Onlar sessiz sedasız Grönland'ın başkenti Nuuk'taki, Danimarka Kızıl Haç kampına (kimsesizler yurduna) geri döner.
Ailelerinden
ve diğer Grönlandlılardan uzakta, kendi ana dillerini konuşmanın yasak edildiği
bir ortamda yaşamaya zorlanır.
Üstüne
üstlük çocukların ailelerini ziyaret etmesi de yasaklanır. Sadece ailelerin
bazen yurda gelerek çocuklarla kahve içmesine izin verilir. Bu buluşmada ise
çocuklar kendi dillerini unuttukları ve aileleri de Danimarkaca bilmediği için anlaşmada
zorluklar yaşanır.
Tarihler
1960 yılına geldiğinde, tüm çocuklar yurttan ayrılır. Çoğu Danimarka'ya döner.
Peki
orada mutlu olabilirler mi?
Maalesef
hayır.
Çocuklardan neredeyse yarısının ruh sağlığı bozulur. Çoğu da madde bağımlılığına yenik düşer. İstisnasız her biri kimlik sorunlarıyla boğuşur. Evsizlik ve köksüz yaşam nedeniyle bir kısmı erken yaşta hayata veda ederken, içlerinden birisi kendi canına kıyar.
Geriye
kalanların çoğunun, yaşları kemale erdiğinde dahi ailelerine olan kızgınlığı,
küskünlüğü ve suçlaması geçmez.
Ellerinden
zorla alınan yaşam hakkı için aslında dünyaya kızsalar haksız sayılmazlar.
İnuit
halkının çocuklarını kötü hayat koşullarından kurtarma; Grönland için rol model
olacak aydın Danimarkalılar yetiştirmek amacıyla çıkılan yolun hala iyi niyet
taşıdığını savunanlar; maalesef toplumlarının Grönland toplumundan daha üstün
olduğu düşüncesinden hiç vazgeçmez.
Danimarka'nın
çıkarları her zaman her şeyin üstünde kalır.
Danimarka ve yerli kültürler arasında köprü kurmaya yardımcı olacak örnek Grönlandlılar yetiştirme planının bir parçası olarak başlayan deneyden geriye acı ve gözyaşı kalır.
Üstelik
resmi kayıtlarda, 1950 ile 1970 yılları arasında Danimarka yatılı okullarına
gönderilen ve evlatlık verilen Grönlandlı çocukların sayısının binleri aştığı
bilgisi; hayli üzücü olarak tespit edilir.
Ve gelinen noktada tüm bu yaşanan olumsuzlukların, Grönland ve Danimarka arasındaki ilişkiyi bugün bile etkilediği yönetim kadrosunda yer alanlar tarafından ifade ediliyor.
Doğada
nadir olarak bulunan ve endüstrinin besleyici elementleri olarak kabul gören,
toprak elementlerine ( neodimyum ve praseodimyum yataklarına) sahip olan
Grönland; günümüzde dünyanın sahip olmak istediği bir konumda.
Dolayısıyla
değerli yer altı kaynaklarını değerlendirmek ve endüstrisine katmak isteyenler
ile Grönland’lılar arasındaki çekişme her geçen yıl katlanarak artıyor.
Uygulanacak
kimyasal işlemlerin, çıkan artıkların doğaya vereceği zararı düşünen ve
özellikle geçimini doğadan sağlayanların tamamen karşı olduğu pek çok girişim
söz konusu.
Geleneklerini
ve doğanın saflığını korumak isteyenler, gelen tüm vaat ve tekliflere temkinli
yanaşırken; doğadaki enerji kaynaklarını adeta yok eden küresel dünyanın; baskısını
gün geçtikçe arttığı da bilinen bir gerçek.
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
17.01.2026
Kaynaklar:
https://tr.euronews.com; https://www.bbc.com; https://www.indyturk.com.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder