24 Mayıs 2013 Cuma

TERAPİDE SEVGİ DOKUNUŞLARI (1/3)


Engellilerin hayatlarını kolaylaştırmak adına pek çok yöntem geliştiriliyor, yeniliklerin peşinden koşuluyor. Ancak yüzyıllar öncesinden gelen bir terapi yöntemi var ki sadece engelliler için değil; aynı zamanda hastalar, yaşlılar ve normal insanlar için de sakinleştirici, iyileştirici dokunuşları ile pek çok ilaçtan ve yöntemden çok daha etkili. Hayvanlar karşılıksız ve koşulsuz sevginin en sıcak isimleri. Hayatımıza kattıkları renkler tartışmasız hepimiz için çok önemli. Vefalılar. Sadıklar. Üstelik bazen ruhları bazen bedenleri yaralı insanlarımıza kazandırdıkları ile de tartışmasız çok ÖZELLER.

Gelin bu tedavinin ilk çıktığı yıllara gidelim. Yapılan araştırmalar ilk terapi amaçlı  kullanımın Belçika’nın Gheel şehrinde, 9. yüzyılda başladığını gösteriyor. Bu amaçla çiftlik hayvanlarına engelli insanlar için tasarlanmış yardım bakıcılığı öğretilmiş. Hayvan yardımlı iyileşmenin Amerika’daki ilk kullanımı ise psikiyatrik hastalar için olmuş. Terapi hayvanları böylelikle ortaya çıkmış ve hem çocuklarda hem de yetişkinlerde, akıl sağlığı konusunda faydalı etkiler yaratmış. Hayvan terapisinin okullar, hapishaneler, hastaneler, huzur evleri ve ayakta hasta bakım programlarına kadar geniş kapsamlı kullanımı ve uygulanması ise yalnızca son birkaç on yıla dayanıyor.

Çalışmalar bir evcil hayvanla fiziksel temasın yüksek tansiyonu düşürdüğünü ve kalp krizi geçirmiş kişilerin hayatta kalma oranlarını artırdığını göstermiş. Aynı zamanda bir hayvanı okşamanın, ağrı tepkisini baskılayan endorfin hormonu salgılanmasına neden olduğuna dair kanıtlar da var.

Söz konusu faydalar; evcil hayvan sahipliğinden elde edilebileceği gibi, tedavi edici hayvanların ziyaret etmesiyle de sağlanabiliyor. Hayvanlar insanların yaşlılıklarını ya da sağlık durumlarını yargılamadan oldukları gibi kabul ediyorlar. Bu naif durum ise sundukları karşılıksız sevgi dokunuşlarının etkisini kat be kat artırıyor.

Terapi hayvanlarının genel olarak sağladıkları faydaları bakın uzmanlar nasıl açıklıyor?

*Terapi hayvanlarının yardımıyla pek çok beceri kazanılıyor.

*Hastanın rehabilitasyonu, birlikte yürümek, koşmak gibi aktivitelerle teşvik ediliyor.

*Hayvanı okşama, tımarlama ya da besleme ile uygun motor becerileri geliştiriliyor.

*Terapi hayvanları ile yakın temasa girmek kan basıncını azaltıyor. Hastalar hayvanları okşarken aynı zamanda egzersiz de yapmış oluyorlar.

*Hayvanın sözlü ya da fiziksel komutlara cevap vermesiyle hastanın iletişimi destekleniyor, yaşama katılım yüzdesi artıyor.

*kendilerini hayat bağlayan ve yaşama azmi veren hayvanlar üzerine yazı yazmak ya da konuşmak; insanlar arasındaki iletişimi geliştiriyor, birbirlerine yakınlaştırıyor.

*Hastanın gelişiminde, iyileşmesinde, hayata tutunmasında gözle görülür değişiklikler meydana getiriyor.

*İnsanların içinde bulundukları yalnızlık ve depresyon hissini büyük ölçüde azaltıyor; umutlarını her daim sıcak tutmalarına destek veriyor.

Şimdi gelin terapi amaçlı kullanılan hayvanlardan örneklemeler yapalım.

İlk sırada insanlara en yakın canlı olarak bilinen, denizlerin gülen yüzleri YUNUSLAR  var. Yunuslarla terapi yöntemi sayesinde sorunu olan insanlar başta şefkat duygusunu öğreniyor. Farkındalıkları artıyor ve bu durum onların dış dünyayla olan ilişkilerinin artmasını sağlıyor. Yapılan araştırmalar, yunusların yaydığı ses dalgalarının insanlar üzerinde iyileştirici bir etki bıraktığını belirtiyor. Bu nedenle sağlıklı kişiler için de son derece yararlı ve şifalı yunuslar. Son yıllarda küçük büyük hemen herkeste görülen depresyon için olumlu artıları var. Mutluluk hormonu salgılanmasını artırdığı için de doğal yolla huzur ve mutluluk veriyor.

Engel türü ve yaş sınırlaması yok bu tedavide. İki yaşın üstündeki bütün zihinsel ve fiziksel engelli kişiler için rahatlıkla denebiliyor. Yunuslarla terapi için özel dernekler var. Üstelik bu derneklerde maddi durumu yetersiz aileler unutulmamış. Yunuslarla terapiden sadece engelli kişilerde değil sağlıklı olan kişiler de arınmak ve rahatlamak adına faydalanabiliyor. Yapılan deneylerde konuşamayan çocukların terapi sonunda konuşmaya başladığı, insanlarla ilişki kurmakta zorlananların ise çevresi ile çok rahat iletişim kurmaya başladığı görülmüş. Üstelik bu faydaları elde etmek için sadece 5 ila 10 gün arası bir terapi almak yeterli.

Yunuslar çok özel hayvanlar. Aynı anda birden fazla frekansta ses üretebiliyorlar. Duydukları seslerin frekans aralığı 20-150 kHz arasında değişiyor ki; bunlar insan kulağının algılayabileceği frekanslar değil.

Bilim adamları yunuslarla iletişime geçmek ve çıkardıkları sesleri çözmek adına dünyanın pek çok bölgesinde çalışmalar yapıyor. Bunlardan bir tanesi Tokyo Üniversitesi’ne ait.  Buradaki araştırmacılar bir nevi ‘yunus hoparlörü’ üretmişler ve yunus dilini anlayabilmek adına denemelerine aralıksız devam ediyorlar.

Öte yandan İngiliz ses bilimci John Reid, yaklaşık 10 yıldır yunusların diini çözmek için uğraşıyor. Su altına yerleştirilen bir kamera ve mikrofon sayesinde yunusların seslerini kaydeden Reid, geliştirdiği cihaz sayesinde artık onların her çıkardığı sesi özel metodu ile kağıda aktarıyor. Şekiller halinde beliren yunus konuşmalarının temel yapısını da çözen Reid asıl hedefinin onları anlamak ve yunuslarla onların dilinden konuşabilmek olduğunu söylüyor.

Peru’nun başkenti Lima’da araştırma yapan doğum uzmanları ise; yunusların çıkardığı seslerin, anne karnındaki bebekler tarafından algılandığını ve beyinlerini faaliyete geçirmeye teşvik ettiğini belirtiyor. Hatta bebeklerin bu sese yönelik duyularını geliştirdiğini iddia ediyor. Bu olumlu etki henüz kanıtlanmasa da Lima `daki klinikte çok sayıda anne adayı, eğitimli yunuslarla düzenlenen terapilere katılıyor. Bu amaçla yunusların olduğu bir havuza getirilen anneler; yunuslara yaklaşarak, eğitmenleri eşliğinde onları besliyor ve yunus ile yakın temasta bulunuyor. Bu tecrübeyi yaşayan anne adayları durumlarından hayli memnun, çünkü bebeklerinin yunusların yanında harekete geçtiğini söylüyorlar. (devamı 2/3’ de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

12.05.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...