13 Kasım 2018 Salı

MİTOLOJİK SİSYPHUS’UN ÖYKÜSÜ (2/2)


Sisyphus’un cezası, bir kayayı yüksek bir tepeye iterek çıkarmasıdır. Güçlü kuvvetli Sisyphus için bu iş kolaydır. Hemen kayayı kucaklar. Zorlansa da gün batmadan tepeye çıkarır. Tam tepenin oyuğuna yerleştirecekken kaya birden aşağıya yuvarlanır. Ertesi gün yeniden dener. Sonraki günler yeniden.

Aradan geçen zamanda Sisyphus, umutsuz ve anlamsız bir ceza ile cezalandırıldığını anlar.

Her sabah kalkar. Kayayı tepeye sürükler. Ve en yorgun anında kaya yine eski yere geri döner. Bu iş sonsuza dek böyle sürecektir.

İşte o günden bugüne; Sisyphus Efsanesi felsefenin en çok yorum yapılan mitolojik öyküsü olarak tarihteki yerini alır. Çünkü insanoğlunun tarih içindeki her dönemine ve konumuna rahatça uyarlanabilir.

Bazı kaynaklarda kaçınılmaz sondan kurtulmak isteyen insanların dokunaklı bir simgesi olarak anılıyor Sisyphus. İngilizce’de kullanılan ''Sisyphean'' terimi de asla tamamlanamayan bir görevi anlatıyor.

Şimdi gelin mitolojik öyküdeki bu cezayı günümüze taşıyalım ve hayat boyu tamamlamak için delice uğraş verdiğimiz pek çok anlamsız uğraşı sembolize ettiğini düşünelim.

İşte bu durumda zaman zaman hepimiz biraz Sisyphus gibi davranıyoruz. Sonunda her şeyin biteceğini bile bile yaşama tutunuyor ve ağır kayaları itip duruyoruz.

Öyle değil mi?

Yazımı yazarken bir yandan da Sisyphus’u düşündüm. Kendisine verilen cezanın umutsuz olduğunu biliyordu elbette. Ancak kayayı itmekten bir gün bile vazgeçmedi. Bu inadıyla belki de kendisini cezalandıranlara karşı kendince direndi. Umuduna sarıldı.

Bu öyküye neden mi yer verdim? Olur da kendinizi umutsuz hisseder, hayallerinizi bile yok sayarsanız hatırlayın istedim.

Yaşam önceliğini başkalarına verenler; onların bitmek bilmeyen istekleri peşinde kendilerini tüketenler; artık hayallere inanmayanlar varsa aranızda; sözüm sizlere.
Yanılıyorsunuz. En uçuk hayaller bile gün gelir gerçek olur. Yeter ki kalpten isteyin.

Tıpkı Anıl Basılı imzalı Balino romanındaki kahraman gibi.

Romanda, her gün bir balinayla tanışıp onun karnında zaman geçirmek için hayaller kuran bir adam anlatılır. Ve gün olur,  kahramanımız önce bir yağmur damlasına dönüşür. Oradan bir leyleğin gözyaşında yolculuk yapar. Sonra yeniden yağmura karışıp okyanusa akar. Oradan da tam hayal ettiği gibi balinanın karnına girer. İşte tam da hayal ettiği yerdedir.

Ve son sözler yazardan gelsin mi?

‘‘Hayallerin gerçekleştiği yerler sadece masallar değil. Hayaller onları gerçekleştirmek isteyen herkese açık bir kapı bırakıyor. Her bir buluş bile zamanında sadece hayaldi.’’

Bunu hiç unutmamak gerekiyor. Mucizeler kendimizi kalbimize adadığımız anda başlıyor.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

01.08.2018

Kaynaklar: http://www.hurriyet.com.tr; http://www.arkeorehberim.com; YE DUA ET SEV- Elizabeth Gilbert; BALİNO- Anıl Basılı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...