3 Şubat 2015 Salı

DOĞANIN İHTİŞAMI ONLARIN ZARİF KANATLARINDA

2014 Nobel Edebiyat ödüllü Mary Alice Monroe’nun ‘’Kelebeğin Kızı’’ romanını okurken karar verdim kelebeklerle ilgili yazmaya. Araştırmalarım sırasında edindiğim her bilgiyle; onlara bir kez daha hayran kaldım. Doğanın bu zarif canlılarının yaşama karşı direnişleri, bilinmeyen yönleri öyle çarpıcıydı ki; paylaşmadan edemedim. Okuyunca bana hak vereceksiniz eminim ki.

Gelin zarafetin ve gücün simgesi kelebeklerin yaşam döngüsünden başlayalım satırlara. Aralarında birkaç gün yaşayanı da var, birkaç hafta yaşayanı da. Bazı türlerin ömrü ise 6-7 ay gibi. Sayıları az olsa da; veriler 1 yıl yaşayan türleri de kayda almış. Kış uykusuna yatanlar bir yana; sıcak uzak bölgelere göç edenler öte yana.

Doğanın ihtişamını zarif kanatlarında gururla taşıyor kelebekler. Bizleri cezbeden muhteşem kanatlara dönüşünceye kadar geçirdikleri evrim ise; hayata direnmenin en güzel örneği. Bir diğer isimlerinin ‘’ruh kuşları’’ olması manidar değil mi, size göre de?

Kabul etmek gerekiyor ki; hayat bir yönüyle onlar için hayli acımasız. Kimsenin önemsemediği, dönüp bakmadığı minicik bir tırtılken aylarca yaşıyorlar. Rengarenk bir kelebeğe dönüşüp, özgürce kanat çırpmaya başladıklarında ise; neredeyse yaşamlarının son demlerini sürüyorlar. Ve bu dönemde tek bir amaçları var. Nesillerini sürdürmek. Dünya genelinde, tahmin ötesi sayıları ile de bunu kanıtlıyor her biri.

Bizlerin kırılgan, hassas olarak tanıdığı bu güzel canlılar; Antartika hariç, hemen her iklim ve koşulda yaşayabiliyor. Çöllerde, tropikal ormanlarda, bataklıklarda, dağların zirvelerinde, mağara kovuklarında ve hatta sıkı durun yanardağ ağızlarında dahi cesurca dolaşıyorlar.

Kayıtlara göre 150 bin kadar türü var. Dile kolay, muhteşem bir skala. Yapılan araştırmalar devam ettiği halde, hala onlarla ilgili bilinmezlikler öyle çok ki.

Kelebekler son derece akıllılar. Aralarında düşmanlarıyla saklambaç oynayanları da var. Tehlikeli durumlarda kanatlarını birleştirip kuru bir yaprak görünümü alıp, kamufle olanları da.

Kanatlarındaki kocaman göz şekilleri nedeniyle ‘Baykuş kelebeği’ olarak adlandırılan türleri çürümüş muza bayılıyor. Ve hatta, içindeki düşük alkol oranıyla hafiften sarhoş bile oluyorlar.

Bazen ileriye bazen geriye uçan türlerine ‘Güvercin kuyruğu’ kelebeği deniyor.

Bizler kelebeklerin genellikle gün ışığında uçtuklarını zannediyoruz değil mi? Ancak gece uçanları da var. Yapıları ve özellikleri bu koşula uyum sağlamış elbette.  

Cam kanat kelebeklerinin mahareti ise şeffaf kanatlarında. Böylece bulundukları yerde fark edilmeden dinlenebiliyor.

Kokarca gibi kötü bir koku salgılama özelliğine sahip olan türlerine ne demeli? Bu zarif canlılara yakışmadığını düşünsek de; düşmanlarından bu şekilde korunuyorlar.

Yeşil damarlı ‘Paşa kelebekleri’ türler arasında en saldırgan olanları.

Peki hiç zehirli kelebek duymuş muydunuz? Göz kamaştırıcı parlak renklerle, çok yavaş uçan bu kelebekler; hepsinden çok daha dayanıklı ve azimli. İsmi Zehirli Monark kelebeği. Binlerce kilometre uçuyor ve yolculuğunu torununun torunu tamamlıyor. Nasıl aynı izi sürdüğü ise hala bilinmiyor. Bazı araştırmacılar tarafından; genetik yapılarındaki kodlanmaya bağlanıyor. Bu özel kelebekleri bir başka yazımda ayrıca sizlere tanıtmak istiyorum.

Guinness rekorlar kitabına girecek kadar küçük olanları var aralarında. İsmi ‘Ot mavisi kelebeği’.

Tam tersine büyük boyutlu, belki de bugüne kadar hiç görmediğimiz büyüklükte kelebekler de var ama. Güney Asya, Çin, Malezya ve Hindistan’da rastlanan bu dev kanatlı kelebeklere ‘Attacus Atlas’ deniyor. Kanat uzunlukları 30 cm civarında. Hayalimizde bu kocaman kelebeğin aniden havalandığını düşünelim mi bir an için? Hafif bir ürküntü eşliğinde; hayranlıkla izlerdik sanırım, kadifemsi kanat çırpışlarını. İpeği çok değerli ve dayanıklı olan bu tür, Hindistan’da kutsal kabul ediliyor. 

Varsa yoksa uçmak kelebeklerin tek hedefi. Enerjileri ise çiçek özleri.

Peki bu özlere nasıl ulaşıyorlar dersiniz? Ayaklarıyla. Çünkü tat alma cisimciklerini ayaklarında taşıyorlar ve balözlerini buradan emiyorlar. Öyle hassas algıları var ki; üzerine kondukları bir şeftalinin tüylerinden ne kadar tatlı olduğunu anlayabiliyorlar. Yani, bir kelebeğin ayağı güzel bir yiyeceğe değmeye görsün, hemen ince emme hortumlarıyla emmeye ve beslenmeye başlıyorlar.

Soğumamak adına, dinlenirken bile kanatlarını hareket ettiriyorlar. Neden mi? Uçmaları için en önemli gereklilik beden ısıları da ondan. İdeal ısıyı yakalayabilmek adına; kanatlarını açarak güneşlenmeleri de cabası.

Koku alma duyuları hayli gelişmiş. Çiftleşme sırasında dişi ve erkek güzel kokularla birbirini etkilemeye çalışıyor. Ve bu kokuyu tam 11 km’den duyuyorlar.

Kelebekleri çok seven, hatta onlara hayran olan Buda; bir sözünde, kitaplardan öğrendiklerinden çok daha fazlasını kelebeklerden öğrendiğini belirtmiş. Gerçekten de onlar kocaman bir dünya gibi adeta.

Yumurtlamadan itibaren geçirdikleri evreler öyle zor ki. Mücadeleleri hiç bitmiyor. Topraktaki iğne başı büyüklüğünde bir yumurta olarak hayata başlıyor. Ardından, sürekli yaprak yiyen ve deri değiştirerek büyüyen bir tırtıla dönüşüyor. Pupa döneminde ise kendini krizalite denen bir kozaya hapsediyor. Sabrıyla geçirdiği bu zorlu süreç sonunda ise yetişkin bir kelebeğe dönüşüyor. Azimli mücadelesi ve sabrı sayesinde bu MUHTEŞEM değişimi fazlasıyla hak ediyor elbette.

Kelebeklerin hayatını ve yaşamlarını incelediğimde; şu soruyu sormadan edemedim.

Uzun ama, sıradan renksiz bir yaşam mı; yoksa kelebekler gibi kısa, ama renkli dolu dolu bir yaşam mı?

Zor bir soru biliyorum. İlk başta ikincisi daha cazip gibi geliyor değil mi? Ama unutmamak gerek ki; hepimiz hayatımızı sonsuz kabul ediyor ve hayallerimizi erteleyip duruyoruz. Yani farkında olmadan; ‘’Uzun yaşayayım da, varsın sıradan olsun.’’ diyoruz.

Bence her ikisinde de hüzün saklı biraz. Bu nedenle hepimize hem sağlıklı ve uzun, hem de gökkuşağının renklerini kıskandıracak kadar albenili bir yaşam diliyorum. Kalben isteyip inanalım ve zor anlarımızda kelebeklerin sabrını hatırlayalım, olmaz mı?

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

23.12.2014






1 yorum:

  1. Merhaba arkadaşlar sizlerde çocuklarınıza değer veriyorsanız çocuklarınız için buypasa.com 'dan alışveriş yapmalısınız.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...