12 Ağustos 2020 Çarşamba

BİR MASALLA GÜLÜMSEYELİM


Yaşamın zorlukları içinde biraz nefeslenelim istedim. O nedenle bu güzel masalla yolculuk yapacağız beraberce.

Aslında anlatacağım bir çocuk masalı. Ama verdiği ders öyle güzel ki aklımızın bir köşesinde kalsın, bu arada içimizdeki çocuk sevinsin ne dersiniz?

Kim bilir belki sizler de varsa torunlarınıza, çocuklarınıza aktarırsınız. Böylece tebessümlerimiz daha da büyür.

Bu masal çok eski yıllara ait. Öyle ki ilk versiyonu için kaynaklar ikinci yüzyılı işaret ediyor. İlerleyen yıllarda Eski Yunan masalcısı Ezop’un masalları arasına ‘Çoban ve Aslan’ ismiyle katılmış. Zaman içinde karakterlerde değişiklikler olsa da ana fikre hep sadık kalınmış. Ben ilk versiyonuna yakın olanı tercih ettim.

Masalımızın ismi ‘Androcles ve Aslan’.

Androcles, Afrika'nın bir bölümünü yöneten eski bir Roma konsolosunun kaçak kölesi.

Vakti zamanında efendisinden kaçıp Roma’nın ormanlarına saklanan ve izini kaybetmeyi başaran bu köle; uzun süre ormanda açlıkla ve yorgunlukla sınanır.

Tam umudunu yitirmeye başladığı sırada bir aslanın iniltisini duyar. Bu iniltiler arasında, kulakları sağır edecek şekilde kükreyen aslandan kaçması gerektiğini düşünür. Aceleyle bulunduğu yerden uzaklaşmaya çalışır.

Ancak çalılıklar arasından geçerken bir ağacın köküne takılıp düşer. Can havliyle ayağa kalkmaya çalışır. Beceremez. Başını kaldırdığında ise yüreğine korku salan aslanın tüm haşmetiyle kendisine doğru geldiğini görür.

Kaçmak istese de gücü tükenmiş halde olduğu yere yığılır. Gözünü ise aslandan ayıramaz. Tüm umutları kaybolur. Sonunun geldiğini düşünür.

Gelin görün ki genç aslan da yaralıdır. Her tarafı kanla kaplıdır. Sağ pençesi hayli şişmiş olduğu için topallayan aslan tam karşısında durur. Ve köleye bakar.

İşte o anda korku şokunu atlatan Androcles, aslanın pençesini yaralayan büyük diken parçasını fark eder.

Tüm cesaretini toplar. Kocaman bir nefes alır ve aslanın pençesindeki dikeni tek hamlede çekip çıkarır.

Acısı hafifleyen aslan minnet doludur. Yaralanmadan önce öldürdüğü avını hediye olarak getirip kölenin önüne bırakarak kendince teşekkür eder.

Günlerdir aç olan köle Androcles aslanın hediye ettiği geyikle kendisine güzel bir ziyafet çeker.  

Beraberce bir mağaraya sığınırlar. Günler geçtikçe aslan ona karşı evcilleşir. 
Avlanırken hayatını kurtaran Androcles'u hiç unutmaz. Kendi payının bir kısmını mutlaka ona getirir.

Artık hayatı kurtulan; yeni arkadaşı sayesinde karnı her gün doyan ve güçlenen kölemiz mutludur.

Ne yazık ki bu mutluluk uzun sürmez. Günlerden bir gün ormanda gezinirken askerlere yakalanır.

Ormanda ne aradığını açıklayamaz. Apar topar kaçtığı şehir olan Roma’ya geri gönderilir. Maalesef yine bir esirdir. Üstelik pazar yerinde, kaçtığı eski efendisi tarafından görülür ve ölüme mahkum edilir.

O yıllarda katillerin, kaçan esirlerin ve diğer büyük suçluların ölüm cezası arenada halk karşısında, aç aslanlara yem edilmektir. Vahşi hayvanlarla suçlular arasındaki bu 
zalim mücadeleyi izlemek ise halk için bir tür eğlence sayılırdı.

İşte kölemizi de böylesi acı bir son bekliyordu.

Nihayet cezanın uygulanacağı gün gelir. Arena meraklı izleyicilerle tıka basa dolar. Herkes biraz sonra başlayacak katliamı izlemek için sabırsızlanır. İmparator locadaki yerini alır. Ve oyunların başlaması için ilk işareti verir.

Kölemizin sırası geldiğinde kendisini koruması için eline bir mızrak tutuşturulur. 
Tutuklu bulunduğu yerden çıkarılıp arenaya yönlendirilir. Artık karşısına çıkacak aç aslanın bulunduğu kafesin kapağını kaldırma vaktidir.

Herkes nefesini tutmuş olacakları izlemektedir.

İşte o anda olanlar olur.

Arenaya giren aslanı karşısında gören Androcles şaşkındır. Hayatında belki de ilk defa kader ondan yanadır. Çünkü karşısındaki aslan üç yıl önce ormanda pençesindeki dikeni çıkarıp iyileştirdiği aslandır. Pençesindeki eski yara izlerinden onu tanımıştır. Hemen aslana eskiden oynarken öğrettiği komutları verir.

Komutları duyan aslan, karşısındaki adamın bir zamanlar hayatını kurtaran adam olduğunu anlar. Sevgiyle pençesini ona doğru uzatır.

Bu garip durum; İmparator dahil izleyenleri öyle şaşırtır ki, arenada çıt çıkmaz. İlk şaşkınlığını üzerinden atan İmparator, Androcles'ı yanına çağırır. Böylesi bir durumun nasıl olabileceğini sorar merakla.

Androcles başından geçenleri, aslanla yaşadıklarını tek tek anlatır. İmparator dostluğun gücünü kendilerine gösterdiği için onu affedeceğini söyler. Bununla da kalmaz. İlk efendisini buldurur. Onun da affetmesini sağlar.

Böylece özgürlüğüne kavuşan kahramanımız, aslanla beraber ormana geri götürülüp serbest bırakılır.

İşte masalımız bu güzel sonla biter.

Gökten üç elma düşmüş. Biri UMUT, biri İYİLİK diğeri ise SEVGİ olarak hepimizin kalbinde yer bulmuş diyelim mi?

Yeryüzünde hangi koşulda olursak olalım; her kime bir iyilik yapıyorsak, onun bumerang gibi gün gelip bizi bulduğu gerçeği ile yüzleştiriyor bu masal bizleri. Üstelik iyilikler yapıldıkça çoğalıyor kalplerde. Bunu hiç unutmamamız dileğimle.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

05.06.2020




2 yorum:

  1. Belgincim, masalları çok severim... Onlarla büyüdüm... Hepsinin çok anlamlı olduğunu ve ders içerdiğini düşünüyorum... İçimdeki çocuğa dokunduğun için teşekkürler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tülay hanımcığım ben de öyle... hatta rahmetli anneciğimin anlattığı hiç duyulmamış bir masal vardı ve ben öyle severdim ki, kızım doğduğunda onu yazmış ve kızıma defalarca anlatmıştım))) İçimizdeki çocuk böylesi zamanlarda biraz soluklanıyor gibi hissediyorum. Ben kocaman teşekkürler ediyorum size ve kalbinize...

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...