18 Şubat 2012 Cumartesi

SANAL ALEMİN GERÇEK SEVGİLERİ


Çoğu insanın ön yargı ile yaklaştığı, sanal alemin hep bir aldatmaca üzerine kurulu olduğuna inandığı bir ortamda birbirini bulan; gerçek sevgilerini tuşlardan ekrana, ekrandan gönüllere taşıyan insanlar da var aramızda. Ve ben böylesi güzel kalpli insanlarla her karşılaştığımda; bayramda kırmızı papuçlarına kavuşan ve gece yastığının altına koyup rüyalar alemine dalan bir kız çocuğuna benzetiyorum kendimi. O denli mutlu, sevinçli ve hemen kaybedecek diye biraz da endişeli…

Evet birbirinizi hiç tanımıyorsunuz kabul ediyorum, ama her sabah aynı heyecanla günaydın diyorsunuz ekrandan. Ardından güzel düşüncelerinizi, varsa sıkıntılarınızı, paylaşıyorsunuz. Gündemi sıcağı sıcağına takip etme lüksünüz de yabana atılır gibi değil hani.

Bir tebessüm bir anda onlarca olup can buluyor karşınızda. O sırada dışarıda hava yağmurlu, gökyüzü karanlık ya da fırtınalı hiç fark etmiyorsunuz. Çünkü sizin içinizdeki güneş pırıl pırıl parlamakta. O ışıklar sanki ekranı delip sahibine ulaşmakta.

Göle düşen tek bir damlayken, damlalar ardı ardına çoğalınca siz bile şaşıyorsunuz bu berekete, bu güzel buluşmaya, bu içten sıcaklığa…

İçinde sevgi olan, sevgisini paylaşmaktan hiç çekinmeyen, paylaştıkça mutluluğun arttığına inanan kalpler tek yürek olup çarpmaya başlıyor her yeni günde. Siz geceye erken başlayıp uykuya yenik düştüğünüz sırada bile; sizin için çarpan kalpler iş başında. Sabah ekranı açtığınızda, içinizde yükselen sevinci görmüş gibi heyecanlı onlar da; size birbirinden keyifli sürprizler yaparken gecenin bir yarısı.

Böylece gece sabahın en güzel ışıklarına, gündüz  akşamın o  en naif dinginliğine karışıyor, aradaki rengarenk buluşmalarla…

Belki birkaç dakika bakıp çıkarım dediğiniz yerden bir türlü ayrılmak gelmiyor içinizden.  
Paylaştıkça çoğaldığınıza, sevginizin arttığına inanıyorsunuz çünkü.

Dar alanda kısa paslaşmalar yapıyorsunuz çoğu zaman, kelimelerle dans edip en kıvrak tonu yakalamak adına…

Minicik bir alana tüm duygu birikiminizi sığdırmak, taşmak, çoğalmak…

Çoğalırken yalnız ve mutsuz olanlara bir el uzatmak, belki de gülümsetmek…

Yazıp paylaştıkça ve çoğaldığınıza inandıkça hayal dünyanızın genişleyen sınırları sizi bile şaşırtıyor.

Bir yıldız oluyorsunuz aniden lacivert bir gökyüzünden evrene göz kırpan. Sadece bir kişi dahi yazdığınız kırık dökük satırlara ulaşıp, gönlünüze dokunduğunu hissettiriyorsa eğer, o anda gökyüzünün en parlak yıldızı oluveriyorsunuz. İçinizde ki ışık daha da büyüyor, adeta tüm evreni kaplayan bir kuyruklu yıldız olup ışıl ışıl parlıyor.

Bazen pembe bir balon oluyorsunuz, küçücük bir çocuğun elinde. Bazen renkli bir akide şekeri yiyenlerin ağzında hoş bir tat bırakan. Bazen bir kumru oluyorsunuz mavi gökyüzünde eşini arayan.

Bazen sıcacık bir el oluyorsunuz sımsıkı kavranmayı bekleyen. Bazen bir şemsiye, sağanak yağmurda insanları ıslanmaktan kurtaran. Bazen minik bir yavru kuzu yemyeşil çayırlarda annesini arayan. Bazen bir fener oluyorsunuz karanlıkta ışık olan, bazen de albenili bir çiçek rengiyle, duruşuyla ve hatta kokusuyla insanları kendisine hayran bırakan.

Tamam çok iyimser bir tablo çizdim belki de sanal dünyanın bu küçük penceresinden ve kendi cephemden bakınca. Pek çoğunun gerçek ismini kullanmadığını, seçtiği resimlerde, tercih ettiği isim ve kelimelerde hep bir aldatmaca içinde  olduklarını da biliyorum. Ama bildiğim bir şey daha var ki, o da başkalarını aldattıklarını zannedenlerin, gizli saklı kalmayı tercih edip farklı niyet taşıyanların aslında kendilerini aldattıkları. Belki bizler bir ya da iki sefer denk geliriz, hatta belki üzülürüz ama onların hayatları bu aldatmacanın soğuk rüzgarından asla kurtulamaz; taa ki kendileri bunun yanlışlığını fark edene değin.

Paylaşmayı sevenler, kendisine ve etrafınızdaki herkese sevgi ve hoşgörü ile yaklaşanlar, empati yapabilme yeteneğine sahip olanlar ekrandan paylaşımların keyfini çıkarmaya devam etsinler. Paylaştıkça çoğaldıklarını biliyorlar çünkü. İçlerinde kötülük olanlar ise var olamıyor, bir iki denemeden sonra yok olmaya mahkumlar bana göre.


Sözlerimi Afşın Büyüksaraç’ın harika bir şiiriyle noktalamak istedim, ismi ‘’ORASI DİLEĞİ’’


Orada olmak dileğim
Hemen yanıbaşında
Koyu bir sohbetin ortasında
Etrafın olmadığı kadar koyu
Sıradanlığın, farklılığın
Gereksiz kibarlığın olmadığı
Senlerin benlerin konuşulduğu
İçinden geldiği gibi 
Doyasıya
Benim işte orada olasım var
Gözü gözümde
Aynı heyecanla takip edilesim
Nasıl yapsak ki acaba ?

Ekrandan sevgi ile el uzatanlarınız, sizleri pırıl pırıl ışıkları ile sarıp sarmalayanlarınız ve tebessüm ettirenleriniz çokça ve daim  olsun.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

07.01.2012

2 yorum:

  1. Merhaba,
    Kendi deyişinizle küçücük bir alana güzel duygu ve düşüncelerinizi sığdırabilme başarısını gösterdiniz. Bu duru ve akıcı denemenizin açılımı bir eser olur. Böylesine güzel eserleri yazabilenlere, bu eserlerle beslenebilenlere ne mutlu.
    Hayırlı günler dileğiyle.

    YanıtlayınSil
  2. Siz de cennetin pınarlarını duymuş gibi hissetmiyor musunuz bu yazıyı okuduğunuzda ? Ağlasak yeridir. Dalıp uzak uzak gidiyorsunuz. En son ki yazarın adını görüyorsunuz, gerçek dünyanın o sevimsiz gürültüsüne geri dönüyorsunuz.

    Çokça dokunuyor böyle yazılar bana... Hem kırgınlığım artıyor, hem hayallerim. Özlemek o biçim sonra.


    Nasıl bir yorum yapabilirim bilemiyorum Belgin Hanım. Aklınıza yöneten yüreğiniz aynı tempoda atmaya devam ettikçe, ellerinize hükmetsin kelimeleriniz.

    Sizin hep dediğiniz gibi,

    Sevgiyle kalın.

    --Afşın

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...