Oubaitori.
Japonca.
Kişinin
kendisini asla başkalarıyla kıyaslamamasını ve herkesin kendi potansiyeline
göre, kendi zamanında olgunlaşacağını savunan bir yaşam felsefesi aslında.
Japonya'da
ilkbahar mevsiminin farklı aylarında, faklı şekillerde ve renklerde açan dört
ikonik ağacın isimlerini temsil ediyor.
Ou
– bai – to - ri.
Ou
: Kiraz çiçeği (sakura).
Bai
: Erik çiçeği.
Tou
: Şeftali çiçeği.
Ri
: Kayısı çiçeği.
Felsefesinin
anlamı ise bizlere ders niteliğinde.
Bu
dört meyve ağacı genelde benzer topraklarda yan yana varlıklarını sürdürüyor.
Her
biri kendi periyotlarında, kendilerine has özellikleriyle çiçek açıyor. Zamanı
geldiğinde dökülen çiçeklerin yerine olgunlaşan meyveleri ile hayatımıza renk
ve lezzet katıyor.
Kendi
doğalarına uygun olan her ne ise onu yerini getiriyor.
Şimdi gelin bu felsefeyi kendimize uyarlamaya çalışalım ve "Her çiçek kendi zamanında açar" fikrini merkeze alalım.
Zaman
zaman yaşantımızı başkalarıyla kıyasladığımızı, iş ve özel hayatlarımızda bir
özenti içinde olduğumuzu, elimizdekine şükredeceğimiz yerde bizde olmayanlara odaklanıp mutsuz ve
yetersiz hissettiğimizin hepimiz farkındayız.
Oysaki
tıpkı o meyve ağaçları gibi bizler de bu dünyada tekiz ve farklıyız.
Bir
başka örneğimiz yok.
DNA’mızdan
parmak izimize, göz rengimizden saç yapımıza, duruşumuzdan sesimizin tonuna
kadar her şeyimiz farklı.
Dolayısıyla
her şey kendimize özel.
Düşünce
tarzımız, yemek yeme şeklimiz, konuşmamız, farkındalığımız, hobilerimiz,
sevdiklerimiz, sevmediklerimiz, cesaretimiz, çalışkanlığımız, korkularımız, ...
başkalarına hiç benzemiyor.
Hal
böyle olunca kendimizi sevmekle işe başlayabiliriz.
Ardından
bu basit felsefeyi benimseyip kendi hayatımızda uygulamaya başladığımızda, içimizdeki
değişim ve gelişimleri fark edeceğiz.
Bu
değişimler ne mi olabilir?
Öncelikle
egomuzu sessizce besleyen; sahip olma, her zaman haklı çıkma ve üstün olma
duygumuzu törpülememiz gerekiyor.
Çünkü ömrümüz boyunca onların peşinde koşarken, hem kendimizi hem de etrafımızı ne kadar yıkıp geçtiğimizi fark edemiyoruz. Üstüne üstlük önümüzdeki en renkli yaşam anlarını kaçırarak.
Kendi
içimizde bunu hallettikten sonra; bazı adımlarda herkesten geride kaldığımızı ve
yetersiz olduğumuzu düşündüren, bizi kıskaca alan o belli belirsiz baskıdan
uzaklaşabiliriz.
Kendi
iç enerjimizi kendi hayallerimizi
gerçekleştirmeye yöneltebiliriz.
Hayata
daha sakin ve olumlu bakabiliriz.
Başkalarıyla
kıyaslama yapmadığımız için her yeni güne gülümseyerek uyanmanın ve şükretmenin
tadına varabiliriz.
Böylece
farkında olduğumuz pozitif şeyler artmaya ve kendimizi çok daha iyi hissetmeye
başlarız.
Üstelik
tüm bu olumlu değişimler bizimle beraber etrafımızdaki her şeye yansır.
Daha
ne olsun?
Birbirimizden
farklı yaşam yolculuğuna sahip olduğumuz bu dünyada yapabileceğimiz en etkili
şey, kendimizi sevgiyle kucaklayıp cesaretle bir iki adım atmak belki de.
Haydi
beraberce.
Oubaitori.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
12.06.2026
Kaynaklar:
https://mediumturkiye.com; https://www.marieclaire.com.tr.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder