Tüm çocuklukları aileden izole bir şekilde, "Quintland - Beşiz Diyarı" isimli bir hastanede geçen; gülümsemeye zorlanan, içten içe sevgisiz ve yalnız bırakılan, çocukluklarını yaşayamayan beş kız kardeş.
Beşizlerden
Cecile kolay öğrenir ama ilgisini çabuk kaybeder.
Yvonne
inisiyatif sahibi lider karakterine sahiptir.
En
küçükleri Marie büyümede kız kardeşlerine yetişir ama aralarında en yavaş olanıdır.
Annette
müziğe duyarlı ve yeteneklidir.
Solak
olan Emilie ise şakacı yapısı ile kardeşlerinin neşesidir.
Burada geçen 9 yıl boyunca, onları yaklaşık 3 milyon kişi ziyaret eder. Özel günlerde çektirdikleri fotoğraflar ise tüm dünyada gazetelere basılır.
Kısacası
ilgi ve merak hiç bitmez.
Acıdır
ki perde arkasında yaşanan gerçekler ve dram dolu saatler kimsenin umurunda
olmaz.
Aradan
yıllar geçer.
Tarihler
1943 yılını gösterdiğinde (beşizler 9 yaşındayken) Dionne çifti, verdiği zorlu velayet
mücadelesinin ardından kızlarını geri kazanır. Böylece beşizlerin yaşadıkları
modern kafesten ayrılıp ailelerinin evine dönmelerine izin verilir.
Ancak
döndüklerinde mutlu olurlar mı dersiniz?
Maalesef
hayır.
Ebeveynlerini bir kurtarıcı olarak göremeyen beşizler; annelerini sevgisiz, babalarını ise kontrolcü, hatta zalim olarak görmeye başlar.
Ellerinden
alınan hayatları nedeniyle insan olmayı bile öğrenememişlerdir ne yazık ki.
Yıllarca
kapalı tutuldukları ve sosyal bağışıklık geliştiremedikleri için; modern kafes
dışındaki yaşama alışmakta zorlanırlar. Üstelik kamusal merak objeleri olarak
sergilenirken, özel hayatları sefalet, ihanet ve en yakınlarının
istismarlarıyla damgalanır.
18
yaşına gelir gelmez ailelerinin evini terk edip, anne-babalarıyla olan
iletişimi keserler.
Evet
ünlüydüler. Herkes tarafından tanınıyorlardı. Ama özgür değillerdi ve hiçbir
zaman olmamışlardı.
İşte
bu nedenle sonraki yıllarında adalet için, kendileri için yaratılan sistem için
konuşmaya, savaşmaya başlarlar. (devamı
3/3’te)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
08.02.2026



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder