8 Haziran 2023 Perşembe

YALNIZ KULENİN SIRRI (2/2)

İlk günün ardından akşam otelde çalışmalarına devam eden Sir Francis Crick, ertesi günü buluştuklarında kayayı kırmayı kafasına çoktan koymuştur. Öncelikle kendilerine refakat eden memurdan kurtulmalıdır. Bunun için yüklüce bir miktar altını rüşvet olarak vermekten kaçınmaz. Hayatı boyunca çalışsa o kadar paraya sahip olamayacağını bilen memur kabul edince amacına ulaşmış olur.

Sir Francis yardımcısı ile beraber hemen girişe yönelir ve 20 cm kalınlığındaki kayayı kırmaya başlar. Gelin görün ki birkaç saat sonra kayanın altında olduğu belirtilen giriş kapısını göremezler.

Tam tersine karşılarında ikinci bir kaya vardır. Hiç dinlenmeden onu da kırarlar. Ancak altında başka bir kaya daha olduğunu görünce yorgun omuzları bir anda düşer. Ümitsizlik içinde günü sonlandırdıklarını fark edince, basit olarak delikleri kapatıp dışarı çıkarlar.

Üçüncü gün var olan diğer kaya da parçalanır. Sonunda demir kapı karşılarındadır. Ancak şimdi de aradan geçen uzun yılların etkisiyle; anahtar deliği eğrilip büküldüğü içi; ellerindeki anahtar bir işe yaramaz.

Oradaki tüm araştırmayı gizli yaptıkları için o demir kapağı açmak adına yeni bir çözüm ararken asitten faydalanmak akıllarına gelir.

Dördüncü günü sabah ellerinde kapağı eritecek asit birleşimi ile kuleye varırlar. Günün sonunda kapağı eritmeyi başarırlar ancak içeriye girmek için ertesi günü beklemek zorundadırlar.

Beşinci günün sabahı heyecan içinde kuleye giderler. Önlerine açılan geçit dar ve karanlıktır. İp yardımı ile aşağı inen Sir; elindeki lamba vasıtası ile etrafı kolaçan eder.

Önünde büyük bir girişi olan kubbeli ve kemerli bir yapı vardır. Neredeyse 500 m2 genişliğinde olan bu yapının, birçok bölüm ve odası olduğunu görür.

Artık okunmaz haldeki duvar freskleri, ana oda duvarında duvara oyulmuş bir sembol, yerlerde daha önceden masa, sandalye, kitaplık olabilecek çürümüş tahta parçalarına rastlar.

Yapının çöken bazı odaları dahil her tarafını gezer.

Fotoğraflarını çeker.

Bu arada boyu kısa kabzası hayli küçük bir kılıç bulur.

İzinlerinin son günü olduğu için; kılıcı yanına alıp yukarı çıkar ve söktükleri taşlarla geçidin ağzını yeniden kapatırlar.

Macera dolu İstanbul seyahati sonrası ne mi olur?

Hiçbir şey.

Tüm bu bilgiler, Sir Francis Crick’in 2004 yılında ki ölümüne kadar bir bankanın kiralık kasasında saklı kalır.

Ölümünün ardından kasa açılır. Bu yolculuğa sebep olan defter, notlar, çekilen fotoğraflar ve kılıç gün yüzüne çıkar.

Kız Kulesi’nin altına böyle bir yapının neden yapıldığı bugün de gizemini koruyor. Araştırmacılar pek çok eski kaynakta, Kız Kulesinin altındaki tünel ve onunla bağlantılı gizli dehlizlerin notlarına rastladıklarını belirtiyor.

Otoriterlerin sayısız teorisi ve varsayımı olmakla beraber; aslında bu alanda gizemini koruyan ve araştırmayı bekleyen pek çok sır olduğuna ben de inanıyorum.

İstanbul sadece bizim gördüklerimiz değil, aynı zamanda yer altındaki pek çok gizli geçit ve dehlizle de son derece olağanüstü bir şehir.

Roma, Bizans, Latin ve Osmanlı olmak üzere tam dört büyük imparatorluğa başkentlik yapmış olması da tüm bu gizliliğin nedenlerini açıklar nitelikte. Barınma, sığınma, su depolama, gizlenme gibi pek çok nedenle birlikte elbette.

Yer altında Bizans dönemine ait pek çok sarnıç, su yolları, tonozlu tüneller, neredeyse bir örümcek ağını andıran ve her biri bir başka noktaya açılan sayısız dehliz, gizli odalar, eski saray kalıntıları, çok eski yıllara ait mezarlar ve bulunanların yanında bulunmayı bekleyen daha niceleri İstanbul’u daha da çekici kılıyor. Pek çok romana ve filme ilham kaynağı olması boşuna değil.

Öte yandan yabancı araştırmacılar, gösterdikleri kaynaklarda bu dehlizlerin İstanbul ile son bulmadığını, neredeyse tüm Avrupa’yı kapsadığını belirtiyor.

Daha yazacak çok şey olsa da; Kız Kulesi ile başlayan yolculuğumuzu büyülü şehrin gizemlerinde noktalamak istedim. Elimizdeki olağanüstü hazinenin kıymetinin bilinmesi, gerekli araştırmaların titizlikle yapılması ve ortaya çıkacak yeni güzelliklerin tarihimizi daha da zenginleştirmesi dileğimle.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

07.03.2023

Kaynaklar: https://bilgiherseydir.com; https://www.haberturk.com; https://www.hurriyet.com.tr;https://herkafadanses.com;  http://gizemlervebilinmeyenler.com.

 

 

 

 

 

 

 

 

YALNIZ KULENİN SIRRI (1/2)

Mitlere bile konu olan ve tarihi akış içinde büyüsünü koruyan efsanevi Kız Kulesi’nin çoğumuzun bilmediği, iddia dolu sırlarında sıra.

Bu sırrın ortaya çıkışı günümüz tarihine rastlıyor.

Bir İngiliz antika eser koleksiyoneri.

Arapça yazılmış gizemli bir defter.

Bir mahzen.

Gözlerden uzak bir geçit.

Devamında bir mağara.

O karanlık yerde inşa edilmiş bir bina.

Kapalı demir kapağı açacak bir anahtar.

Nihayetinde İstanbul’un altında hayat bulan bir labirent yapı.

Deniz tabanındaki tüm bu sırlar, Kız Kulesi’nin altından geçen gizemli tünelde gün yüzüne çıkıyor.

Nasıl mı?

Tarihler 1960 yılını gösterdiğinde, moleküler biyolog, fizikçi ve aynı zamanda ünlü bir koleksiyoncu olan Francis Harry Compton Crick’in yolu oldukça gizemli bir adamla kesişir.

Hiç beklenmedik bir anda Sir Francis Crick’in köşküne kadar gelen bu adam; bozuk aksanı ile elindeki defteri satmak istediğini söyler. Kendisine uzatılan defteri şaşkınlık içinde alan Sir, içeriğine kısaca göz atar. Bir takım teknik çizimlerin ve Arapça harflerle yazılmış notların olduğunu görür. İlk başta pek üstünde durmak istemese de; gizemli adamın ısrarına dayanamaz. Başından savmak için çok az bir para ödeyerek defteri satın alır.

Birkaç gün sonra defteri dikkatlice yeniden incelediğinde kendisine oldukça tanıdık gelen çizimlerin Kız Kulesi'ne ait olduğunu görür.

İçinde başlayan merak ve heyecan duygusu ile kule hakkında bulabildiği tüm dokümanları inceler. Karşılaştırma yapabilmek için defterdeki notları tercüme ettirir. Ardından tüm çizim ve yazıları var olan bilgilerle karşılaştırır.

Okudukça ve araştırdıkça heyecanı artar. Çünkü notlarda Kız Kulesi mahzeninde aşağıya inen bir geçitten bahsedildiğini fark eder. Üstelik geçidin, eski bir mağara içine yapılmış başka bir yapıya açıldığını hayretle görür.

Notlarda geçidi açacak olan anahtar detaylı olarak tarif edilirken, deniz altında yer alan bu yapının bazı odalarında su gücü ile çalışan antik mekanizmanın varlığından bile söz edilir.

Gizemli adamın getirdiği defterdeki o bilgilerle başlayan araştırmalar; o günlerde Sir Francis Crick’in neredeyse tüm hayatı olur.

Heyecanla daha çok bilgi öğrenme merakı ve varsa sırrı çözme isteği üzerine; önce köşküne gelen ve Arap olduğunu düşündüğü adamı araştırır. Saygınlığı ve statüsü sayesinde adam hakkında arama emri çıkarttığı halde bulamaz.

Merakı o denli ağır basar ki Kız Kulesine gidip bizzat inceleme yapmak isteği kaçınılmaz olur. Ama önce notlarda detayları verilen anahtarı bir demir ustasına yaptırmalıdır.

Anahtarı eline alır almaz; sıcak bir Ağustos günü, yardımcısı ile beraber İstanbul’a doğru yola çıkar.

Bağlantıları sayesinde dönemin Türk hükümeti ve İngiltere’nin Türkiye büyükelçiliği ile irtibata geçer.

Sonunda mimari inceleme yapmak kaydıyla 5 gün izin almayı başarır. Hazırlıklarını yapar ve yanlarına verilen koruma memuru ile beraber kuleye ilk adımını atar.

Beraberce etrafı dolaşırlar. Notlarda kule tabanında olduğu belirtilen girişi ararlar.  Ancak söz edilen yerde sadece kocaman bir kaya parçasından başka bir şey göremezler. (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

07.03.2023

25 Mayıs 2023 Perşembe

YALNIZ KULE (3/3)

Bizans İmparatoru’nun hamile eşi, günler sonra dünyalar güzeli bir kız çocuğu dünyaya getirir. Bu habere çok sevinen kral, bu özel günün her yıl törenlerle kutlanmasını ister. Kızının geleceği ve eğitimi için ülkenin en bilgin kişilerini davet eder.

Bilginlerin yaşlısı, İmparator’a kızının on sekizinci yaşına basmadan zehirli bir yılan tarafından sokulacağını ve öleceğini söyler.

Bu duruma çok üzülen İmparator bunun gerçek olmaması için denizin ortasındaki küçük kuleyi onarır ve kızını oraya yerleştirir. Kulede tek başına yaşamaya başlayan Prensesi ziyarete sadece kendisi gider.

Prenses yıllarını orada tek başına geçirirken; her gün saraydan kendisine gönderilenlerle oyalanır.

Aradan yıllar geçer ve prensesin on sekizinci yaş günü yaklaşır. Babası kızını mutlu etmek için çok sevdiği üzümlerden bir sepet yaptırır. Gelin görün ki kader ağlarını çoktan örmüştür. Prenses kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan yılanla zehirlenir. Oracıkta hayatına veda eder.

Kızının ölümüne çok üzülen babası kaderden kaçılamayacağını anlar. Ancak yine de kızını toprağa koyarsa yılanların onu rahat bırakmayacağı endişesi ile bedenini mumyalatır. Pirinçten yaptırdığı bir tabuta koydurur ve Ayasofya’nın girişine defnedilmesini sağlar.

Günümüzde hala Ayasofya’da bulunan tabutla dikkat çeken ilginç ayrıntı ise üzerinde halihazırda görülen iki adet yılan deliğidir.

Yani rivayet odur ki; kehanete karşı gelen İmparator yılanlar tarafından yine cezalandırılmıştır. Bu nedenle tabuta dokunmak ve açmak yasaklanır. Eğer uyulmaz ve açılırsa; Ayasofya’nın büyük bir gürültü ile sallanmaya başlayıp şehri yılanların istila edeceği kulaktan kulağa anlatılarak günümüze dek gelmiştir.

İşte efsaneler ve Kız Kulesi ile ilişkilendirilen pek çok öykü.

Yazıma konu olan bu sözlü edebiyat hazineleri; taşıdığı efsanevi büyü nedeniyle bizleri farklı düşündürse de; hepsi o minicik ada üzerindeki YALNIZ KULE’nin marifeti.

Aslında oldukça uzun süren araştırmalarım neticesinde paylaşmak istediklerim bu yazımla sınırlı kalmıyor, bir sonrakinde YALNIZ KULENİN SIRRI ile devam ediyor. Kaçırmayın derim.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

08.02.2023

Kaynaklar: https://tr.wikipedia.orghttps://www.rehbername.com; https://www.aydinlik.com.tr; https://www.arkeolojikhaber.com; https://www.flypgs.com; https://www.neredekal.com.

 

 

 

 

YALNIZ KULE (2/3)

Tabiat olaylarını, mimari yapıları, toplumsal olayları yorumlarken anlam kazandırmak için, yapılan çalışmaların ortaya çıkardığı sözlü edebiyat hazineleri; tarihin her döneminde insanların ilgisini çekmiş.

İşte Kız kulesi hakkında anlatılan efsaneler de böyle oluşmuş.

Gelin onlardan birkaç tanesine göz gezdirelim.

Önce Yunan mitolojisinden gelen ve yıllar içinde dilden dile dolaşırken; gerçekte Çanakkale Boğazı’nda geçse de bir şekilde bu kuleyle ilişkilendirilen efsane.

Aynı zamanda Kız Kulesi’ne ismini veren Abydos Kralının oğlu Leander ile Afrodit’in rahibesi Hero’nun arasında geçer bu aşk öyküsü.

Çanakkale Boğazı’nın en dar yerine denk gelen ve iki yakayı adeta birbirine yaklaştıran Abidos ile Sestos kentleri arasında yaşanır.

Sestos bölgesinde yer alan ve güzellik tanrıçası Afrodit’e ait olan tapınağının bakımı güzel rahibe Hero’ya aittir.

Her yıl Sestos’ta Afrodit’in genç yaşta kaybettiği sevgilisi Adonis adına şölen düzenlenir.

Törene katılan genç kızlar ve delikanlılar bu vesile ile tanışır ve ilişkilerini yaşam boyu perçinler.

Karşı yakada yaşayan prens Leandros da bu şenliklerin birinde Sestos kentine gelir.

Karşısında gördüğü güzel rahibe Hero’dan adeta büyülenir.

Kısa süre içinde tanışırlar ve ilişkileri aşktan adeta karasevdaya döner.

Neden mi?

Çünkü aralarında bir engel vardır.

Hero’nun ailesi varlıklıdır ve kızlarının evlenmesini istemez. Onu rahibe olarak tapınağa hapsetmeleri de bu yüzdendir.

İki genç engellere rağmen bir araya gelip aşklarını devam ettirmek ister.

Bu amaçla aralarında bir buluşma yöntemi geliştirirler.

Buluşmak istedikleri zaman rahibe Hero, gece karanlık çöktüğünde elindeki meşaleyi karşı sahile doğru sallayacaktır. Leandros ise bu ışığı görünce boğazın serin sularına atlayacak ve yüzerek güzel Hero’sunu kucaklayacaktır.

Böylece başlayan serüven bahar ve yaz aylarında sorunsuz bir şekilde devam eder. Ancak kış gelip sular azgınlaştığında işler zorlaşır. Aşkının yüzerken hayatını tehlikeye attığını gören Hero buluşmalarına bir süre ara vermeleri gerektiğini söyler.

Leandros başlarda sevgilisine hak verse de her gece kıyıya gidip aşkından gelecek ışıklı sinyali beklemekten kendini alamaz.

Aynı zor duygularla boğuşan Hero da soğuk bir kış gecesi elindeki meşaleyi yakar ve karşı kıyıya sallamaya başlar.

Onu gören Leandros bir an bile düşünmeden kendini buz gibi soğuk suya atar. Başlar yüzmeye. Ancak dalgalar ve akıntıyla boğuşurken yolunu kaybeder ve bir süre sonra tüm gücü tükenir.

Karşı kıyıda ümitle bekleyen Hero ise yaptığına pişman halde sabahı zor eder. Sahile vardığında aşkının cansız bedeniyle karşılaşır.

Üzüntüyle ve hıçkırıkla kuleye geri döner. Gözlerini kapatıp kendini usulca boşluğa bırakır.

Bazı tarihsel kaynaklara göre; bu efsanevi aşk öyküsünde geçen meşalenin yerini Kız Kulesi alır. Bu nedenle sözü edilen aşk öyküsü bu kuleyle beraber anılır. Ve uzun yıllar boyunca Leander (Leandros) Kule’si olarak tarih sayfalarında yer alır.

Bir başka aşk öyküsü ise Selçuklu dönemine rastlar. Battal Gazi ile Bizans tekfurunun kızı arasında geçer.

İstanbul'u kuşatmak için gelen ve 7 yıl boyunca bunun için direnen Battal Gazi memleketine geri dönmez ve Üsküdar’a yerleşir.

Nedeni ise bölgede yaşayan Bizans tekfurunun kızına olan aşkıdır.

Bu durumu hoş karşılamayan baba, Battal Gazi’nin sefere çıkmasını fırsat bilip kızını denizin ortasına yaptırdığı kuleye kapatır.

Geri döndüğünde olanları öğrenen Battal Gazi, kulede hapis tutulan sevdiğini kurtarır ve aşkları yaşam boyu sürer.

Mutlu sonla biten bu öyküden sonra, sıra hepimizin aşina olduğu bir başka hüzün dolu öyküde. (devamı 3/3’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

08.02.2023

 

YALNIZ KULE (1/3)

İstanbul Boğazı’nda Salacak açıklarında minicik bir ada var.

Bu adanın üzerine inşa edilen ve kendine has mimarisi ile dikkat çeken yalnız bir kule.

Yalnızlığını tarih içine serpiştirilen türlü aşk öyküleri ve efsanelerle daha da çekici hale getirmiş.

Sadece onları araştırmak bir yana, karşısına geçip seyretmek de oldukça keyifli.

İşte karşınızda KIZ KULESİ.

Üsküdar’ın bu zarif sembolü, aynı zamanda güzel İstanbul’un en özel simgelerinden bir tanesi.

Ne zaman yapıldığına dair net bir kayıt olmadığı halde; bazı kaynaklarda, yapım tarihinin milattan önce 341 yılına kadar uzandığı görülür.

Bizans döneminden kalan tek eser olması nedeniyle önemli.

Tarih boyunca hakkında anlatılan efsaneler onun gizemini korumasını sağlamış.

Dünya mirasına geçen hazinelerimiz arasında.

İlk kez 1422 yılında Floransalı haritacı Cristoforo Buondelmonti'nin çizdiği Konstantinopolis haritasında hayat bulur Kız Kulesi.

Antik Yunanlı general ve devlet adamı Alkibiadis tarafından, Karadeniz yönünden gelmesi muhtemel gemiler için gümrük merkezi olarak yapıldığını açıklar tarih sayfaları.

Daha sonra 1110 yılında Bizans İmparatoru I. Aleksios, korumasını taş duvarların yaptığı ahşap kuleyi inşa eder.

Sonraki yıllarda kulenin tam karşısında Sarayburnu yakınlarına inşa edilen bir başka kuleyle aralarına kalın bir demir zincir gerilir. Ardından bir savunma duvarı yapılarak Asya kıyısına bağlanır. Böylece gemilerin Anadolu yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine izin verilir. Boğaz tarafından gelen gemilerden ise vergi alınır. Ancak bir süre sonra kule o ağır zinciri taşıyamaz ve Avrupa yakasına doğru yıkılır.

İstanbul’un fethine kadar gümrük kapısı ve ardından güvenlik noktası olarak görev yapan kule; İstanbul’un fethi sonrası gözetleme kulesi olarak kullanılmaya başlanır.

Hakkında pek çok rivayet olan kule; bir kısım Avrupalı tarihçi tarafından ‘Leander Kulesi’ olarak da adlandırılır.

Tarihi çok eski yıllara dayandığı için yıllar içinde büyük afetlerle karşılaşması kaçınılmaz olur.

Örneğin 1509 İstanbul depreminde yıkılır; onarıldıktan sonra bir fener olarak kullanılmaya başlanır.

1721 yılında çıkan yangında ise neredeyse yok olur.

Sadrazam Damat İbrahim Paşa tarafından imar emri verilerek yeniden hayat bulur ve görevine devam eder.

Çok daha dayanıklı malzemelerle yeniden yapımı 1763 yılına rastlar.

I.Abdülhamid zamanında revaçta olan kule, bir süre sonra bir sürgün ve idam adasına dönüşür.

1832 yılında Sultan II. Mahmud tarafından yeniden restore edilen kule, şehirde baş gösteren salgın nedeniyle karantina adası olarak kullanılır.

Günümüze gelinceye değin pek çok restorasyondan geçen kule; Cumhuriyet dönemiyle beraber tekrar fener olarak kullanılmaya başlanır. (devamı 2/3’ de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

08.02.2023

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...