10 Eylül 2018 Pazartesi

CODEGA


Sözcükler sihirlidir.

Yerli ya da yabancı olmaları hiç fark etmez. Gün gelir size bir romanın satırları arasından çapkınca göz kırpar.

İşte bu sözcük de öyle. Hepimize yabancı olduğunun farkındayım. Yazımı okuma kibarlığını gösterdiğinizde neden kullandığımı anlayacak ve eminim beni bağışlayacaksınız.

Bu bir İtalyan terimi.

Orta Çağ’da özellikle Venedik’te yaşayanlar tarafından kullanılmış.

Elizabeth Gilbert imzalı ‘Ye Dua Et Sev’ romanını ikinci defa okumaya başladığımda dikkatimi çekti. Nedense bundan seneler önce; romanı ilk kez okurken; anlamı üzerinde düşünmeden geçip gitmişim.

Yazıma konuk olan bu sözcüğün manası oldukça ilginç.

Codega; erkekler için kullanılan mesleki bir unvan aslında.

Dünyanın bu ünlü kanallar şehrinin daracık, labirent misali sokaklarında; gece karanlığında rahatça gezinmek, bir yerden bir yere güvenle gitmek amacıyla oluşturulmuş.

Şöyle ki; sizin tarafınızdan kiralanan bir codega, gece elinde fenerle önünüzden yürüyor. Size yol gösteriyor. Efsunlu şehrin karanlık sokaklarında kaybolmadan ilerlemenizi sağlıyor.

Şimdi her birimiz; hayatımızın her evresinde fener misali bize ışık tutan kendi codegalarımızı düşünelim isterim.

Aldığımız yaşla orantılı olarak o kadar çok ki sayıları.

Her biri yeri ve zamanı geldiğinde, bize kendi içsel sevgi fenerlerini doğrulttular. Yaşamın zorlu kıyılarında bizi hep korudular.

Anne babamız örneğin, bizim ilk codegamızdı onlar. Ya da diğer aile büyüklerimiz. 
Sonraki yıllarda öğretmenlerimiz onların yerini almaya başladı.

Peki ya sonra?

İlerleyen yaşımız ve değişen, gelişen düşünce yapımızla codegalar da şekil değiştirdi bence.

Kimimiz kendi içsel sesini dinledi, kimimiz mantığını. Bunlara ilaveler yaptık elbette. Hayat görüşümüze uyan KALP UCU arkadaşlarımız, okuduğumuz başucu kitapları, bazen bizi çok etkileyen bir film, bir tiyatro oyunu belki de.

Ama türü ne olursa olsun yaşam koşusundaki fenerlerimiz hep oldu. Bundan sonra da olacak. Önemli olan o ışığın aydınlattığı yolda adımlarımızı cesurca atmak.

Evet tökezleyebiliriz.

Hatta düşebiliriz.

Her şey bizim için.

Ama durduğumuz o noktadan kalkıp, yeniden umutla hayatımıza devam etmek sadece bizim elimizde.

Ne diyelim, codegaların aydınlattığı yollar, sevgi ve aşkın tılsımında hiç sönmesin.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

06.07.2018


1 yorum:

  1. Merhabalar.
    Blog sayfanızda paylaştığınız her bloğun ayrı bir değeri ve önemi var. Ben paylaştıklarınızı beğeniyorum ve her paylaşımınızdan bir şeyler öğreniyorum. Sakın övgümü kimse garipsemesin. Gerçekten paylaştıklarınızı övgüye değer buluyorum. "Gece karanlığında rahatça gezinmek, bir yerden bir yere güvenle gitmek amacıyla oluşturulmuş erkeklere özgü bir meslekten" bahsetmekle birlikte bu mesleği ülkemizde üstlenen yakınlarımızdan bahsederek işin boyutunun önemine vurgu yapmanız da ayrı bir güzellik. Konuyu ele alış şekliniz; kurgularınız ve anlatımınız bir harika. Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Sayenizde Codega'yı ve onun uygulandığı yeri öğrenmiş olduk. Belli mi olur, bakarsınız bir bilgi yarışmasında karşımıza çıkıverir de edalı bir şekilde cevap vererek, sorulan soruyu bilmenin haz ve gururunu yaşarız.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...