alınır. Yoksulluk dar boğazında kıvranan ailelerden işin gerçeği saklanır.

Böylece çocuklar is ve kurum dolu bacalarda köle olarak çalıştırılmaya başlanır. (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

30.06.2021

27 Eylül 2021 Pazartesi

YAŞAYARAK ÖĞRENMEK

Hep eski günlere özlem duyuyor ve bunu sık sık dile getiriyoruz ya.

Kim bilir belki de gerçekten yaşamayı bilmiyoruz.

Düne esir, geleceğe hayran bugünü yok edip duruyoruz sürekli.

İspanyol düşünür ve yazar Miguel de Unamuno’nun ‘Sis’ isimli eserinde dediği gibi;

"İnsan, yaşamayı yaşayarak öğrenir. Herkesin, daima yeni baştan yaşamayı öğrenmeye başlaması gerekir."

Onun için midir hatalar tekrar edildikçe hep başa dönmelerimiz?

Oysa ki ömür dediğimiz bir göz açıp kapama anı aslında.

Michel Tournier’in  ‘Cuma ya da Pasifik Arafı’ isimli romanında zamanı tarifi gün gibi aklımda.

Der ki Paris doğumlu roman, öykü ve deneme yazarı; 

"Zamanı harcama, o hayatın dikildiği kumaştır."

Ne kadar anlamlı.

Hayatın dikildiği o kumaş elimizde.

Biz onu hoyratça savuruyor muyuz, yoksa çitileyip duruyor muyuz olanca kızgınlığımızla?

Bunu yanıtı kendi iç sesimizde saklı.

Ne güzel ki içimizden bazıları o kumaşı nadide bir ipek gibi tutuyor elinde. Ve tüm güzel erdemlerle adeta iğne oyası yapar gibi ilmik ilmik dokuyor.

Hep kötülüğü çağrıştıran olay ve konulardan öylesine bıktık ki; minicik umut kırıntılarına tutunmaya ihtiyacımız eskisinden de çok.

O halde gelin beraberce çok eski tarihlere uzanalım.

Mitolojiden essin bugünkü yazımın satırları.

Japon mitolojisinde isminden sıkça bahsedilen Yedi Şans Tanrısı’na kulak verelim.

Şans Tanrı’larının her biri bir erdemi simgeliyor.

Dürüstlük, Şans, Onur, Neşe, Uzun Ömür, Mutluluk ve Bilgelik.

Efsaneye göre bu tanrılar Takarabune isimli bir gemi ile açık denizlerde yol alıyor. Geminin içi birbirinden kıymetli hazinelerle dolu.

Tanrılar uğrak yerlerinde rastladıkları herkese şans ve bolluk getirmesi için ellerindeki hazineleri bolca dağıtıyor.

Ebisu dürüstlük erdemini; Daikokuten şansı; Bishmonten onuru; Benzaiten tek tanrıça olup neşeyi; Fukurokuju ömürlülüğü; Hotei mutluluğu; Jurojin ise bilgeliği sunuyor.

Hepsinin arasında Tanrıça Benzaiten ise çok daha özel.

Neden mi?

Efsane bu ya Japon adaları beş kafalı deniz ejderhasının zalimliği yanında; deprem, fırtına, su baskını gibi doğal afetlerle sürekli sınanır.

Günlerden bir gün fırtınalar dindiğinde; tüm bu zalimliklerden kurtulan perişan haldeki halkın çığlıklarını bir genç kız duyar.

Gökyüzünden denize doğru ilerleyen bu genç kız Benzaiten’dir.

Beş kollu ejderhanın yaşadığı adaya gider.

Ejderha su gibi güzel kıza aşık olur ve onunla evlenmek ister.

Yüreğinde sınırsız sevgiyi, şefkati barındıran tanrıça teklifi kabul eder.

Tek bir şartla.

Beş kollu ejderha kıyımlarına son verecek, insanları ve çocukları koruyup kollayacaktır.

Teklif kabul edilir.

Böylece tüm acılar son bulur.

İnsanlar; sevginin, yenilenmenin, zarafetle yaşamanın, sakince değişmenin özelliklerini temsil eden; Benzaiten sayesinde huzura kavuşur.

Güzelliğin, aklın, sevginin, şefkatin, bilgeliğin, iyi şansın, bolluğun, müziğin, şiirin, dansın ve suların tanrıçası olarak kabul edilen Benzaiten; işte bu nedenle çok seviliyor. Koruyucu hayvanının da yenilenme özelliği nedeniyle beyaz bir yılan olduğu kabul ediliyor.

Günümüzde de akıl ve bilginin insanları tüm kötülüklerden ve karanlıklardan arındıracak kadar güçlü olduğuna inan Japonlar; yaşamlarına sevgi, zarafet ve şefkat katması için hala Benzaiten’ e dilek tutmaya devam ediyor.

Hayatın dikildiği kumaşın en güzel ilmeklerle dokunması için bizler ne yapacağız peki?

Yanıtlar hepimizin yüreğinde saklı.

Akıl süzgecinden geçirdiğimiz her bilginin yolumuzu aydınlatan ışıltılar olduğunu unutmadan elbette.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

16.05.2021

Kaynaklar: https://tr.wikipedia.org; https://www.mitolojisi.com; https://www.safaknakajima.com.

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

13 Eylül 2021 Pazartesi

Ev Dekorasyonunda Yeni Moda Denizcilik Teması

Ev dekorasyonlarında son dönemde kullanılan etkileyici bir tema var! Denizcilik teması!

Denizcilik teması ile hazırlanan, deniz ruhunu, deniz renklerini ve gemi söküm ürünlerini barındıran bu dekorasyon stili bizlere, renovasyon ürünlerinin ve deniz temalı hediyelik eşyaların ne denli şık olabileceğini kanıtlar nitelikte!

Ev Dekorasyonlarında Marina Esintisi

Denizcilik konsepti ile hazırlanan ev dekorasyonlarında dekorasyon uzmanları, canlı parlak renklerin yanı sıra marina havasını bütünüyle yansıtan beyaz ve deniz rengi mavinin soft tonlarını kullanmaya özen göstermektedir. Son dönemde, özellikle balkonların, bahçelerin ve yazlık evlerin tasarımlarında kullanılan deniz teması, iç mekan dekorasyonlarımızı da tamamen ele geçirmiş durumda! Deniz temasını yansıtan pirinç ürünler modern ve retro tarzı birleştiren tasarımları ile dekorasyonlara şıklık katan ve evlere marina esintisini getiren kıymetli parçalar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu modanın en önemli temsilcisi olarak da görebileceğimiz Su Üstünde markası, eşsiz ürünleri ile evinizde Marina esintisini yaşatan öncü firmalardan.

Gemi Maketleri ile Tamamlanan Deniz Temalı Evler!

Deniz temalı dekorasyonlara sahip olan evlerin olmazsa olmaz aksesuarları; gemi maketleri  ve gemi söküm ürünleridir.

Klasik deniz temalı salon aksesuarlarından sıkıldıysanız iç mekan dekorasyonlarınızda denizlerin hür esintisini taşıyan gemi maketleri ile göz alıcı dekorasyonlar yaratabilirsiniz. Gemi maketi ustalarının tamamen el emeği ile hazırladığı biricik gemi maketleri, orijinal gemilerin birebir modellerini salonlarınıza taşıyacak, büyülü bir tarihi atmosfer sunacaktır!

Sizler de Su Üstünde gemi maketleri ile siz de evlerinize ve ofislerinize meşhur gemilerin eşsiz dokusunu taşıyabilir, görenleri hayran bırakan denizcilik köşeleri oluşturabilirsiniz.

Gemi Söküm Ürünler ile Evlerinize Denizcilik Tarihini Taşıyın!

Deniz temalı dekorasyonlar oluşturmak isteyenler için mavi renkler ve şık deniz temalı aksesuarlarında dışında daha etkileyici ve göz kamaştırıcı alternatifler de bulmak mümkündür. Dekorasyonlarında cesur davranan deniz tutkunları orijinal gemilerden sökülen gemi söküm ürünlerini dekorasyonlarında sıklıkla kullanmaktadır.

Tarihi gemilerden sökülen gemi söküm ürünleri; gemi mobilyaları, gemi mekanik malzemeleri ya da gemi içerisinde yer alan dekoratif aksesuarlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihi yapıları ve önem arz eden bölgeleri korunarak renovasyon işlemleri yapılan kıymetli gemi söküm ürünler, orijinal gemilerin tüm yaşanmışlıklarını evlerinize taşımaktadır.

Deniz tutkunlarının dekorasyonlarında yer alan bu kıymetli parçalar ihtişamlı görünümleri ve tarihi kıymetleri ile iç mekan dekorasyonlarına deniz esintisi katmak isteyenler için Su Üstünde muhteşem bir seçenektir.

Deniz Temalı Yaşam Alanları İçin En Doğru Adres: Su Üstünde

Su Üstünde mağazalarında deniz tutkunları için; deniz ve denizcilik ürünleri, vintage, hediyelik eşya, gemi söküm ürünleri ve tablolar gibi 5 farklı kategoride hazırlanan binlerce ürün, 20 farklı ülkeden ve 200 farklı noktadan özenle toplanarak uygun koşullar altında muhafaza edilmekte ve müşterilerine sunulmaktadır.

Deniz ruhunu yansıtan en kaliteli ürünleri, Türkiye’nin dört bir yanındaki deniz tutkunlarına ulaştıran online satış şubesi ve mağazaları, deniz temalı dekorasyonlar oluşturmanızda en büyük yardımcınız olacaktır!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Eylül 2021 Cuma

AŞK MASALI (2/2)

Genç adam karşısında yükselen büyük huzurevinin kapısına geldiğinde doğrudan danışmaya gider.

Hannah’ın odasının bulunduğu üçüncü kata çıkarken heyecandan kalbi deli çarpmaya başlar. Karşısında beyaz saçlı, sıcacık gülümsemesi ile şirin yaşlı kadını gördüğünde soluklanır.

Kendini tanıttıktan sonra bulduğu mektupla beraber başlayan yolculuğu bir bir anlatır.

Gözlerindeki ışıltıyla onu sakince dinleyen Hannah’ın narin titrek elleri eski mektubuna uzanır.

Mektubu yazdığında sadece 16 yaşında olduğunu; ancak sevgiye ve aşka hep inandığını söylerken gözleri hafifçe nemlenmiştir.

Genç adama teşekkür eder ve ardından ricasını mırıldanır titrek sesi ile.

Tıpkı kendisini bulduğu gibi gün gelir sevgilisini de bulursa, onu aradan geçen yıllara rağmen, hala eskisi gibi derin bir aşk ile sevdiğini söylemesini ister.

Yaşamı boyunca hiç evlenmeden aşkının gücüyle ayakta kalmayı başaran kadın ağlamaya başladığında; genç adam onu anılarıyla yalnız bırakması gerektiğini düşünür.

Danışmanın önünden geçerken;  aradığını bulup bulamadığını soran kıza cüzdan sahibinin soy ismini öğrendiğini söyler cüzdanı göstererek.

Tam o anda huzurevinin sadık hademesi genç adama seslenir.

Cüzdan sahibi Michael’i tanıdığını, cüzdanın huzurevi koridorlarında hep kaybedildiğini ve bulanın da kendisi olduğunu belirtir.

Cüzdan sahibinin de aynı huzurevinin sekizince katında yaşadığını öğrenen genç adam; hemen Michael’in odasına koşar. Onu okuma odasında bulur ve cüzdanı uzatır.

Cüzdanına kavuşan yaşlı adam teşekkür eder ve çıktığı yürüyüş sırasında düşürdüğünü belirtir.

Genç adam ipucu için cüzdandaki mektubu okuduğunu söyleyince gülümser. Ardından Hannah’ın hala sağ olduğu haberiyle sevinci katlanır.

Genç adamdan onun telefon numarasını ister.

Unutamadığı tek aşkının tüm hayatını doldurduğu için hiç evlenmediğini ve eski küçük sevgilisini hiç unutamadığını da belirtir.

Bunun üzerine genç adam yaşlı adamın elini tutar. Bakım hemşiresi ile beraber yavaş adımlarla üçüncü kata inerler.

Odasında sırtı kapıya dönük halde televizyon izleyen Hannah’ın yanına yaklaşan hemşire; yanlarındaki adamı tanıyıp tanımadığını sorar.

Gözlüklerini gözüne iyice oturtan yaşlı kadın, yıllar önce kaybettiği aşkının ismini fısıltıyla söyler.

İki aşık sevgiyle kucaklaşır.

Oradaki hemşireler genç adamla beraber ağlamaya başlar; bu heyecan dolu ana eşlik ederken.

Üç hafta sonra huzur evinden bir telefon alır genç adam. Pazar günü yapılacak bir düğüne davetlidir.

O törenin baş konuğu olarak orada yer alır.

Kendisini bekleyen harika bir nikah törenidir.

Hannah açık bej rengi elbisesi ve Michael lacivert takımı içinde aşkla gülümsemeye devam ederler.

Huzurevi onlara minicik bir daire tesis eder. Böylece 76 yaşındaki Hannah ile 79 yaşındaki Michael hayatlarının sonuna kadar huzurla yaşarlar.

İşte masal tadındaki aşk öykümüz bu mutlu sonla biter.

Yüzünüze hafif bir tebessüm yerleştirebildimse ve imkansız gibi görünen olayların gün gelip olabileceğine olan inancınızı biraz destekleyebildiysem ne mutlu bana. Çünkü ben o hislerle tuşlara bastım.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

13.05.2021

Kaynaklar: https://guzelyazilar.wordpress.com.

 

 

 

 

 

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...