26 Ocak 2022 Çarşamba

KENDİMİZLE SATRANÇ OYUNU

Hangimiz oynamıyor ki?

Karşımıza kendimizi oturtuyor sonra da başlıyoruz satranç taşlarını karelerde gezdirmeye.

Aslında tüm taşlar bizim.

Hem siyah hem de beyazlar.

Siyah taş elimizdeyken biraz kızgın mı bakıyor gözlerimiz yoksa karşımızdaki benliğimize?

Biraz acı çeksin, hatta üzülsün mü istiyoruz beyaz taşı aceleyle kırarken?

Belki de acıdan beslensin diyor bir yanımız?

Ya beyaz taş elimizdeyken yaptığımıza ne demeli?

Pembe gözlüklerle bakarken dünyaya, olan biteni görmezden mi geliyoruz yoksa?

Sonra da duyarsızlıktan mı korkuyoruz?

Kim bilir belki de hepsinden bir parça var içimizde.

İnsanız sonuçta.

Duygularımızla harmanlanmış dünyamızda ayakta kalmanın peşindeyiz hepimiz.

Beyaz taşlar elimizdeyken tebessüm edecek nedenlerimiz çoğalıyor; şükürlerimizle beraber.

Yaşamın eksik yanlarını ve hataları daha olgun karşılıyoruz. Siyah taşı kırarken bile zarafetimiz belli oluyor.

Keşke bu hallerimiz daha uzun soluklu olsa.

Ama nerede?

Gün geliyor yıkıcı duygular, düşüncelerimize yansıyor; o da davranışlarımıza. Sonra da kendimize ve çevremize zarar veriyoruz. Geri dönüp baktığımızda neden yaptığımızı çoğu zaman biz bile anlamlandıramıyoruz.

Aceleciliğimiz, alıngan yanımız, endişeli bakışlarımız, kontrol etme dürtümüz ayaklanıyor aniden. Siyah taşın gücünü kullanmak için yanıp tutuşuyoruz.

Peki nerede yanlış yapıyoruz ve neyi hala anlayamadık dersiniz?

Bunun yanıtı için taşları elimizden bırakmadan, gelin ünlü bilim insanı Albert Einstein’a kulak verelim.

‘’Hala anlayamadınız değil mi? Önemli olan haklı ya da haksız olmak değil. Kavganın kazananı yoktur. Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz. Önemli olan kalp kırmamak. Önemli olan yargılamadan, karşılıksız sevebilmek, ve iyilik yapabilmek. Haklı bile olunsa özür dileyecek kadar asil olmak, bilge olmaktır. Egonuzu kontrol edemediğiniz sürece o sizi kontrol etmeye devam edecek. Böyle olduğu sürece tüm dünya sizin bile olsa asla mutlu olamazsınız.’’

Ne kadar güzel özetlemiş aslında hayata karşı duruş şeklini.

Önemli olan daha çok siyah taş ya da beyaz taşı kırmak değil.

Önemli olan şah mat yapmak hiç değil.

Çünkü kazanan da kaybeden de biziz sonuçta.

Ben değil biziz.

O halde gücün tamamen bizde olduğuna inanarak yola devam ediyoruz.

Çünkü her iki renk taşla da istediğimiz gibi oynama şansımız var. Üstelik zemin sağlam; yılların alışkanlığı var nede olsa. Yeter ki seviyeli olmayı unutmayalım.

Elimize aldığımız her yeni kitap beynimizin farklı kıvrımlarını çalıştırıyor; bizleri farklı şekillerde düşünmeye yöneltiyor. Yaşamın bambaşka bir halini görüyoruz adeta.

İşte bana bu satırları yazdıran Avusturyalı yazar Stefan Zweig'ın son eseri ‘Satranç’ da da tam bu oldu. Biri var olmak, diğeri ise yok olmamak için satranca sarılmış olan iki rakibin çekişmesini okurken düşünmek keyifliydi.

‘’Senede hiçbir şey yapamayacağınız sadece iki gün var; DÜN ve YARIN. BUGÜN; sevmek, inanmak, yapmak ve hepsinden önemlisi yaşamak için doğru gün.’’ diyor; barışçıl girişimleri nedeniyle Nobel Barış Ödüllü Dalai Lama.

O halde gün BUGÜN.

Elimizde hangi renk taş olduğuna bakmaksınız zarafetle oynamanın tam zamanı.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

10.09.2021

Kaynak: Satranç – Stefan Zweig.


13 Ocak 2022 Perşembe

KALBE DOKUNAN BİR ÖYKÜ (2/2)

Bu gerçek yaşam öyküsünün geçtiği yıllarda herkes fiziki anlamda güzel olmasa da aşkı yaşayıp yaşatabilen bir adamla, o aşka karşılık veren dünyalar güzeli kızın yaşamına gıpta etmiştir mutlaka.

Sizler gibi ben de sadece masallarda olacak kadar özel olan bu aşk hikayesine bayıldım.

Son derece zeki bir adam olan büyükbaba Moses’in aklına ve cesaretine hayran olurken, eşinin ruhundaki gerçek güzelliği fark eden o kızı gülümseyerek alkışladım.

Şimdi gelelim ilk bölümün sonunda sorduğum soruya.

Yanıtı ne yazık ki hayır.                                                           

Özel hayatı sırlarla dolu olan ve yayımlanmayı bekleyen yüzlerce esere sahip ünlü bestecinin aşk hayatı çalkantılar içinde geçer.

Mendelssohn diğer bestecilerden farklı olarak refahın yüksek olduğu bir ailede oldukça rahat bir yaşam sürer.

Gelin görün ki imrenilecek bu hayata karşın 38 yaşında yaşamına veda edecek kadar mutsuzdur.

Geride henüz duyulmayan besteleri ile beraber yaşamı hakkında da pek çok sır bırakır.

Çocukluk ve gençlik yıllarındaki mutluluğunun kalıcı olmadığı, özellikle son yıllarında aşk acısı nedeniyle intihar ettiği iddiasının hala gücünü koruduğunu gösteriyor bazı kaynaklar.

Zorlukların yıldıramadığı, fiziki görünümünü zekası ve aklı sayesinde yenen büyükbabanın aşk dolu mutlu yaşamının torununda devam edemediği ortada.

Peki neden?

Gelin bu sır perdesini beraberce aralamaya çalışalım.

Mendelssohn’un hayatı; dışarıdan bakıldığında eşi ve çocukları ile mutlu  görünse de; ‘İsveç Bülbülü’ lakaplı  opera sanatçısı Jenny Lind ile karşılaştığında tam bir kaosa döner.

Sopranoya duyduğu aşkın karşılığı olsa da, şartlar bir araya gelmelerini neredeyse imkansız kılar.

Son çare olarak ölümünden hemen önce aşık olduğu kadına bir mektup yazar.

Konuyla yakından ilgili kaynakların açıklamasına göre; Mendelssohn mektubunda bir yandan aşkın gücünü anlatırken öte yandan her şeyi arkalarında bırakıp birlikte Amerika’ya gitmeyi teklif ettiği; kabul etmezse de intihar edeceği notları yer alır. Soprano Lind’in ise aşık olsa da besteciye ve ailesine duyduğu saygı nedeniyle kabul etmediği belirtilir.

İşin gerçeği ise Mendelssohn bu mektuptan birkaç ay sonra yaşamına veda etmesi.

Tüm bunları Jenny Lind’in daha sonra eşi olan besteci Otto Goldschmidt’ten öğreniyoruz.

Piyano konçertoları ile tanınan besteci, şef ve piyanist Otto Goldschmidt, evlendikten sonra yeminli bir mektup yazar.

Gizemli mektubu 1896 yılında Mendelssohn Burs Vakfı’na teslim eder.

Tam bir yüz yıl boyunca açılmamasını talep eder.

Çok sevdiği eşini ve Mendelssohn’un itibarını zedeleyeceği endişesiyle söz konusu mektubu imha ederken, tüm gerçekleri yeminli bir beyanla bu mektupta yazdığını belirtir.

Aradan yüz yıl geçer.

Tarih sayfaları 1996 yılını gösterip mektubun açılma zamanı geldiğinde ne mi olur dersiniz?

Baskılara rağmen gizemli mektup açılmaz.

Bugün hala kapalı olarak Londra Kraliyet Müzik Akademisi tarafından koruma altında tutulmakta.

Nedeni ise kimse tarafından bilinmiyor.

Gün gelip mektup açılır mı bilinmez, ama sevgi ve aşkın insana neler yaptırdığı farklı bakış açıları ile düşünmeye değer.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

01.12.2021

Kaynaklar:  https://delphipages.live; https://www.pressturk.com; http://sosyolojisi.com; http://www.radikal.com.tr.

 

 

KALBE DOKUNAN BİR ÖYKÜ (1/2)

Alman barok müzik bestecisi Johann Sebastian Bach’ı yeniden yaşama döndüren kişi olarak tanınan; dahi çocuk unvanlı Alman müzisyen, besteci Jacob Ludwig Felix Mendelssohn’u hepimiz tanıyoruz.

Bu ünlü bestecinin büyükbabasıyla büyükannesinin evlilik öyküsünü bilenlerimiz ise pek az diye düşünüyorum.

Hadi gelin 18. yüzyıla Almanya taraflarına gidip yaşamlarına tanıklık edelim.

Yoksul bir yazmanın oğlu olarak dünyaya gelen büyükbaba Moses Mendelssohn, Alman Yahudi filozofu ve eleştirmeni aynı zamanda.

Bir edebiyat yarışmasında Prusya Sanat Akademisi ödülünü kazanmış, gerek düşünceleri gerekse eserleri ile adından söz ettirmiş bir yazar.

Ailesinin yoksulluğu, geçirdiği hastalıkların bedeninde bıraktığı kalıcı hasarların yanında, düzenli eğitim şansı olmadığı halde; olağanüstü düşünme yeteneği, zekası ve çalışkanlığı sayesinde başarmış tüm bunları. 

Bu kadar değerli özelliği yanında önemsiz olsa da fiziksel görünümü pek dikkat çekici değilmiş. Kısa boyu ve sırtındaki garip kamburu nedeniyle özellikle kadınları ürkütürmüş.

Günlerden bir gün Hamburg da yaşayan bir işadamını ziyareti sırasında hayatının aşkına rastlar.

Karşılık göremeyeceğini bildiği halde bu iş adamının Frumtje ismindeki güzel kızına aşık olur.

Güzel genç kız ise onun görüntüsünden adeta ürker. Yanına bile yaklaşmaktan çekinir.

Her şeyin farkında olan Moses, evdeki ziyaretinin sonuna yaklaştığında kapıdan çıkmadan önce kızla bir kez olsun konuşmak ister. Kızın odasının bulunduğu üst kata çıkar. Tüm cesaretiyle kapısını tıklatır. Aldığı davetle içeriye girdiğinde gördüğü olağanüstü güzellik karşısında heyecanlansa da cesaretini toplar ve konuşmaya başlar.

Bu sırada kızın kendisine hiç bakmadığını, hatta başını yerden kaldırmadığını fark eder.

Bu duruma çok üzülmüş olsa da konuşmasını tamamlar. Son olarak evliliğin kutsallığına inanıp inanmadığını sorar, tüm nezaketiyle.

Aldığı ‘evet’ yanıtına gülümserken, birdenbire kendisi de aynı soruyla karşılaşır. 

Hiç düşünmeden ‘elbette’ yanıtını verir ve sözlerine devam eder.

Geçmiş bir inanışa göre; erkek çocukların dünyaya gelmeden önce hayatlarını birleştireceği eşlerin Tanrı tarafından seçildiğini söyler.

Tıpkı inanıştaki gibi kendisi doğarken de evleneceği kızın belirlendiğini ve eşinin kambur olacağının kulağına fısıldandığını anlatır. Ardından da Tanrı’dan özel bir istekte bulunduğunu; eşine vereceği kamburluğu kendisinin severek taşıyabileceğini belirttiğini ekler sözlerine. Eşinin güzel bir kadın olmasını dilediğini de.

Çünkü Moses’e göre fiziksel şekil bozukluğu kadınlar için çok daha fazla yaralayıcıdır.

Bu sözlerden hayli etkilenen genç kız, ilk defa başını yerden kaldırıp Moses’in gözlerinin içine bakar.

Elini uzatıp tutar ve içtenlikle eşi olabileceğini söyler.

Böylece öykümüzün kahramanı cesur Moses ile dünyalar güzeli eşi Frumtjet evlenip mutlu bir yaşama adım atarlar.


Ve sevgi dolu, aşk dolu bu özel ailenin yıllar süren mutluluğu çocuklar ve torunlarla taçlanır.

İşte onlardan bir tanesi de dünyanın hayranlık duyduğu ünlü besteci Mendelssohn olur.

Peki melodilerle adeta dans eden besteci kendi yaşamında büyükbabası kadar şanslı ve mutlu mudur dersiniz? (yanıtı ve devamı2/2’ de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

01.12.2021

31 Aralık 2021 Cuma

UMUDA TUTUNMAK

 


Güzel bir şeylerin olacağına inanmak, umutla direnmek ne yaman bir duygu.

Cesaretli olup pes etmemek.

Keşke hepimiz yapabilsek.

Böylece bazı problemleri daha kolay çözümler, hayatımızdan daha az endişe duyardık.

Yaşam enerjimizi yükseltmeyi, hayata bakışımızı daha katlanır hale getirmeyi ve umuda tutunmanın önemini hedef alan pek çok deney var.

Çarpıcı olanlardan bir tanesini incelemeye ne dersiniz?

Yıl 1957.

Yer Amerika John Hopkins Üniversitesi laboratuvarı.

Karşınızda Amerikalı Dr.Curt Paul Richter.

Kendisi biyolog, psikobiyolog ve bir genetikçi.

Araştırmaları ile dünya çapında tanınan doktorun; asistanlarıyla beraber yaptığı ilginç deneylerinden bir tanesi tam da konumuzla ilgili.

Bakalım yazımın sonunda umudun etkisini sizler nasıl yorumlayacaksınız?

Doktor araştırma ekibi ile beraber, deney farelerinin sudaki bedensel dayanıklılığını ölçmek amacıyla deneylere başlar.

İlk aşamada fareler yarısı suyla dolu cam tüplerin içine konur. Su üstünde ne kadar süre kalacaklarına bakılır. Farelerin en fazla 15 dakika dayandıkları, sonrasında pes edip dibe battıkları gözlemlenir.

Tekrarlanan deneyler sırasında dikkatlerini çeken başka farklı noktalar olunca; araştırma ekibi hocalarının gözetiminde ikinci aşamaya geçer.

Deney farelerinden bir kısmını yorgun düşüp pes etmeden önce sudan çıkarırlar. Kuruladıktan sonra diğerlerinin yanına koyar ve dinlenmeleri için fırsat tanırlar. Ardından tekrar suya bırakırlar.

Bu ikinci aşama, birkaç kez dışarı çıkarılıp dinlendirilen farelerin daha çok mücadele ettiklerini ve saatlerce su üstünde kalabildiklerini gösterir.

Böylece deneyin ilk aşamasındaki farelerle, ikinci aşamasındaki fareler arasındaki fark net bir şekilde belirir.

İlkinde sudan çıkma umutları olmadığı için kısa sürede pes eden fareler; ikinci aşamada ise birkaç kez dışarıya çıkarılmanın umuduna sarılıp mücadele süresini uzatan fareler.

Ufukta belirecek minicik bir kurtarılma umuduna tutunan farelerin içlerinden bir tanesinin bile pes etmediğini görmek araştırma ekibini heyecanlandırır.

Çünkü suda dayanma süresi 15 dakikadan 3600 dakikaya çıkmıştır.

Dr.Richter ve ekibi; yanılgıya düşmemek adına deneyi defalarca tekrar eder. Hepsinde de aynı sonuçla karşılaşır.

İlkinde 15 dakikada pes eden farelerin; bu umut kırıntısı ile tam 3600 dakika kadar mücadele etmesi; deneyin amacına ulaştığını göstermiyor mu sizce de?

İlk suya bırakılmada kurtarılma umutları olmadığı için fazla direnemeyen fareler; ikincisinde yaşadıkları durumun bir son olmadığını ve kurtulabileceklerini öğrendikleri için daha güçlü davranır.

Doktor ve ekibi bu deneyin sonunda; kendine inanan, özgüveni tam insanların kim ne derse desin hayatta çok daha başarılı olabileceğini kanıtlamış olur.

Ne kadar zor olursa olsun yaşananlar karşısında pes etmeden, direnmek gücü de beraberinde getiriyor. Kendimize olan inancımız ve umudumuzla el ele verdiğimizde önümüzdeki engeller daha kolay yıkılıyor.

Evet dünyamızda pek çok olumsuzluk var.

Evet bu olumsuzluklar hepimizi fazlasıyla zorluyor.

Ancak şartlar ne olursa olsun gün gelip bir şeylerin değişeceğine inanmak ve içimizdeki umuda sımsıkı sarılıp onu hep canlı tutmaya çalışmak önemli.

Bunu yaparken aslında yalnız değiliz. Hepimiz bir bütünüz.

Nasıl mı?

Tıpkı psikiyatr, yazar Gülseren Budayıcıoğlu’nun ‘Camdaki Kız’ adlı romanında dediği gibi.

‘’Hayatı iyi yaşamak, mutlu ve başarılı olmak, her zaman bir umut, bir ışık arar kendine. İnsanların kendine olan güvenini artırmak, onlara umut vermek ise dünyanın en kolay işidir. Biz insanlar birbirimize bunları her an yapabiliriz. Sıcak bir gülümseme, sevgi dolu bir dokunuş, onu beğendiğimizi, ona değer verdiğimizi gösteren ufak tefek jestler bile, karşımızdaki insana kendini iyi hissettirir. Bir insanın kendini iyi hissetmesi bütün güzelliklerin başlangıcıdır. Huzur da, mutluluk da, sağlık da, başarı da işte bu küçük, küçücük şeylerle yaşanır.’’

Ne dersiniz?

Bu basit ama etkili dokunuşları bizler neden birbirimize yapmıyoruz?

Birbirimize sevgi ile dokunup, içten dileklerle iyi hissetmemize vesile olacak ve içimize UMUT aşılayacak tüm güzelliklere BERABERCE.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

12.07.2021

Kaynaklar: https://bilgiherseydir.com; https://tr.wikipedia.org; https://seyler.eksisozluk.com;  https://www.e-motivasyon.net.

 

 

 

 

 

23 Aralık 2021 Perşembe

DualSense rahatlığı PC’de de kullanılıyor

PlayStation 5’in en büyük teknolojik yeniliklerinden biri olan DualSense’in tüm özellikleri PC platformunda da kullanılabiliyor. 

PlayStation 5’te deneyimledikten sonra tüm PC oyuncularının sorduğu, “DualSense PC’de çalışır mı?” sorusunun yanıtı: Evet… Sony PlayStation 5’in en güçlü yönlerinden biri olan DualSense, gelişmiş dokunsal geri bildirim ve uyarlanabilir tetik tuşları ile oyunseverlere çok farklı bir deneyim sunuyor. 
DualSense PC uyumluluğu da çok kolay bir şekilde sağlanıyor. Windows işletim sistemi yüklü bilgisayarlara USB aracılığıyla bağlanabilen DualSense kontrol cihazı ayrıca bluetooth üzerinden de hem mobil platformlarda hem de PC’ye kolayca kullanılabilir.
Steam oyun platformu, DualSense’in PC’ye bluetooth üzerinden hızlı bağlantı kurmasını sağlıyor. Steam istemcisinin yüklenmesinin ardından; (bilgisayarınızda bluetooth yoksa bluetooth adaptörü aracılıyla) ekranın sağ alt köşesindeki sistem tepsisini açıp, Bluetooth simgesine çift tıkladıktan sonra sırasıyla, “Bluetooth veya başka cihaz seçin” seçeneğini ardından “Bluetooth”a tıklayın. DualSense’in ışıkları mavi renkte yanana kadar PlayStation ve Share düğmelerine (PlayStation logolu tuş ile “\ | /” işaretli tuş) aynı anda basın. Kablosuz denetleyiciyi seçtiğinizde DualSense’i bilgisayarınızla eşleştirmiş olacaksınız.


DualSense’i kablolu ya da yukarıda anlattığımız gibi Bluetooth üzerinden bilgisayarınıza bağladıktan sonra Steam size yapılandırma imkanı da tanıyor.
Steam’de sırasıyla Ayarlar, Denetleyici, Genel Denetleyici Ayarları’nı seçtiğinizde karşınıza çıkacak olan büyük resimde PlayStation Yapılandırma Desteği kutusunu seçin.
Adımları doğru takip ettiğinizde, algılanan denetleyiciler listesinde PlayStation 5 Denetleyici: PlayStation 5 Denetleyici yazacaktır. Bu mesaj, DualSense’in bilgisayar ile eşleştiği ve Steam oyunlarının DualSense ile uyumlu bir şekilde çalışacağı anlamına gelir. 
Geniş ekran modunda, oyun içi menüsünü başlatmak için PlayStation düğmesine basarak DualSense’in ayarlarını da değiştirebilirsiniz.  

Üç farklı renk seçeneğiyle tüm oyun severlerin karşısına çıkan DualSense ile ilgili daha fazla bilgiye linkten ulaşabilirsiniz.

PC oyunları, DualSense ile daha keyifli
Sony PlayStation 5’in fark yaratan teknolojisi DualSense, eşsiz özellikleriyle PC platformunda da kullanılabiliyor.
Sony PlayStation 5’in en güçlü yönlerinden biri olan DualSense kontrol cihazı, gelişmiş dokunsal geri bildirim ve uyarlanabilir tetik tuşları ile oyunseverlere çok farklı bir deneyim sunuyor. “DualSense PC’de çalışır mı?” diye soran PC oyuncuları DualSense’i hızlı bir şekilde bilgisayarlarına bağlayabiliyor. Oyuncular Windows işletim sistemi yüklü bilgisayarlara DualSense’i USB aracılığıyla saniyeler içerisinde bağlayıp, oynayabiliyor. Ayrıca Dualsense tıpkı PS5’te olduğu gibi PC’de de kablosuz olarak kullanılabiliyor. Steam oyun platformu da DualSense’in PC’ye hızlı bağlantı kurmasını sağlıyor. 
Steam istemcisinin yüklenmesinin ardından; (bilgisayarınızda bluetooth yoksa bluetooth adaptörü aracılıyla) ekranın sağ alt köşesindeki sistem tepsisini açıp, Bluetooth simgesine çift tıkladıktan sonra sırasıyla, “Bluetooth veya başka cihaz seçin” seçeneğini ardından “Bluetooth”a tıklayın. DualSense’in ışıkları mavi renkte yanana kadar PlayStation ve Share düğmelerine (PlayStation logolu tuş ile “\ | /” işaretli tuş) aynı anda basın. Kablosuz Denetleyiciyi seçtiğinizde DualSense’i bilgisayarınızla eşleştirmiş olacaksınız.


  
DualSense’i kablolu ya da yukarıda anlattığımız gibi Bluetooth üzerinden bilgisayarınıza bağladıktan sonra Steam size yapılandırma imkanı da tanıyor.
Steam’de sırasıyla Ayarlar, Denetleyici, Genel Denetleyici Ayarları’nı seçtiğinizde karşınıza çıkacak olan büyük resimde PlayStation Yapılandırma Desteği kutusunu seçin.
Adımları doğru takip ettiğinizde, algılanan denetleyiciler listesinde PlayStation 5 Denetleyici: PlayStation 5 Denetleyici yazacaktır. Bu mesaj, DualSense’in bilgisayar ile eşleştiği ve Steam oyunlarının DualSense ile uyumlu bir şekilde çalışacağı anlamına gelir. 
Geniş ekran modunda, oyun içi menüsünü başlatmak için PlayStation düğmesine basarak DualSense’in ayarlarını da değiştirebilirsiniz.  

Birçok PC oyunu, üç farklı renk seçeneğiyle gelen DualSense’in dokunsal geri bildirim ve uyarlanabilir tetik özelliğini destekliyor. DualSense ile ilgili daha ayrıntılı bilgi linkte: https://www.playstation.com/tr-tr/accessories/dualsense-wireless-controller/



PC’de DualSense deneyimi bambaşka

PC oyuncuları, PlayStation 5’in fark yaratan teknolojisi DualSense ile gelişmiş dokunsal geri bildirim ve uyarlanabilir tetik tuşlarıyla keyifli bir oyun deneyimi yaşıyor. 
Üç farklı renk seçeneğiyle gelen DualSense, PC’de de çalışıyor. Dokunsal geri bildirim, uyarlanabilir tetik özelliği gibi eşsiz özelliklere sahip olan DualSense, hızlı bir şekilde bilgisayarlara bağlanabiliyor. Windows işletim sistemi yüklü bilgisayarlara USB aracılığıyla bağlanabilen DualSense kontrol cihazı ayrıca bluetooth üzerinden de hem mobil platformlarda hem de PC’ye kolayca kullanılabilir.Steam oyun platformu da DualSense’in PC’ye hızlı bağlantı kurmasını sağlıyor. 
Steam istemcisinin yüklenmesinin ardından; (bilgisayarınızda bluetooth yoksa bluetooth adaptörü aracılıyla) ekranın sağ alt köşesindeki sistem tepsisini açıp, Bluetooth simgesine çift tıkladıktan sonra sırasıyla, “Bluetooth veya başka cihaz seçin” seçeneğini ardından “Bluetooth”a tıklayın. DualSense’in ışıkları mavi renkte yanana kadar PlayStation ve Share düğmelerine (PlayStation logolu tuş ile “\ | /” işaretli tuş) aynı anda basın. Kablosuz Denetleyiciyi seçtiğinizde DualSense’i bilgisayarınızla eşleştirmiş olacaksınız.


  
DualSense’i kablolu ya da yukarıda anlattığımız gibi Bluetooth üzerinden bilgisayarınıza bağladıktan sonra Steam size yapılandırma imkanı da tanıyor.
Steam’de sırasıyla Ayarlar, Denetleyici, Genel Denetleyici Ayarları’nı seçtiğinizde karşınıza çıkacak olan büyük resimde PlayStation Yapılandırma Desteği kutusunu seçin.
Adımları doğru takip ettiğinizde, algılanan denetleyiciler listesinde PlayStation 5 Denetleyici: PlayStation 5 Denetleyici yazacaktır. Bu mesaj, DualSense’in bilgisayar ile eşleştiği ve Steam oyunlarının DualSense ile uyumlu bir şekilde çalışacağı anlamına gelir. 
Geniş ekran modunda, oyun içi menüsünü başlatmak için PlayStation düğmesine basarak DualSense’in ayarlarını da değiştirebilirsiniz.  

DualSense ile ilgili daha ayrıntılı bilgi linkte: 
https://www.playstation.com/tr-tr/accessories/dualsense-wireless-controller/

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...