2 Haziran 2020 Salı

AMELELİKTEN YAZARLIĞA (1/2)


Bazı yaşam öyküleri var ki öğrendiğimizde tesadüflerin insan yaşamını nasıl kökten değiştirdiğini kanıtlıyor.

İşte böylesi çarpıcı bir öykü var paylaşacağım.

Öyle ki yaşadığı zorluklara direnmiş, pes etmemiş, cesaretle attığı adımlar sayesinde yaşamına bambaşka bir yön vermiş bu kişi. Üstelik yaşadığı döneme nam salarken, yıllara yenik düşüp unutulmamış ve ününü günümüze kadar taşımış.

Çağdaş romanın babası olarak bilinen yazarımızı tanımaya hazırsanız sizleri İspanya Madrid’e davet ediyorum.

Yıl 1547.

Yedi kardeşin dördüncüsü olarak hayata gözlerini açar.

Babası gezgin bir sağlıkçıdır.

Düzenli bir eğitim görmez ancak kendisini yetiştirecek kadar akıllıdır.

Gelin görün ki henüz 22 yaşındayken bir kavgaya karışır. Yaralama olayından hüküm giyer. Cezası sağ bileğinin kesilmedir.

Kararı öğrenir öğrenmez Roma’ya kaçar. Amacı hayatındaki kötü gidişattan kurtulmaktır elbette. Ancak bu karar tüm yaşam akışını değiştirir. Bir süre sonra Papa'nın çağrısına uyar. Venedik donanmasına katılır.

Sanki hayatı başkaları tarafından yönlendirilmektedir.

Bu donanma 1571 yılında Osmanlı donanmasına karşı İnebahtı deniz savaşına katılır. Haliyle kahramanımız kendini savaşın içinde bulur.

Bu arada Osmanlı donanmasında kararsızlıklar ve iç çekişmeler yaşanmaktadır. Hiçbir deniz tecrübesi olmayan iki komutanın yönettiği deniz savaşı pek parlak geçmez. 
Sadece Uluç Ali Reis komutasındaki donanmanın bir bölümü başarı kazanır. Dolayısıyla bu savaş Osmanlılar için yenilgiyle sonuçlanır.  

Uluç Ali Reis, İstanbul'a döndüğünde Kaptan-ı Derya ilan edilir. Kılıç Ali Paşa ismini alır.

Peki Kılıç Ali Paşa aslında kimdir dersiniz?

İtalyan bir ailenin son derec zeki bir oğlu kendisi. Henüz küçücük bir çocukken ailesi tarafından Napoli’deki papaz okuluna gönderilmiş. Ancak yolda Müslüman korsanlara esir düşmüş. Hayatı da böylece farklı bir yolda ilerlemiş. Osmanlı topraklarında ünlü denizci Barbaros Hayreddin Paşa tarafından keşfedilmiş. İsmi de onun tarafından konmuş. Aldığı eğitimlerle kendisini yetiştirmiş. Müslüman olmuş. Ve kaderin cilvesine bakın ki yenilgiyle biten deniz savaşından sadece onun ekibi başarı kazanarak çıkmış.

Gel zaman git zaman; elde ettiği başarı ve unvan sonucu; yaklaşık 75-80 yaşlarında iken; kendisine bir cami yaptırmak için kolları sıvar Kılıç Ali Paşa.  

Dönemin padişahı Sultan III. Murad’ın istediği üzerine; cami için Tophane rıhtımını taş, toprak ve molozlarla doldurur. Savaşta esir alınanları da unutmaz. Aralarından seçtiklerini amele olarak işe alır. Çünkü kendisinin de bir zamanlar esir hayatı yaşadığını hiç unutmamıştır.

Peki o esirlerin arasında kim vardır dersiniz? (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

05.04.2020

1 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...