16 Mayıs 2016 Pazartesi

BİR ELMADA DÜNYAYI TANIMAK (1/2)

Geçenlerde çok sevdiğim kitapçı raflarında gezinirken, bir kitap gülümsedi adeta bana.

İsmi TADINI ÇIKAR.

Dünyaca ünlü Zen ustası Vietnamlı Budist Thich Nhat Hanh ile Harvard beslenme uzmanı Dr. Lilian Cheung tarafından kaleme alınmış.

Sayfaları karıştırdığımda keyifli satırlarla karşılaştım. Aslında günümüz dünyasının en büyük sorunu olan kilo problemine çözümler öneriyor. Ama beni etkileyen kısmı; yaşamdan alacağımız zevk ve tatminle ilgili gösterdiği yollar.

Bir türlü kıramadığımız alışkanlıklarımızı nedeyse gözümüze sokuyor. Onları yeniden düşündürürken, yiyeceklere bile farklı bakmamıza vesile oluyor.

Nasıl mı?

Farkındalıkla.

En sevdiğim meyvelerden elmayı da örnek vermesi beni benden aldı adeta. Her gün keyifle ısırdığım o güzelim elmaları nasıl da farkında olmadan yediğimi anladım. 

Diğer yemekleri hiç söylemiyorum. Bir telaş, bir koşturma içinde yenen yemekler. Silinip süpürülen tabaklar. 

Belki de çalışma hayatının verdiği alışkanlık. Hep bir acelecilik hali içindeyiz. Bir yere, bir işe, birisine yetişme telaşı. Çocuğumuzu okula yetiştirmek, oradan işe koşmak, öğlen arasında ev için bir şeyler almak adına tabirimi mazur görün, üstün körü tıkınmak. Akşama ise tüm ev halkına iyi bir şeyler yapma telaşı sararken içimizi; yorgunluktan tükettiğimiz lokmaları fark edenimiz o kadar az ki.

Ne tadını alıyoruz, ne tuzunun farkındayız. Bazen saatler süren hazırlık, beş dakika içinde midemize inmiş oluyor. Hal böyle olunca farkındalıktan fersah fersah uzakta; kendi kayığımızda debelenip duruyoruz adeta. İçinde olduğumuz o güzelim denizin farkında olmadan. Kokusunu, rengini duyumsamadan.

İşte şimdi bunu kıralım istiyorum beraberce.

Bir elmayla başlayalım işe, tıpkı kitaptaki gibi. Çünkü eğer farkına varabilirsek, sadece bir elmada saklı dünyayı keşfedeceğiz.

Elmayı farkında olarak yiyelim. Aheste aheste. Tadına, kokusuna, ağzımızda patlayan lezzet taneciklerinin içimize sinmesine zaman tanıyarak.

Ne dersiniz?

Uzmanların ortak görüşüne göre; bedenen sağlıklı yaşamanın altın kuralı 
FARKINDALIKla yemek ve içmek.

Farkındalıkla! Ama nasıl?

Farkındalığın bilimsel tanımı hayli uzun. ‘’Herhangi bir kanı ya da önyargı olmaksızın, içinde bulunduğu ANda neler olduğunun tam olarak bilincinde olmak; kendi içimizde olup biten ve çevremizde meydana gelen HER ŞEYİN AN be AN farkında olmak.’’ demek.

Bir şeyin farkında olmak içinse BİR Anlığına, tam anlamıyla ANI yaşamayı ve o şeye derinlemesine bakmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Önce başıboş dolaşan zihnimizi durdurmalıyız ama. Şimdi ANda olmanın o gizemli yollarındayız. Ama yolumuz gizemli olduğu kadar da zorluklarla dolu. Hatta sıkıntılı.

Varsın olsun. Burada dikkat edeceğimiz nokta onlarla savaşmanın olmaması. Aksine arkadaş olmaya çalışacağız. Bizim için, bize yardımcı olmak için orada olduklarını kalben kabul edeceğiz. Bunu başarabilirsek eğer, bize sevinç ve huzur getirecek yol hemen karşımızda.

Sonrası mı?

AN karşımızda işte. Yakalayıp tadına varma zamanı artık.

Bunun için gecikme diye bir şey söz konusu değil. Yani istediğimiz her zaman, ANI yakalayıp yeni baştan başlayabiliriz bu yola. (devamı 2/2’ de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

18.04.2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...