4 Ağustos 2020 Salı

NEDİMELER TABLOSU (2/2)


Şimdi tabloya bir kez daha bakıp, en arka tarafa doğru kaydırın bakışlarınızı.

Kralla kraliçe arkadaki bir aynaya yansımış sanki.

Dönemin İspanya Kralı IV. Felipe ve eşi Avusturyalı Mariana portreleri için poz vermiş gibi duruyor.

Şu işe bakar mısınız ressam kendisini de tablo yapar vaziyette eklemiş. Resmin sol tarafında kendisini büyük boy bir tuval üzerinde çalışırken görüyoruz. Muhtemelen kral ve kraliçenin de içinde yer aldığı bir eser üzerinde çalışıyor.  


Durun bir dakika!

Sakın bu tabloyu çiziyor olmasın?

Uzmanlar, tablonun üç ayrı odağı olduğu ve bunun ışık gölge oyunları ile desteklendiği görüşünde.

Bu nedenle hayli kafa karıştırıcı.

Aynaya yansıyan görüntü ile derinlik kazanılmış, üç boyutlu yanılsama duygusu yaratılmış. Uzmanların belirttiğine göre o dönemler için bu bir ilk.

Ressamın baktığı yer ile prensesin baktığı nokta farklı. Bir de aynaya yansıyan kralla kraliçenin baktığı yer var.

Şimdi her bir karakteri tek tek ele alalım.

Önce en arkada kapıyı açan adama odaklanalım. Kral ve kraliçe'nin her zaman yanlarında bulunan bir görevli. İsmi José Nieto Velázquez. (Ressamın akrabası olduğunu düşünenler çoğunlukta.) Sanki aceleyle dışarıya çıkacak gibi durmuş. Bir telaş sezinleniyor duruşunda. Belki de işleri bitmekte olan kral ve kraliçe için kapıyı açıyor.

Tabloda en net görülen kişi prenses. Tablonun odağında. Yüzündeki masum ifadeyle ilk bakışta sizi etkisi altına alıyor.

Etrafındaki nedimeler ona saygıyla yaklaşmış, hizmetindeler. Hafif gölgelenmişler onlar da. Tabloya ismini veren nedimelerden sağda reverans pozisyonundaki Dona Isabel de Velasco; solda ise prensese kırmızı fincanda içecek sunan Dona María de Sotomayor.

Diğerleri saray soytarısı, saray koruması ve ona bir şeyler fısıldayan hizmetli kadın olmalı. Yüzleri gölgeli. Hepsi kral ve kraliçeye bakıyor.

Son olarak odanın arka duvarında asılı duran iki tablo var. Barok tarzın önde gelen isimlerinden Flaman ressam Peter Paul Rubens'in çalışmalarının birer reprodüksiyonu. Bunlardan birinde Arakhne ile Athena, diğerinde Marsias ve Apollon resmedilmiş.

Peki kralla kraliçe tam karşıdaki aynaya yansıyor ise aslında durdukları yer neresi?
Bizim durduğumuz yerden mi bakıyorlar kızlarına?

Eğer öyleyse ressam nasıl tablonun içinde yer alabilir ki? Üstelik elindeki fırça ile yarısı görünen tuvale son rötuşları atarken bize bakıyor gibi görünüyor.

Tablodaki üç odağa; yani prensese, kralla kraliçeye ve ressama aynı anda baktığımızda gözümüzün yarattığı algı belki de bizi yanıltıyor.

Belki de ressamın tam da istediği bu.

Algımızla oynamak.

Düşündürmek.

İşte ressamın gücü de burada. Tabloyu öyle derinlemesine yapmış ki; kimin nerede ve nasıl durduğuna kafa yorarken; farkında olmadan tablonun içinde buluyorsunuz kendinizi.

Ben çok sevdim bu tabloyu. En çok da üzerinde düşünceler üretebilmeyi.

Renklerin beraberliğinde huzur bulan, zekasını sanatın zarifliği ile harmanlayan tüm sanatçılara selam olsun. İyi ki varlar ve dünyamızı zenginleştiriyorlar.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

19.19.2020

Not: Beni bu güzel tabloyla buluşturan çok sevgili arkadaşım Fatoş Şişmanyazıcıoğlu’na teşekkürlerimle.



4 yorum:

  1. Muhteşemm...Tabloyu görmüş olsaydık , bu kadar derin algılayamazdık... Görmemizi sağladığın için çok teşekkürler Belgincim... Sanat eserlerine bu gözle bakmak gerek miş...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Tülay hanımcığım)) ilginç bir tablo ve içindeki gizemleri insanı farklı düşündürüyor. Gerçi haklısınız böylesi kaç esere öylesine bakıp geçtik ve farkına varamadık belki de...

      Sil
  2. Gerçekten ayrıntılı gözlemleriniz! Bana da nedense Lenbach'ın "fotoğraf tekniği"ni hatırlattı..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ben de sayenizde bir başka sanatçı ile buluştum satır aralarında...

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...