9 Ekim 2016 Pazar

TAM 75 YIL SÜREN DENEY

İnsanoğlu dur durak bilmeden çalışıyor. Kafasındaki sorulara çözüm bulmak adına, deney üstüne deney yapıyor. Ama dünya genelinde hiçbir deney bu kadar uzun yıllar almadı.

Dile kolay tam tamına 75 yıl süren bir deney karşımızdaki.

Deneyin süresi kadar amaç da çok önemliydi. Çünkü deneyi yürütenler ve denekler hep beraber MUTLULUK üzerine yoğunlaştı. Mutlu bir yaşamın sırrını çözmeye çalıştı.

Peki bunca yıllık emeğin sonucunda neler oldu dersiniz?

Gelin beraberce deneyin aşamalarına bakalım. Yıllar arasında gezinelim. Bu arada dünyaca meşhur deneklerle tanışalım.

Bakalım sonuçta mutluluk neymiş?

Amerika Harvard Üniversitesi bu fikrin babası. 1938 yılında üniversitede okuyan; ruh ve beden sağlığı tamamen yerinde olan; 268 erkek öğrenci ile ilk adım atılır. Deneyin ismi ‘The Grant Study’ dir.

1940 yılında ise buna paralel bir başka deney daha başlar. Beş yıl içinde; Boston’un gelir seviyesi hayli düşük kesiminden seçilen 456 erkek denekle ikinci adım atılır. İsmi ‘The Glueck Study’ dir.

Böylece toplamda tam 724 erkek denek; tam 75 yıl süren araştırmanın baş kahramanları olur. Hayatları boyunca attıkları adımlar, iş ve özel yaşamları, evlilikteki başarıları, sosyal yaşam ve iş hayatları, kazançları hep mercek altındadır. Her iki yılda bir değişik sorularla hayat hakkındaki görüşleri alınır. Her beş yılda bir hem bedenen hem ruhen tam bir kontrolden geçirilirler. Aralarda da sürekli irtibat halinde kalıp, yakaladıkları mutluluk nedenleri ve yakalandıkları mutsuzluk anları incelenir.

Düzenli olarak uygulanan bu testlerde; bedensel, ruhsal ve antropolojik olarak elde edilen her veri kayıt altına alınır. Bu araştırmalar sırasında; IQ testinden, aile ilişkilerine, yaşadıkları zorluklara verdikleri tepkilere kadar; her detay tek tek gözlenir.

75 yıl önce ilk adımı atarken, hedefleri tek bir formüle ulaşmak olan araştırmacılara; gönüllü olarak yardım eden bu denekler arasında çok değerli isimler var.

Harvard Üniversitesindeki o gencecik gönüllü öğrencilerden dört kişi senatörlüğe, bir kişi de başkanlığa kadar yükselmiş. ABD’nin otuz beşinci başkanı John F. Kennedy’den söz ediyorum. Aynı zamanda Amerikan tarihinde Pulitzer Ödülü kazanmış tek başkan kendisi. Mutlu bir yaşamın sırrını ararken, elim bir suikastle yaşamına veda etmiş olması ne vahim bir ironi. Öyle değil mi?

Bu uzun deneyin yapılandırılmasında 35 yıldan fazla emek harcayan isim George Vaillant olur. Deney bir yandan devam ederken; Vaiillant, ‘Triumphs of Experience’ isimli bir kitap yayınlayarak; o ana değin elde edilen bilgileri, test sonuçlarını tüm verilerle harmanlar.

Sonunda beş ana konuya özellikle dikkatimizi çeker.

*ALKOLİZM.

İnsan hayatına büyük bir darbe vuruyor. Ruhsal anlamda depresyonla başlıyor, akabinde boşanmalar yaşanıyor. Özellikle keyif için yanına eklenen nikotin tüketimi ile erken yaşta hastalık ve ölüm kapıyı çalıyor. Dolayısıyla mutsuzlukta bir numara.

*FİNANSAL BAŞARI.

İnsan ilişkilerinin samimiyeti oranında artıyor. Belli bir noktadan sonra akıl ve zeka ile çok yakın ilgisi yok.
Denekler arasında insan ilişkileri çok daha iyi olanlar; diğerlerine kıyasla çok daha başarılı oluyor. IQ’ları normal olanlar ile 150 üstü olanlar arasında ise bariz bir fark görülmüyor.

*POLİTİK GÖRÜŞÜN CİNSEL HAYATA ETKİSİ.

Çok daha muhafazakar olanlar, 68 yaş civarında cinselliği terk ederken; liberaller 80 yaşına kadar aktif kalabiliyor. Bu da mutluluklarına artılar katıyor.

*ANNE İLE İLİŞKİLER.

Çocukluk zamanlarında anneleri ile sağlam, sevgi dolu ilişkisi olanlar, ileriki yıllarda her anlamda çok mutlu ve başarılı oluyor. Daha fazla kazanç, hayata daha güzel bakabilme, sorunlarla daha kolay baş etme eğilimi, daha pozitif kalma, gibi.
Tam tersi, anneleri ile sıcak ilişkisi olmayanlar hayattan tat alamazken, yaşlılıklarında bunamanın pençesine daha çabuk ve kolay yakalandıkları görülüyor.
Çocukken ve gençken annelerinin sevgi dolu dünyalarını koklayan tüm denekler, 75 yaşına geldiklerinde hayattan memnun, tatmin olmuş bir portre çiziyor. İş ve özel yaşamlarının; babadan ziyade anne profili ve yansıması ile direkt etkili olduğu ortaya çıkıyor.

*BABA İLE İLİŞKİLER.

Babaları ile çocukken sevgi dolu ve iyi bir ilişki içinde büyüyen denekler, hayatta korku ve endişelerden daha az etkileniyor. Tatillerden daha fazla zevk alıyorlar. Aynı denekler 75 yaşına geldiklerinde, hayattan tatmin olma oranları hayli yüksek kalıyor.
İşte ana etkenler ve yaşamdaki o çok aranan mutluluk olgusuna yaptığı etkiler.

Sonuçta; mutlu olmanın, yaşamdan memnuniyet duymanın en önemli etkeni; çocukluktan itibaren yaşanan İYİ İLİŞKİLER ve SICACIK SEVGİ dolu dokunuşlar olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız.

Kısacası mutlu yaşamın sırrı; SEVGİ ve AŞKta kesişiyor.

Tıpkı deneye yıllarını harcayan ve kitapta tüm detayları özetleyen Vaillant’ın dediği gibi.

“Happiness is love. Full stop.”

Dünyamızın sevgi ve aşkla sarıp sarmalanması ve tüm canlıların bundan nasibini gani gani alması dileğimle…

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

29.08.2016



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...