Kırmızı
peruğu, çarpıcı kırmızı ruju ve kendisine sunulan hediyeleri bir çocuk
sevinciyle kabul eden halleri ile sıra dışı bir karakter.
Tam
olarak nev-i şahsına münhasır.
Ruhu,
hayata bakışı, algılama ve yansıtmaları oldukça farklı.
İşte
karşınızda Japonların yaşayan en değerli sanatçısı.
Ressam
Yayoi Kusama.
Lakabı
‘Benekli Kraliçe.’
Şimdilerde
87 yaşında.
Eserleri
Pop Art tarzında.
Minimalizm'in
atası olarak kabul ediliyor. Sürekli üretiyor. Resimlerinin yanında 600’ün
üzerinde heykeli de var.
Eserleri
ile bir ilke imza atmış. Şimdiye kadar yaşayan bir kadın ressamın eserlerine
biçilen en yüksek bedeli alma şansını yakalamış.
2006
yılında ömür boyu başarı ödülüne layık görülmüş. Aynı zamanda Time dergisinin
seçtiği 100 ünlü sanatçıdan bir tanesi kendisi.
Gerek
yaşamı gerekse sıra dışı eserleriyle tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başarmış. Neredeyse
tüm Avrupa ülkelerinde tanınıyor. Amerika’da ise bir başka seviliyor.
Ve
şimdi sıkı durun. Yaşamak için tercih ettiği yer neresi dersiniz?
Bir
akıl hastanesi. Evet evet. Tam kırk yıldır bir akıl hastanesinde yaşıyor.
Sadece kendi tercihiyle. Dediğine göre orada olmayı seviyor.
Bu
ilginç kadının hayatına mini bir gezi yapmadan, yaşam sayfalarını aralamadan
olur mu?
Yıl
1929. Japonya’da zengin bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş. Ailesinin katı
kuralları; annesi için babasını takip ederken o minicik yüreğiyle gördüğü
aldatılma sahneleri; onu hayli etkilemiş. 10 yaşına geldiğinde sadece
kendisinin gördüğü benekler; bir süre sonra bütün dünyasını kaplamış. Önceleri
onlarla konuşuyormuş. Sonra da sanrılarını resmetmeye başlamış. O gün bugündür
resimlerinde hep benekler olmuş. Giyiminde, kullandığı eşyalarda kısacası tüm
yaşamında da.
Kısa
süreli resim eğitimi almış almasına ancak pek sevmemiş. Resim hayatı,
Amerika’lı
ressam Georgia O' Keeffe'yi keşfedip, onunla iletişime geçince ise tamamen değişmiş.
29 yaşında kısıtlı bir bütçeyle Amerika’ya gitmiş. 15 yıl orada kalmış. Çok
sıkıntı çektiği o yıllarda, çöplerden yemek bile yemiş. Yine de pes etmemiş.
New York sanat alemine bir şekilde kendini kabul ettirmiş.
44
yaşında ülkesine dönmek zorunda kaldığında ise tercihi akıl hastanesi olmuş.
Rahatsızlıklarıyla barışık olduğundan yaşama hiç küsmemiş. Yakınmamış. Aksine
duygularını güçlendirdiği için hep kendisini sevmiş. Ve resim yapmayı hiç
bırakmamış.
O
kadar üretken ki. Yazdığı şiir ve romanlarla ödül almışlığı da var. Ünlü
modacıların özel koleksiyonlarına tasarımlar yapmış. Dünyanın her tarafında
açtığı sergilerle hep kendinden söz ettirmeyi başarmış.

Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
29.05.2016
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder