12 Haziran 2013 Çarşamba

UNUTTUM, ALZHEIMER mı DEDİNİZ? ( 2/2 )


Unutkanlık zaman zaman hepimizin yaşadığı bir sorun. Özellikle stres ve yorgunluk anlarında ortaya çıkıyor. Bir konu üzerinde yoğunlaşmakta zorlanıyoruz böyle anlarda  ama, bu durum kısa sürede geçiyor. Günlük yaşantımızı pek fazla etkilemediği için de üzerinde dahi durmuyoruz.

Ancak yaş ilerledikçe ortaya çıkan unutkanlık bambaşka. Bu bir beyin hastalığı. Üstelik geri dönüşümü, iyileşmesi mümkün olmayan, devamlı ilerleyen; insanın yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bir hastalık. Ne yazık ki son derece ciddi, çünkü belirtilerin görülmesinden sonraki yıllarda ölümle sonuçlanıyor.

Uzmanlar günümüzde artan stresle beraber, ender olsa da kırklı ve ellili yaşlardan itibaren görülmeye başladığını ancak, sıklıkla 65 yaşın üstünde rastlandığını açıklıyor. Kadınlarda görülme sıklığının erkeklerden biraz daha fazla olduğunun ise altını çiziyor. Rakamsal değerler ise insanı tedirgin etmeye yetiyor. Ortalama görülme sıklığı 1/15. Yani her 15 kişiden birisinde Alzheimer hastalığı görülüyor. İleri yaşlarda bu oran elbette daha sık. Ülkemizde 300 bin, dünyada ise 20 milyon Alzheimer hastası olduğu da yapılan tespitler arasında.

Hastalık ismini Alman Dr. Alois Alzheimer'den almış. Sonraki yıllarda Dr. Alzheimer'in klinik şefi Dr. Emil Kraepelin tarafından verilmiş. İlk bulunduğu yıllarda ender bir hastalık olarak kabul ediliyorken; bugün özellikle ileri toplumlarda yaşlılığın en sık rastlanan hastalığı olmuş ve bütün ölümlerin sıklığında da dördüncü sırayı almış.

Pekiyi bu son derece ciddi hastalık neden oluyor? Kesin nedeni tam bilinmemekle beraber uzmanlar, kalıtsal faktörler, beyinde protein birikimi, beyin hücrelerinin ölümü, sinirsel iletimin bozulması, çeşitli zehirli maddeleri neden olarak gösteriyor. Beynin belli bölgelerinde, bilinmeyen bir nedenle protein birikimi oluyor ve bu da beyinde haberleşmeyi sağlayan sinir hücrelerinin hasar görmesine yol açıyor.

En önemli özelliği çok yavaş ilerlemesi. Beyindeki sinir hücreleri zaman içinde yok olmaya başlıyor. Önceleri görülen ve üzerinde durulmayan kısa unutkanlıklar sonra yerini derin bir ızdıraba bırakıyor. Çünkü hasta artık yakınlarını bile tanıyamaz hale geliyor. Kişisel ihtiyaçlarını tek başına göremiyor. Zihinsel problemlerine bir de fiziksel problemler ekleniyor. Hasta içine kapanıyor, adeta hayata küsüyor.

Ancak söz konusu hastalıkla ilgili araştırmalarda karşımıza çıkan bir başka terim daha var ki, bazen Alzheimer ile karıştırılabiliyor. Bu terim demans.  Bir çok hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabilen bunama durumlarına verilen genel bir isim. Alzheimer ise demansa yol açabilecek nedenlerden sadece bir tanesi. Yani  her demans Alzheimer hastalığı demek değil, ama her Alzheimer hastası demans hastası olarak kabul ediliyor tıp otoriterleri tarafından.

Gelin şimdi Alzheimer hastalığının belirtilerine kısaca yer verelim, yine uzmanların açıklamaları doğrultusunda;

*konuşma anında kelimeleri bulurken zorlanmak,

*günlük işleri yapamamak,

*kişileri, tarihleri, bilinen yolları hatırlayamamak,

*karar vermede güçlük çekmek,

*hesap yapamamak,

*eşyaların yerlerini karıştırmak, aradığını bulamamak,

*karşısındakileri suçlamaya çalışmak,

*sorumluluk almaktan kaçınmak,

*ruh halinde ve davranışlarında belirgin değişiklikler (huzursuzluk, ilgisizlik, saldırganlık, depresyon, amaçsız dolaşma, hayal görme gibi)

Alzheimer hastalığı yavaş ilerlemesine karşın; zaman içinde günlük yaşamı öylesine etkiler ki, yaşlı hasta başkalarının bakımına muhtaç hale gelir.

Hastalığın seyrini uzmanlar 3 döneme ayırıyor.

*Birinci dönem en kolayı elbette. Ufak tefek unutkanlıklarla baş gösteriyor. Ve hasta tarafından kabul edilmediği için geçiştiriliyor ister istemez.

*İkinci dönemde unutkanlık daha belirgin hale geliyor. Yakınların ismini, yolları hatırlayamama haline bir de konuşma bozukluğu ekleniyor. Gündelik işler yavaş yavaş yapılamaz oluyor.

 *Üçüncü dönem en zor olanı. Artık en yakınlar tanınmaz olurken, fiziksel güçlükler artar. Yardımsız yürümesi, yemek yemesi zorlaşır. Davranışlarındaki bozukluklar ise çok daha dikkat çekicidir.

Bunlardan birkaç tanesinin görülmesi halinde aile yakınlarının bu işi ciddiye almalarının vaktinin geldiğini de ekliyor doktorlar. Çünkü tedavisi olmasa da erken tanı çok önemli. En azından hastalığın seyrini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini elden geldiğince aynı durumda tutmak adına.

Bu anlamda elbette karamsar olmamak gerek. Gün geçmiyor ki yeni bir buluş yapılmasın. Alzheimer’ da doktorların üzerinde çalıştıkları, önemsedikleri hastalıklardan bir tanesi.  Ve yapılan çalışmalar umut vadediyor.

Eğer bir Alzheimer hastası yakını iseniz size düşen; hastaya sevgiyle ve sabırla yaklaşmak. Cesaret ve güven duygusunu kaybetmesine izin vermemek. Beslenmesine, sağlığına özen gösterirken, hayata tutunmasına yardımcı olmak. Zevk aldığı şeyleri yapmasına olanak tanımak, adeta bir gölge olup fark ettirmeden izlemek; ama hayattan kopmasına engel olmak. Elbette kolay değil bu zor hastalığı çeken birisinin yakını olmak. Hele hele ileri ki aşamalarda sizi tanımaz hale geldiğinde. Öyle keskin bir kılıç üzerinde yürür bulursunuz ki kendinizi; bir yanda hastanızın öte yanda sizin ruh haliniz en küçük bir darbede kanayacak kadar hassaslaşır. İşte bu nedenle ilerleyen durumlarda mutlaka destek almak gerekir.

Geçen seneler içinde; hiçbir zaman UNUTMAK olmasın kabusumuz, hele hele UNUTULMAMAK hiç…

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

22.05.2013





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...