7 Temmuz 2010 Çarşamba

ONDA VAR BENDE DE OLSUN



Başkalarının sahip olduklarına nasıl bakarsınız?

Ne güzel onda var, bende de olsun mu dersiniz?

Yoksa, onda var, bende neden yok diye hafiften üzülür müsünüz?

Ya da gözünüz kararmış bir halde onda var bende de mutlaka olmalı diye hırslanır mısınız?

Buna benzer iç çatışmalarıyla hemen her yerde karşılaşırız aslında. Kimimiz gıpta ederken, kimimiz çekememezlik ve kıskançlığın o iç karartıcı kışkırtmalarına yenik düşeriz. Bu ikisi arasındaki farkı bilip dengeli davranmak çoğu zaman imkansız bile olabilir. Bir acelecilik, bir sabırsızlıkla görüp beğendiğimiz, istediğimiz şeyin hemen o anda bizde de olmasını arzu ederiz.

Bu arzuyu gerçekleştirmek adına çalışmak, çabalamak, bu anlamda başkalarına ait olan şeylerden örnek almak güzeldir aslında. Bunun için görebilmek lazımdır ama, farkına varıp görebilmek içinde bilmek. Oysa ki bu öyle kolay değildir. Üstelik zaman alır. Belki bir geçmişten süzülerek gelmesi, belki de henüz çocuk yaşlardayken içimizde filizlenmesi gerekir. Zaman içinde sabırla o filiz beslenmeli, büyütülmelidir. Öyle her aklınıza gelen şeye o anda sahip olamazsınız. Olsanız da üstünüze oturmaz. Bir yerlerde mutlaka potluk yapar, eğreti kalır, yakışmaz.

Bunun için yatırım yapmak, emek harcamak, fedakarlıkta bulunmak, zaman harcamak lazımdır. O yapıyorsa, o başarmışsa buna yıllarını vermiştir emin olun. Siz farklı arayışlar içindeyken belki de uyumamış, koşturmuş, didinmiştir. Hayallerini içinde sabırla büyütmüştür.

Elbette gıpta etmek, hayal kurup kendinizde de o güzelliği görmeyi istemek hoştur. Kıskançlığa yer vermeden, etrafımızdaki başarıların farkına varmak, yeri geldiğinde onları alkışlamak, takdir etmek en insani duygulardan biridir. İnsanın bakış açısını, vizyonunu genişletir. Daha ileri boyutta düşünmesine, daha derin ve araştırıcı gözlerle bakmasına fayda sağlar. Üstelik itici bir güç, motivasyon olur.

Ama hemen, düşündüğümüz, gördüğümüz ilk anda değil. Emeksiz, çalışmadan hiçbir şey kazanılmaz. Zorlama, dayatma ile hiçbir yer varılmaz. Çünkü herkesin kendine özgü kişisel bir yeteneği ve kapasitesi vardır. Bunu bilmeden zorlamak ruhsal çöküntü ve depresyona sebep olabilir. Tıpkı dar gelen bir elbiseyi giymek için zorlarken bir yerlerden yırtılması gibi. Bu nedenle tercihler yapılırken dikkat edilmelidir.

Kıskançlığa prim verir, sabırsız davranırsak hayal ettiklerimizi tam olarak gerçekleştiremeyiz; her şey yarım yamalak kalır. Boşa zaman harcadığımız gibi; o gıpta ettiğimiz, özendiğimiz, örnek aldığımız kişinin başarısında olduğu şekilde etrafımızdakileri cezbetmez, büyülemez. Ama bunun bilincinde olursak, emek harcarsak yaşımız kaç olursa olsun yapamayacağımız hiçbir şey yoktur.

Azmin, kararlılığın, çalışkanlığın önünde hiçbir kuvvet duramaz kolay kolay. Her zaman hatırlamakta fayda var; istediğimiz bir şeyi önce kendi zihnimizde düşünmeye başlayalım, üstünde daha çok duralım ve onu hayallerimizde, içimizde yaşatalım. Ne istediğimizi bilerek, yürekten inanıp, bindiğimiz yelkeni hayal gücümüzün rüzgarlarıyla doldurursak, arzu ettiğimiz şeylerle kısa sürede karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır, buna inanın.

Onda vardı, bende de beni mutlu edecek ölçülerde, bana yakışır şekliyle var, başardım işte diyeceğimiz günler yakındır. Yeter ki inanalım.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ
06.04.2007

1 yorum:

  1. Aileme teşekkür ederim.Bize güzel şeyler öğrettiler. Çok yakınlarım bana göre çok daha lüks yaşıyorlar. Ama bu onların emeği güle güle yesinler. Elimdekilerle yetindim, olanaklarımın dışına çıkmadım.Gereksinimlerimi sıraya koyup öncelik hangisinde ise onu aldım. Hiçbir zaman ne başkasıyla rekabet ettim ne de imrendim. Kazancım oranında yaşıyorum çok şükür kimseye muhtaç olmadım. Hatta bu olumlu düşünceler sayesinde pek çok şansım oldu diyebilirim. Bir olay anlatacağim insanlara iyi örnek olsun belki olumsuz düşünceleri değişir. Bir yakınım Çok güzel sitede villada oturuyor. Bizim eve geldiğinde semtimizi, sokağımızı beğenmediğini manzarası olmadığını kızarak belirtiyor. Niye burdan ev aldığımızı ısrarla soruyor. Bu beni üzmüştü. Bende ona burayı sevdiğimi Taksim ve Şişli ye yani merkezi yerlere yakın olduğunu, zemin açısından sağlam olduğunu yeni bina olduğu için avantajlı olduğunu imkanlarımın buna yettiğini anlattım. Tabii kızdığımı da surat asarak belli ettim. Bir an düşündüm bu ne anlayış MÜHENDİS OLMUŞ İŞİNDE BAŞARILI Yurt dışı görevlerde bulunmuş. Geçmişini unutmuş. Zaten eşi ve çocuklarıyla olması gereken bağımız yok, çünkü çok yakınız. Bizim imkanlarımızıda biliyor. Ben bu zihniyeti anlıyamadım. Hiçbirzaman başkalarıyla rekabet etmedim, gıpta etmedim, kıskanmadım. Aksine başkalarına muhtaç olmamak için dua ettim. Eşimin dahi mal varlığıyla gereğinden fazla ilgilenmedim. Çünkü Kendimize baktığımız, iyi düşündüğümüzde her zaman var oluruz. Çocuklarıma da güzel duygular, düşünceler ekmeye gayret ediyorum. Bunda en büyük pay Erzincan lı bir köylü olan canım annemin payı büyüktür.
    Hikmet Bulut Kırkın

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...