Aradan yüzyıllar geçer.
Her
şey değişir.
Gelin
görün ki tuvaldeki bakış ve o gizemli tebessüm, hatta kimi otoriterlere göre
alaycı ifade hiç kaybolmaz.
Sanatseverlerin
‘zamansızlık simgesi’ olarak kabul ettiği tablo, bugün de tartışmasız dünyanın
en çok konuşulan yüzü.
Hepimizin
bildiği gibi, tablo Leonardo da Vinci'nin ölümü sonrası, asistanı Francesco
Melzi tarafından Fransa kralına satılır.
1797 yılına kadar Versailles Sarayını süsleyen tablo, Fransız devriminden sonra 1804 yılında Louvre müzesine taşınır.
Gelin
görün ki alınan tüm tedbirlere rağmen; 200 kiloluk çerçevesi ile beraber
duvardan indirilen tablo; 1911 yılında müzeden çalınır.
Fransa
için bir utanç kaynağı olan bu olayda yetkililerin açıklamalarına göre; kanca,
ip ve battaniye kullanan üç hırsız tüm yetkililerin gözü önünde bu işlemi
gerçekleştirir.
Hırsızların
tabloyu çalma gerekçeleri ise son derece ilginçtir. Onlara göre Mona Lisa
tablosu bir İtalyan eseri olup evine dönmelidir.
Planları, çaldıkları tabloyu bir İtalyan'a satmak olsa da; olay bir anda dünya skandalına dönünce ne yapacaklarını bilemez hale gelirler.
Müze
yeniden açıldığında ise binlerce insan Mona Lisa tablosunun boş yerine
bakabilmek için Louvre Müzesine akın eder.
Olay
dünyada büyük bir yankı uyandırırken, dönemin meşhur protest ressamları bile
suçlanır.
Herkes
tarafından aranan eser; ucuz bir Paris pansiyonunda küflü bir sandığın içinde; tam
28 ay boyunca saklanır.
Sonunda
hırsızlar tabloyu satacak bir İtalyan koleksiyoncu bulur.
Fakat
polis bu durumdan bir şekilde haberdar olarak hırsızları yakalar. (devamı
2/3’te)
Sevgiyle
kalın.
Belgin
ERYAVUZ
26.09.2025



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder