19 Şubat 2018 Pazartesi

İYİLİĞE KOŞAN İKİ FELSEFE (1/2)

Felsefede birbiri ile neredeyse yarışan iki konu var.

Faydacılık ve Kantçılık.

Her ikisi de iyilikle alakalı. Yarışma nedenleri ise, hangisinin bizi daha çok iyiliğe, dolayısıyla mutluluğa ulaştıracağı konusu.

Aslına bakarsanız derinine indikçe kafamızı hayli karıştıracak kadar geniş kapsamlı olan bu iki terime kafa yormamın tek nedeni var.

O da sonuçta elde edilen İYİLİK.

Ve ne kadar güzel ki İYİLİK BULAŞICI.

Önce bu terimleri anlamak adına; gelin sorulara cevap bulmaya çalışalım.

*Çok sayıda kişiye yapılan iyilik mi bizi daha çok mutlu eder?
*Yoksa sadece iyi niyetli olmak ve bu duyguyla davranmak mı?

Soruya cevap vermeden önce, bilinen bir deneyi hatırlamakta fayda var. İşte çoğu kişinin bildiği tramvay deneyi ve bize yaşatacağı ikilemler.

Bir tramvay yolunun yakınlarındayız diye düşünelim önce.

Aniden uzaklardan hızla gelen bir tramvay görüyoruz. Ve az ötemizde de o yolda çalışan beş işçi.

Onlara sesimizi ulaştırmamız mümkün değil. Yanlarına gidecek kadar zamanımız da yok.

O çaresizlik içindeyken, yan tarafta yolu değiştirecek makas butonunu görüyoruz. 
Eğer o butona basarsak beş kişinin hayatını kurtaracağız.

Ancak o da ne? Tramvayın yolunu değiştirdiğimiz noktada bir işçi yalnız başına çalışmakta. Yani beş kişiye karşılık bir kişi hayatından olacak. Her şey vereceğimiz karara bağlı.

Ne yaparsınız bu durumda?

Evet çoğumuz beş kişiyi kurtarmak adına o bir kişiyi harcamayı göze alıyor sanırım. 
Eğer kafamızı öbür yana çevirip, yaşanacak olayları görmezden gelmiyor ve bencil davranmıyorsak.

Böylece FAYDACILIK devreye girmiş oldu. Yani yapılan bir seçimle daha çok kişiye iyilik etme durumundayız çoğumuz.

Ama henüz bitmedi. Aynı olay oluşurken, bu kez bir köprü üstünde olduğumuzu düşünelim.

Yine tramvay hızla geliyor. Yine beş işçi habersiz çalışıyor. Bu sefer makası değiştirecek butondan uzaktayız.

Ama o da nesi? Yanımızda iri cüsseli bir adam var. Ve o adamı köprüden itecek olursak, yolu kapatıp tramvayı durduracağını varsayıyoruz. Biraz uçuk bir yaklaşım olsa da, vereceğimiz karar bizi bir başka felsefe adımına taşıyacağı için bu kabul önemli.

Peki bu durumda ne yaparsınız?

Yine beş kişiyi kurtarma şansınız var. O 1 kişiyi itme koşulu ile. Faydacılık bunu istiyor bizden. Ama işimiz bir önceki kadar kolay değil. Elbette o da zordu ancak burada direkt olarak başka duygular devrede. Sadece butona basmıyoruz yani dolaylı yoldan o kararı uygulamıyor, tam tersine elimizle bir adamı direkt olarak ölüme itiyoruz.

Aralarında bunu yapacağını söyleyenler çıksa da çoğu kişi gibi ben de yapamam diye düşünüyorum.

Yani ikilem de kaldığımız bir noktadayız. Ahlaki açıdan bunu yapmayı içimizden rededdik.  İşte bu sefer uyguladığımız da KANÇILIK felsefesi oldu.

Yani FAYDACILIKda en fazla faydayı sağlayan seçeneği seçtiğimizde doğru hareket etmiş olacağımıza inanıyoruz. Bu akım onu savunuyor.

Oysaki şartlara göre durum değişebiliyor. Ve yeri geldiğinde en fazla faydayı sağlayacak seçenek ahlaki durmuyor, iyi amaç için olsa da kötü adımı savunmuyor. 

Yazımın başında sorduğum soruları hatırlıyorsanız; artık daha rahat yanıtlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Benim cevabım ahlaki iyi niyetten yana. (devamı 2/2’ de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

04.12.2017


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...