Sanatla uğraşanlar her ne yapıyor olursa olsunlar; insani duygularını açıklamanın, dışa vurmanın, düşündürürken sorgulatmanın yollarını bir şekilde buluyor.
İşte
bu duruma güzel örneklerden bir tanesi.
Bir
tablo.
Dünya
çapında ünlü.
Son
derece çarpıcı.
Konusu
başlığımızdaki gibi korkunç bir an.
Rus
tarihinin en trajik olaylarından biri ölümsüzlüğe taşınmış adeta.
İsmi
“Korkunç İvan ve Oğlu İvan, 16 Kasım 1581”
Sanatçı
llya Yefimoviç Repin.
Resmin
199,5 cm × 254 cm boyutlarındaki tuvali, Repin'in en büyük eserlerinden.
Rus
ressam ve sanat eleştirmeni Ivan Kramskoi'ye göre tuval ‘otantik bir orkestra’.
‘Korkunç
İvan’ lakaplı Rus Çarı IV. İvan’ın öfkesine yenik düşerek sebep olduğu korkunç
bir trajedinin tam ortasında, donup kaldığı anı gösteriyor.
Baba
ile oğluna yakından bakıldığında, babanın gözlerindeki dehşeti görmek mümkün.
Ama bu dehşetin orta yerinde pişmanlık ve kaybetme korkusu da var.
Peki
ya babasının kollarında k a n lar içinde yatan oğlu?
Sadece
acı ve büyük bir hayal kırıklığı.
Ünlü
ressam, 16 Kasım 1581 yılında yaşanan ve tüm Rusya’nın kaderini değiştiren bu gerçek
olayı, fırça darbeleriyle tuvalinde adeta yeniden yaşatır.
Tüm
bu yaşananlardan hareketle ortaya türlü rivayetler atılmış olsa da; ressam
Repin, bu konuda Rus tarihçi Nikolay Karamzin'in anlatısını kullanmaya karar
verir.
IV. İvan, Rus Çarlığı'nı kurarak, "Tüm Rusya'nın çarı" ünvanıyla 1547 yılından 1584'teki ölümüne kadar Rusya’yı yönetirken; gücü ve zalimliği ile tanınır.
Düşmanları
arasında korku salan, gözü kara, dengesiz kişiliğe sahip Çar, adeta hayat karşı
kızgın ve bir o kadar da öfkelidir.
Öfkesine
yenik düştüğü anlarda en güvendiği adamlarını, kendi ailesini dahi
cezalandırmaktan kaçınmaz.
Hal
böyle olunca Çar ile oğlu arasındaki ilişkiler hep sürtüşmeli geçer.
Yine
öylesi günlerden birinde; Çar, hamile gelini Yelena'yı o dönem adetlerine göre
uygunsuz bir kıyafetle görür.
Öfkeyle
gelininin üzerine yürür ve onu dövmeye başlar.
Eşinin
çığlıklarını duyan Prens, yardım amacıyla olay yerine koşar ve babasının
şiddetine tanık olur.
Böylesi
bir duruma sessiz kalamaz ve eşini korumak adına babasına karşı çıkar.
Maalesef
geçmişte, ilk ve ikinci eşine de babası tarafından şiddet uygulanmış ve bir bahane
ile ikisi de manastıra kapatılmıştır.
Yaşanan
bu tatsızlığın ertesi günü, Prens evlilikleri boyunca yaşadığı haksızlıkları
babasıyla konuşmak için yanına gider.
Kısa süre içinde konuşmanın tadı kaçmaya ve sesler yükselmeye başlar.
Baba
ile oğul arasındaki tartışma giderek şiddetlenir.
Çar,
oğlunun söylediklerini dinlemediği gibi, o sırada gündemdeki Livonya Savaşı ile
ilgili olarak oğlunu itaatsizlikle suçlar.
Ardından
öfkesi gözünü iyice karartır.
O
anda elindeki asayı oğluna doğru kuvvetlice savurur.
Başına
ölümcül bir darbe alan Prens, k a n lar içinde yere yığılır.
Oğlunun
o halini gören Çar, ancak o zaman yaptığı korkunç hatayı fark eder.
Telaşla ve büyük bir pişmanlıkla oğlunu kucaklar.
Ama
ne fayda.
Prens
günlerce acı çeker. Aile fertleri bir mucize olması için gün boyu dua eder.
Ancak veliaht Çar, birkaç gün sonra, 19 Kasım 1581 yılında hayata veda eder.
Gelin
görün ki ailenin yaşadığı talihsizlikler bununla kalmaz. (devamı 2/2’de)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
03.09.2025





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder