16 Mayıs 2013 Perşembe

HAYAT DİREKSİYONU BENİM ELİMDE ( 1/2 )

Kapımızdaki en güvenilir bekçimiz olan BİLİNCİMİZİ doğru kullanmanın bizleri daha pozitif bir dünyaya taşıdığını artık hepimiz biliyoruz. Bunun yanında ZİHNİMİZİ düzene sokmak da bir o kadar önemli. Hayatla ve hayatın tüm zorluklarıyla başa çıkmamız için her ikisine de ihtiyacımız var.

Olumlu düşünceler bizim yolumuzu ışığı ile aydınlatan meşaleler gibi adeta. Kendimizi daha iyi hissetmemizi, huzurla dolmamızı sağlamanın yanında; hedeflerimizi daha rahat yakalamamızda da rol oynuyorlar. Geceleri uykuya dalmadan önce yaşadığımız güne, acı tatlı gördüğümüz her olaya şükredip; yarının bugünden çok daha güzel olacağı, daha renkli geçeceği, mutluluk ışıltıları yayacağı umuduyla gözlerimizi kapatmamız öyle güzel bir ön hazırlık ki yarın adına. Çünkü bu düşüncelerle uyuyup uyandığımızda; ertesi sabah gözlerimizi zinde ve mutlu açacağımız kesin. Üstelik bir de henüz başlayan yeni gün için dolu dolu yaşadığımızı düşünerek şükretmek, geceki olumlu düşüncelerimizi kuvvetlendiren tatlı dokunuşlar olmaz mı sizce de?

Ve işte artık hayata ve olaylara daha olumlu bakmaya hazırız. Tebessümler eşliğinde baktığımız her olayı olumlu algılamamız ve olumlu düşünmemiz; olumlu enerji yaymamızı sağlıyor. Bu ise elektromanyetik alanımızı yani auramızı ışıltılarla dolduruyor. Tüm bunları yaparken belki biraz yoruluyoruz ama etrafımızdaki güzellikleri toplamayı da hak ediyoruz. Düşüncelerimizin kalitesine ve gücüne bağlı olarak, çevremizdeki  tüm olumlu ve güzel enerjilerin bize doğru gelmemesi için artık hiçbir sebep yok.

Böylesi güzel başlanan bir sabahtan sonra günümüzün kötü geçmesi mümkün değildir ki? Arada olumsuzluklar olsa bile, bizim enerjimizin karşısında yok olup giderler çok kısa sürede. Çünkü mücadele gücümüz her zorluğu yenecek derecededir. Pozitif kalkanımız ise bir zırh gibi koruyacaktır bizi.

Hayallerimizi gözlerimizin önünden sevgiyle geçirmek, adeta sahip olmuşçasına tebessüm ederek, kalben desteklemek ise günün en güzel itici motivasyonu aslında. Elbette hedef ve hayallerimize engel koyan hiçbir düşünceye izin vermemek gerek. Ve kendimize, cesaretimize, istersek her şeyi başarabileceğimize sonuna değin güvenmek gerek. Kaç kez başarısızlığa uğramış olursak olalım, önemli olan pes etmemek ve yeniden deneme cesaretine sımsıkı sarılmak, öyle değil mi? Pek çok bilim adamı buluşları bu sayede gerçekleştirmedi mi? Sadece bir kez deneyip bir şeyler bulmak, yenilikler yapmak mümkün mü? Değil elbette. Denemek, denemek ve pes etmemek en önemli koşul.

Bakın Hintli ünlü düşünür ve filozof Osho ne der; ‘’ Değiştirmeniz gereken bilinç halinizdir. Davranışlar bundan sonra değişir. Sorun ne yaptığınız değil, ne olduğunuzdur. ‘’ Ne kadar doğru değil mi? O halde gelin kapımızdaki o en güvenilir bilincimize ihtimamla bakalım ve direksiyon hakimiyetimizi elimizden hiç bırakmayalım.

Elbette kendimizi her zaman iyi hissetmemiz mümkün olmayabiliyor. Gün geliyor hepimiz yaşadıklarımızdan ya da etrafımızdaki olaylardan etkileniyoruz. Ancak üzgünken ya da öfkeliyken yapacağımız bir iki basit hareket bizi o anın olumsuz düşüncelerinden tamamen kurtaracak. Nasıl mı? Gelin bu konuda uzmanların önerilerine kulak verelim.

Metod gayet basit aslında, tüm yapacağımız o anlarda ZİHNİMİZİ ŞAŞIRTMAK. Bizden her zaman beklediği hareketlerin dışında farklı bir tavır sergilemek o kadar. Ancak dikkat edeceğimiz tek bir nokta var, o da yaptığımız değişikliklerin alışkanlığa çevrilmesine izin vermemek. Her defasında farklı yollar denemek. Çünkü insan beyni alışkanlığa çok meyilli. Sık tekrarlar zihnimizin onu alışkanlığa çevirmesi için yeterli olabiliyor. Bu nedenle de yeni düşünce ve tavırlarımız kısa süre içinde alışkanlık haline dönüşüyor. Olumsuz ve bağımlılık yapacak her şeye  çok kolay alışıyoruz olmamız da bu sebepten. Elbette bu özelliğimizi olumlu yönde kullanmak; bize başarı yollarını açacak güzel bir basamak aslında ama, zihnimizi şaşırtırken bunu yapmıyoruz. Dikkat edeceğimiz nokta sadece bu.

Biliyor musunuz zihnimizi şaşırtırken her yolu deneyebiliriz. Yeter ki yepyeni şeyler bulup deneyelim ve zihnimiz kendi kendine söylensin ‘’bu değişiklik de nereden çıktı? ‘’ diye. Örneğin üzgün anlarımızda hep yaptığımız gibi, buzdolabının kapısını açıp bir şeyler atıştırmak yerine, elimizde imkan varsa ılık duş alalım. Ya da dışarıda kısacık bir yürüyüşe çıkalım. Çok öfkelendiğimiz de, kızmak, söylenmek yerine; pencereyi açıp temiz hava almayı deneyelim ya da içimizden sayalım. Ancak bu yaptıklarımızı bir daha ki sefere tekrar etmeyelim. Yine üzgün bir anımızdaysak bu kez duş almak yerine, bir müziğe yüksek sesle eşlik edelim. Öfkeliyken içimizden saymak ya da temiz havaya çıkmak yerine sevdiğimiz bir kitaptan sadece bir iki satır okuyalım. İşte zihnimiz yine şaşırdı ve tüm bunlara bir anlam veremedi. Zihnimiz bizim ne yaptığımızı anlamaya çalışırken,  biz kendimizi daha iyi ve mutlu hissetmeye başlıyoruz yavaş yavaş.

Hayatımıza bir esneklik kazandırmak için de değişiklik yapmakta her zaman fayda var. Bu bize yeni bir bakış açısı, yeni bir görüş kazandıracağı gibi hayattan alacağımız keyfi de artırır. Ben oldum olası değişikliği severim. Çünkü her bir değişiklik pek çok yeni ve bilinmeyeni de önünüze çıkarır. Hele bir de araştırmayı, merakla öğrenmeyi seviyorsanız bilgi hanenize her gün yeni güzel bilgiler eklenmesi içten bile değildir. Kendimizi geliştirmenin en kolay yoludur bu aslında. Değişik yollar, değişik mekanlar, değişik ortamlar ve insanlar gibi…

Konunun uzmanları; her gün aynı şeyleri yaptığımızda beynimizin hep aynı bölümü kullanıldığı ve diğer bölümler atıl kaldığı için zaman içinde körelmeye başladığını savunuyor. Bu nedenle farklılık ve değişiklik beyin kapasitemizin artarak kullanımına da yol açıyor. Ve bu durum bize pek çok artı sağlıyor. İstemediğimiz kötü alışkanlıklardan daha kolay kurtuluyor, zorluklarla daha kolay mücadele ediyoruz. (devamı 2/2 ‘ de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

02.05.2013


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...