26 Nisan 2016 Salı

KIYMETİ FARK EDEBİLMEK

Yaşamın içinde HER ŞEY çok kıymetli.

Tıpkı yaşamın kendisi gibi.

Önemli olan kıymetini fark edebilmek.

Tam da bu konuya uygun; eski zamanlara ait minicik bir öykü var paylaşmak istediğim. Çoğunuz okudunuz belki de önceden. Ancak yeniden hatırlamanın ve bakış açımızı parlatmanın gücüne inanıyorum ben.

‘’Masal bu ya; zaman zaman içinde; bir bilge hoca yaşarmış.  Pek çok öğrenci yetiştirmiş. Yıllarca emek verdiği öğrencilerinin seviyesini ise bakın nasıl öğrenirmiş? Kesesinde taşıdığı çok parlak ve gizemli bir taşı varmış.

Zamanı geldiğinde öğrencisini yanına çağırır, kesedeki bu taşı verir ve çarşıya yollarmış. Oradaki esnafa taş için kaç para vereceklerini sormasını istermiş. En sonrada da bir kuyumcuya uğrayıp ondan da fiyat almasını, ancak taşı kimselere vermeden geriye dönmesini beklermiş.

Yine günlerden bir gün, zamanı gelen öğrenci elindeki taşla çarşının yolunu tutmuş. 
Uğradığı dükkanlarda fiyat araştırması yapmış. İlk girdiği dükkandaki adam, taşı evirmiş çevirmiş. Sadece bir lira verebileceğini, onu da çocuğunun oynaması için alacağını söylemiş.

Öğrenci oradan çıkıp bir manifaturacıya girmiş. Ondan ise beş lira cevabını almış.

Derken yoluna bir semerci çıkmış. O da semerinin süslemesinde kullanabileceğini, karşılığında sadece on lira vereceğini iletmiş.

Hocasının sözünü hatırlayan öğrenci, en son bir kuyumcuya girmiş. Kuyumcu daha taşı uzaktan görür görmez yerinden fırlamış. Taşı yakından incelemiş. Heyecanla kaç para istediğini sormuş. Öğrenci daha önce aldığı cevapları düşünmüş elbette, ama onları kendine saklamış. Kuyumcuya kendisinin ne kadar verebileceğini sormuş. Kuyumcu, taş için ne istiyorsa vereceğini söyleyince; öğrencinin tedirginliği artmaya başlamış. Satmayacağını tekrarladıkça, kuyumcu ısrar etmiş. Dükkanını, evini, arsalarını bile feda edebileceğini söylemiş.

Tüm bu ısrarlar karşısında bunalan, ama hocasına verdiği sözü de unutmayan öğrenci; zor da olsa kuyumcudan yakasını kurtarmış.

Dönüş yolunda aklı karmakarışıkmış. Bir yanda sadece bir lira veren, diğer yanda her şeyini feda eden, hatta yalvaran insanlar. Hangisinin doğruyu söylediğini anlamakta zorlanıyormuş.

Bilge hocasının yanına vardığında, emanet taşı iade etmiş. Başından geçenleri de bir bir anlatmış.

Hocası gülümsemiş. Yol boyu düşünen, ama işin içinden çıkamayan öğrencisi mahcup bir şekilde başını öne eğince; hayat dersini fısıldamış.

“Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilenler anlar. O her ne ise ancak değerinin farkında olanın yanında kıymetlidir.”

Kıssadan hisse hesabı; her şey kıymetini bilenin yanında önem kazanıyor. Yeri geliyor, en değerli taş bile değersiz kalıyor anlamayanların gözünde. Bu nedenle farkındalık kazanmamız gerekiyor. Üzerinde çalışıp geliştirmemiz gerekiyor. İşte ancak o zaman, hayatın içindeki her şeye gerçek değerini verenlerden olabiliriz. Yaşamın renklerini hissedip çevremize de hissettirebiliriz. Manevi zenginliğimizle ışıldamaya başlarız.

Daha ne olsun? İyilik ve sağlık olsun.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

15.03.2016

Kaynak: Gelişimsel olumlama.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...